“Cezaevleri siyasilerle, rektörlerle, gazetecilerle dolar”

Eski bakan Erdoğan Bayraktar'ın açıklamaları, Türkiye'yi sarsan 17 Aralık operasyon günlerinde yaşananları anımsattı. Hakkındaki iddialar için Bayraktar, “Hepsini Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dahilinde yaptım” demişti. Hatırlatalım, 17 Aralık operasyonuna adı karışan bakanlarla, Bayraktar'ın konusu çok farklıydı.

Önemli bir ameliyattan çıkmıştım. Hastanede, görevliler aralarında konuşurken,  kebapçıya gelen bakan Zafer Çağlayan'a, “Saat kaç sayın bakanım?” diye soran kişinin hastane personeli olduğunu, bakanın da o kişinin yanından ayrılırken geri dönüp, “Sen ne demek istedin?” diye saldırdığını, çalıştığı hastaneyi öğrenip işinden atılmasının istendiğini öğrendim. Bir yandan ağrılarımla uğraşırken, olayın ayrıntılarını öğrenip haberi hastaneden yazdırmıştım. Yadırgamayın, nede olsa ben rahmetli Vali Refik Arslan Öztürk'ün kardeşiyim. Onun da, yoğun bakımdayken, ilindeki ihalede Devletin zarar etmemesi için pazarlık yaptığını doktorundan öğrendiğimde şaşırmadım.

TORUNLARINIZIN PEŞİNİ BIRAKMAZ

Başbakan Ahmet Davutoğlu, isimleri yolsuzluk, rüşvet, kara para iddialarına karışan Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Muammer Güler'in Yüce Divan'a gitmelerini istiyordu. “Eğer gitmezseniz, bu iddialar sizin de, çocuklarınızın da hatta torunlarınızın da peşini hiçbir zaman bırakmaz” dedi. İşte o görüşmede ilginç bir ifade de kullanıldığını, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ şöyle açıklıyor: “Bakanlar, ‘Eğer bizi Yüce divan'a gönderirseniz, biz de üstümüzde olanları söyleriz. ” Davutoğlu da, “Kim varsa söyleyin” ısrarının sonuç getirmeyeceği de anlaşılıyordu.

Bakanların Yüce Divan'a gönderilip gönderilmeyeceğine ilişkin oylama üç kez ertelendi. “Yüce Divan'a verilmeli” yönünde oy kullanacakları tahmin edilen AKP milletvekillerine yurtdışı görevler çıkarıldı. Dolayısıyla onlar oylamada bulunamadı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, İngiltere'de resmi temaslarda bulunduğu gün oylama yapıldı ve Yüce Divan'a verilmesinin yolu kesildi.

“CEZAEVLERİNDE YER KALMAZ”

Eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, halen Gelecek Partisi'nde Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor. Bilgili, birikimli ve ülke gerçeklerini her fırsatta gündeme taşıyan bir isim. Sohbetimizde, son sözleri şu oldu:

“Türkiye'nin büyük, hem de çok büyük ‘Temiz Eller Operasyonu'na ihtiyacı var. Bakanlara, rektörlere, bakan yardımcılarına, belediye başkanlarına, meclis üyelerine, üst düzey bürokratlara, bazı gazetecilere ve birinci derecede yakınlarına ‘Nereden buldun?' diye sorulmalı. İnanın çok büyük bir bölümü mal varlıklarının hesabını veremez.  Bağımsız, tarafsız yargı olsa inanın yolsuzluk yapanlardan, rüşvet alanlardan, malının hesabını veremeyenlerle cezaevleri dolup taşar, diğer vatandaşlara cezaevlerinde yatacak yer kalmaz.”

CHP'NİN DE HATASI VAR

17/25 Aralık operasyonlarıyla ilgili CHP'nin de eksiklikleri oldu. Rıza Zarrap tarafından aldırılan, her aşaması polis takibinde bulunan ve sonunda Bakan Zafer Çağlayan'ın kolunda görüntülenen saatle ilgili CHP soru önergesi ya da soruşturma önergesi bile vermedi.

Seçimlere 15 gün kala CHP, 4 bakanla ilgili soruşturma önergesini verdi ve TBMM'nin 17 Mart 2014'de toplanmasını istedi. Oysa, üç bakana dönük suçlamalarla, Erdoğan Bayraktar'ın durumu farklıydı. O yüzden, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, aynı önergeden Bayraktar'ın çıkarılması gerektiğini, yani onun için soruşturma önergesi verilmesi isteniyorsa, ayrı önerge verilmesi gerektiğini bildirdi.

Komisyonda görev yapacakların daha önce konuşmaması gerekiyor. CHP, ancak 45 gün sonra komisyonda görev alacakların isimlerini TBMM Başkanlığı'na gönderdi. Üç bakanla ilgili soruşturma komisyonu da Mayıs ayında kurulabildi.

YOLSUZLUK SİYASETİ

Ülkemizde “Yolsuzluk siyaseti” çok yaygın bir biçimde kullanılıyor ama üzerine de gidilmiyor. Örneğin, “Siyasi Etik Yasası” çıkarılması gündeme getiriliyor. Bu konuda 2013 yılında komisyon kurulmuş, AKP'den Köksal Toptan, CHP'den Oktay Ekşi, MHP'den Sümer Oral, HDP'den Adil Zozani'den oluşan komisyonun imzasıyla TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilecek bir metin ortaya çıkmıştı. Uzlaşma oldu ama yasa çıkarılmadı.

Siyasetin finansmanı hep tartışılıyor. Cemil Çiçek'in TBMM Başkanlığı döneminde bu konu gündeme geldi. Milletvekili adayına yapılan yardımlar kamuoyu ve medya denetimine açık olmalı. Seçilen kişinin, aldığı yetkili bağış yapana kullanılıp kullanmadığı da görülmeli. Sonra, bağış yapanlara sağlanan rantlardan, imar değişikliğiyle yükselen binalardan söz ediyoruz.

Hem yolsuzluklardan söz edeceksiniz, hem de bu konuda atılması gereken adımları atmayacaksınız. Böyle de olmuyor.