Sistem neden çöktü?

Dünyada benzeri olamayan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne 2018 yılında geçmiştik.

“Her şey iyi olacak, Türkiye kanatlanıp uçacak” diyorlardı ama ne yazık ki, bu sistemle birlikte hızlı bir gerileme ve çöküş dönemi başladı.

3 yıl 3 ay gibi bir süre içinde, devlet kurumları çöktü, denetim mekanizmaları devre dışı kaldı.

Memlekette her şeye “tek kişi karar verdiği için” sistem yürümedi, işler iyice sarpa sardı.

Bugün 83 milyon insanımız yanlış yönetimin ağır sıkıntılarını çekiyor.

★★★

CHP lideri Kılıçdaroğlu, devlet gemisinin neden karaya oturduğunu anlatmak için “İktidarda çoklu organ yetmezliği var!” demiş ve doğru bulduğum bu sözü birkaç gün önce yazmıştım…

Aynı gün emekli Orgeneral Hurşit Tolon arayarak bu konudaki görüşlerini şöyle anlattı:

★★★

“Tıpta doktorlar hastalarının ölümünü izah etmek için ‘Çoklu organ yetmezliği' derler. Hasta, bir değil birçok organı iflas ettiği için hayatını kaybetmiştir. Ülkemizin organları da ‘devlet kurumları'dır… Ben bugün devlette yaşanan olumsuz sonuçların sebebinin ‘Çoklu Kurum Yetmezliği' olduğunu düşünüyorum. Konuşma yaptığım birçok yerde hep bu ifadeyi kullandım.

İktidarın çöküşünün temel sebebi ‘Çoklu Kurum Yetmezliği'dir ve ülke olarak sıkıntılarımızın sebebi budur.

Eskiden siyasal iktidarlar zayıfladığı vakit bu açığı kurumlar kapatırdı…

Günümüzde ehil olmayan kadrolarla doldurulan devlet kurumları çökmüş durumdadır.

Uygun görevlere uygun, yetenekli, ehliyetli kişiler getirilmemiş, kurumlar sürekli güç kaybetmiştir.”

★★★

“Bugünkü bürokrat kadrolarımız ehliyetsiz ve liyakatsiz elemanlarla doldurulmuştur ve yaşanan sorunlar bunun doğal sonucudur.

Milli Eğitim, sağlık, içişleri, dışişleri, ekonomi, tarım, ormancılık, kültür, turizm ve diğerleri… Bir düşünün; bunların hangisinde liyakatli kadrolar var?

Siyasal iktidar, yandaş tayinlerle devleti çalışmaz hale getirdi. Bu nedenle bizi Çoklu Kurum Yetmezliği çökertti!”

Verilen adalet sözleri tören salonlarında kaldı

Türkiye'de en önemli sorunlarımızdan biri adalet sisteminin zaafı ve yargıya güvenin azalması…

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül sürekli hukuk kavramlarıyla konuşuyor, reformlardan söz ediyor, fakat hiçbir sonuç yok!

Mesela Bakan Bey, “Herkesin Anayasa Mahkemesi kararlarına uyması hukukun emredici hükmü ve hukuk devletinin gereğidir” diyor ama bu doğru sözlerin yargıya önemi bir etkisi olmuyor.

Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararını yok sayan hâkim uyarılacağı yerde Hâkimler Savcılar Kurulu tarafından terfi ettiriliyor!

“Adli yargılamanın ihlali” iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvurularda neredeyse dünya rekoru kırıyoruz!

Hâkimler ve savcılar için verilen “Coğrafi teminat” sözünün üzerinden iki yıldan fazla bir zaman geçti ama telaffuz edilen o adalet sözleri, süslü tören salonlarında kaldı!

İktidar, ülkede adalet tesis edilmeden hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık anlamalıdır!

TEBESSÜM

Bilgi yarışması…

Temel bir bilgi yarışmasına katılmış… Sunucu sormuş:

“Türkiye'ye sığınan milyonlarca mülteci arasında, ülkelerinde rüşvet yiyen ve yolsuzluk yapan kişiler de varmış. Bunlar neden Türkiye'ye sığınıyor?”

Cevap:

“Rüşvet ve yolsuzlukla suçlananların yargılanmadığı tek ülke Türkiye de ondan…”

“Yeni bir soru efendim: ABD Başkanı Biden ve ekibini taşıyan uçak düşmüş, kim kurtulmuş?”

Cevap:

“Bütün dünya!”

GÜNÜN SÖZÜ

İktidar koltuğuna oturan kişiler en kolay kendilerini kandırırlar!