O Başkan konuştu: Sıkışınca yanına gideriz

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın “Beni hırsız çuvalının içine attılar” demesini “İtiraf” olarak yorumlayanlar, eski bakanlar Zafer Çağlayan, Egemen Bağış, Muammer Güler hakkında soruşturma komisyonu kurulmasını gündeme getirdiler. Eski Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan da “O malum arkadaşlar ‘yakarız, yıkarız'diye sağı-solu tehdit ettiler” dedi. Ancak bunun dayanağını açıklamadı.

Bir iktidar değişikliği olmadan eski bakanlarla ilgili soruşturma komisyonu kurulmasın kimse beklemesin. 17 Aralık yolsuzluk, rüşvet, kara para fezlekesiyle ilgili neler olduğunu hatırlatayım.

DOSYANIN SEYİR DEFTERİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bakanlarla ilgili fezlekeyi 31 Aralık 2013'de Adalet Bakanlığı'na gönderdi. Bakanlık dosyaları 29 gün bekletti ve 29 Ocak 2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na “TBMM Başkanlığı'na göndermeniz gerekir” yazısıyla iade etti.

Başsavcılık, fezlekeleri 21 Şubat 2014 tarihinde TBMM Başkanlığı'na gönderdi. CHP, TBMM'yi olağanüstü toplanması çağırdı ve 19 Mart 2014'te toplandı. Aynı gün, dönemin hukukçu kökenli CHP Milletvekili Ali Özgündüz'ün hazırladığı 4 bakanla ilgili ayrı ayrı soruşturma önergesi 60'ar imzalı olarak Meclis Başkanlığı'na verildi. AKP ise 4 bakan hakkında tek önerge verdi. Böylece Erdoğan Bayraktar da aynı önergeye dahil edildi, soruşturma komisyonu kuruldu. Daha sonra Meclis tatile girdi.

Önceki önergelerinin usule aykırı olduğu gerekçesiyle AKP, 24 Nisan 2014 de yeniden önerge verdi.

CHP ve AKP'li milletvekillerinin verdiği önergeler 5 Mayıs 2014'de Genel Kurul'da görüşüldü. CHP'nin bakanlarla ilgili önergelerin ayrı ayrı görüşülmesi önerisi reddedildi, AKP'nin verdiği önerge 453 oyla kabul edildi. Böylece Meclis soruşturma Komisyonu kurulmasına karar verildi.

KARAR TOPLANTISI ERTELENDİ

5 Mayıs 2014'de verilen Soruşturma Komisyonu kurulmasına ilişkin 5 Mayıs 2014 tarihli karara rağmen, komisyona ancak 8 Temmuz 2014'de üye seçimi yapılabildi. Çünkü, bu süreçte AKP komisyona üye vermiyordu.

Komisyon 9 AKP, 4 CHP, 1 MHP, 1 de HDP'li üyeden oluştu. Başkanlığa AKP Milletvekili Hakkı Köylü seçildi. Hakkı Köylü, İstanbul Başsavcılığı'ndan gelen fezleke ve eklerini komisyon üyelerine hiç göstermeden “Dizi pusulası yok” diye iade etti ve dizi pusulası düzenlenerek gönderilmesini istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu dosyaları, dizi pusulalarını da ekleyip 3 Eylül 2014'de TBMM'ye gönderdi. Komisyon başkan seçiminin yapıldığı ilk toplantısından sonra yaklaşık 2 ay hiç toplanmadı.

2014 yılının 16 Ekim, 5-11-13-20 Kasım-27 Kasım, 3-4-18- 22 Aralık tarihlerinde toplantılar yapıldı. 22 Aralık toplantısı aslında, bakanların Yüce Divan'a gönderilip gönderilmemesiyle ilgili karar toplantısıydı.

Karar toplantısı yapılacağı gün, Başkan Hakkı Köylü oturuma ara verdi. Dönüşünde toplantıyı 5 Ocak 2015 tarihine ertelediğini söyledi. 5 Ocak'ta yapılan toplantıda AKP'li 9 üyenin oylarıyla, bakanların Yüce Divan'a gönderilmemesi yönünde karar alındı.

OYLAMA SONUCU

Komisyonun bu raporu, 20 Ocak 2015'te TBMM'de görüşüldü. Oylamada şöyle bir tablo çıktı:

Zafer Çağlayan: Oylamaya 517 milletvekili katıldı. 242'si Yüce Divan'a gönderilmesi, 264'ü de gönderilmemesi yönünde oy kullandı. 7 milletvekili çekimser kaldı. 1 oy boş çıktı, 3 oy da geçersiz sayıldı.

Muammer Güler: Oylamaya 513 milletvekili katıldı. 258'i Yüce Divan'a gönderilmesi, 241'i de gönderilmesi yönünde oy kullandı. 6 çekimser, 4 boş, 4 de geçersiz oy kullanıldı.

