“Yiğidimi hastanede öldürdüler!”

Kırşehir'de şiddetli mide ağrısından dolayı hastaneye başvuran Ali İmran Kaplan, iddialara göre ağrı kesici serum ve lağman verilerek eve gönderildi. Ancak…

Hasta bir süre sonra fenalaşınca ambulansla tekrar hastaneye kaldırıldı. Yapılan kontrollerde mide kanaması geçirdiği tespit edilince hemen ameliyata alındı.

Ameliyat sırasında, dışkının kana karıştığı ortaya çıktı.

Bunun için de acil olarak Ankara'ya sevk edilmek istendi. Fakat…

Ankara'daki hastaneler Ali İmran Kaplan'ın sevkini kabul etmedi.

Eski Vali Ahmet Altıparmak devreye girerek Ankara ve Kırşehir valileriyle görüşüp kuzeninin sevkini geç de olsa yaptırdı.

Ankara Şehir Hastanesi'nde ameliyata alınan Ali İmran Kaplan yapılan tüm müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.

51 yaşındaki kuzenini kaybeden eski Vali Ahmet Altıparmak sağlık sistemine isyan etti…

Vali Bey, sosyal medya hesabından sağlık sistemine isyanını şu cümlelerle dile getirdi:

“Ülsere bağlı mide kanamasından hasta kaybedilir mi? Bu ülkede edilir! Ağrıdan kıvranan hastaya önce ağrı kesici, sonra lağman verip gönderen ilgisizlik ve karşı taraf kabul etmiyor diye ölüme terk eden sistem, daha 51'indeki bir yiğidi öldürdü!”

★★★

Bu dramatik olayın perde arkasını CHP Sağlık Politikaları Genel Başkan Danışmanı Coşkun Bel şöyle anlattı:

“Bunlar daha iyi günlerimiz…

Vali Bey'in olayı sadece buzdağının görünen kısmıdır!

Ne yazık ki ülkemizde böyle dramatik olaylar yaşanıyor. İşin içinde bir vali olmasa bu olayı nasıl öğrenecektik?

AKP iktidarının ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı' adı altında uygulamaya koyduğu birtakım düzenlemeler, sağlık sistemimizin ayarlarını tamamen bozdu.

Sağlık Bakanlığı'nın uyguladığı yanlış politikalar neticesinde kamu sağlık kurumlarından istifa eden binlerce tecrübeli hekim özel sağlık kurumlarına geçti.

İktidar sağlık sistemini iyileştirmek yerine, doktor açığını kapatmak için ülkedeki tıp fakültelerinin sayısını çoğaltma yoluna gidiyor.

2002 yılında 44 olan tıp fakültesi sayısı 128'e çıktı. Çıktı da ne oldu? Birçoğunun yerleşkesi, hastanesi yok, öğretim üyesi yetersiz!

Böyle bir tabloda bir tıp öğrencisi nasıl iyi eğitim alabilir?

★★★

Eskiden doçent adayları jüri huzurunda yazılı, sözlü ve uygulamalı zorlu sınavlardan geçiriliyor ve başarılı olanlara ‘Doçent' unvanı veriliyordu. Eğer doçent adayı cerrahi branşta ise jüri önünde ameliyat yapması isteniyordu.

3 yıl önce bu uygulama kaldırıldı. Doçent adayı, yayınlarını belirlenen jüri üyelerine gönderiyor. Jüri üyeleri olumlu rapor verirse ‘Doçent' oluyor. Jüri üyeleri doçent adayının yüzünü bile görmüyor.

Çok değil, önümüzdeki 10 yıl içinde tecrübeli hekimi mumla arar hale geleceğiz. Bu durumdan duyarlı hekimler de rahatsız. ‘Yaşlandığımızda tecrübeli hekime düşebilecek miyiz?' endişesini yaşıyorlar.

Vali Bey'in kuzeni tecrübeli bir hekime düşseydi, büyük olasılıkla sonucu böyle dramatik olmayacaktı!”

TEBESSÜM

Kazak koca böyle olur!

Kadın giyinip süslenerek sokağa çıkmaya hazırlanırken, kendisinin kazak olduğunu zanneden kocası soruyor:

“Nereye gidiyorsun?”

Cevap hayli sert çıkıyor:

“Nereye istersem oraya gidiyorum. Sana mı soracağım?”

Adam tekrar soruyor:

“Peki, ne zaman döneceksin?”

Kadın yine tersleniyor:

“Sana ne? Ne zaman canım isterse o zaman dönerim!”

Sonunda patlayacak hale gelen erkek:

“Ee, yeter artık! Beni isyan ettiriyorsun!” diyor ve ekliyor:

“Bak seni uyarıyorum! Eğer ben ortalığı temizleyip toplayıncaya kadar dönmezsen, ne çamaşırları yıkarım, ne de bulaşıkları… Ütüyü bile kendin yaparsın valla!”

GÜNÜN SÖZÜ

Sağlık gibi dost, hastalık gibi düşman, açlık gibi acı yoktur!