Egemen Bağış: Oylamaya katılan 517 milletvekilinden 245'i Yüce Divan'a sevk edilmesi, 255'i gönderilmemesi yönünde oy kullandı. 7 çekimser, 6 boş, 4 de geçersiz oy kullanıldı.

Erdoğan Bayraktar: Oylamaya 517 milletvekili katıldı. 219'u Bayraktar'ın Yüce Divan'a gönderilmesi yönünde oy kullanırken, 288 milletvekili ise gönderilmemesi yönünde oy kullandı. 4 Çekimser, 3 boş, 2 geçersiz oy çıktı.

KÖYLÜ: NİÇİN SÖYLEMEMİŞ

Hakkı Köylü, daha önce değişik illerde savcı, başsavcı olarak görev yapmış, AKP'den milletvekili seçilmişti. Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde yaşanan sel felaketi sırasında hep oradaydı. Dikkat etmesine rağmen koronavirüs testi pozitif çıktı. Önceki gün karantinadan çıktı. AKP'de saygı duyulan, mütevazılığıyla da öne çıkan Köylü'ye, bakanlarla ilgili soruşturma komisyonu oylaması öncesi neler olduğunu, Babacan'ın tehdit iddialarını da sordum. Şunları söyledi:

“Kararımıza katılırlar katılmazlar ama adil bir soruşturma yaptık. CHP'li iki üye de adil bir çalışma yaptığım için bana teşekkür etti. Adil olmadığımı muhalefetten de söyleyen olmamıştı. Bir karar verdik kimisi beğenir, kimisi beğenmez. Ama, öyle tehdit edilme gibi şeyler yok. Bunları nereden çıkarıyorlar anlamadım.”

AĞZIMDAN KÖTÜ SÖZ ÇIKACAK

“Ali Babacan, madem tehditler olmuşsa niçin bunları daha önce söylememiş? Şimdi kötü bir şeyler söyleyeceğim ama neyse bu kadar söylüyorum. Herkes ucuz kahramanlık yapıyor şimdi. Arkalarında kim var? Boş verin şimdi onu söylemeyeyim.”

Hakkı Köylü'ye oylama yapılacağı gün neden ertelettiğini, bu süreçte ortaya atılan iddiaları sorduğumda şunları söyledi:

“Karar vermiş miyiz? İşte ben onu anlamıyorum. Desek ki ‘Karar verdik, şöyle belirtsek toplantıda şöyle karar vereceğiz diye ondan sonra da biriyle görüşsek de yok vazgeçtik öyle değil de böyle karar vereceğiz' desek o zaman anlarım yani. Biz bir karar vermedik ki. Soruşturmamız, toplantılarımız devam ediyor. Benim neye karar vereceğimi kimse bilemez.

Yargıdan gelen bir adamım. Sallapati ‘şöyle düşünüyorum, şöyle karar vereceğim, böyle karar vereceğim' diye söylenmez böyle şeyler. Böyle bir şey de yok zaten. Biri bir yerde bir laf konuştu, onun arkasından ne çıkarabilirim bunun kuyruğundan tuttuk tren diye mi düşünüyorlar ne yapıyorlar bilemem ne çıkarabilirim diye mi düşünüyorlar anlamıyorum. Bundan sonrası, beni ilgilendiren bir tarafı yok. Bir karar verdik Saygı Bey. Onun üstüne nesini tartışacağız. Tartışan tartışsın ama beni ilgilendiren bir tarafı yok.”

DEMİREL DERDİ Kİ.

Savcılığın, “Bakanlarla ilgili dinlemeler usulsüz, deliller usulüne göre toplanmamış kararı

verilmemiş olsaydı, komisyondan farkı bir şey çıkar mıydı?” diye sorduğumda Hakkı Köylü'nün cevabı şöyle oldu:

“Öyle konuşulmaz ki. Şimdi ‘Deliller şöyle olsaydı şöyle olurdu' diye, olmayan şey tartışılmamalı. Rahmetli Süleyman Demirel derdi; ‘Doğmamış çocuğa don biçilmez diye. Varsayımlar üzerinden şimdi niye konuşalım. ‘Şöyle olsa böyle olurdu, hatta böyle olsa da şöyle olurdu' diye ucu başı gelmez o zaman. Dün olduysa olana göre bir karar verdik bitti yani. ‘Olsaydılara' göre değerlendirmeye gerek yok.

VİCDANIM RAHAT

Hakkı Köylü'ye, karardan dolayı vicdanının rahat olup olmadığını sorduğumda “Elbette rahat. Biz, ona göre karar verdik” dedi.

“Cumhurbaşkanı'yla o dönem bu konuyla ilgili görüşmeniz oldu mu?” sorusunu ise şöyle cevaplandırdı:

“Cumhurbaşkanımızla ben başka şeyler de ara ara konuşuyorum. Soruşturma komisyonu ile ilgili konuştuğumu hatırlamıyorum. Sonra biz, sıkıştık mı başbakanlığı döneminde de yanına milletvekilleri olarak giderdik. Memleketle ile ilgili sorunlar olduğu zaman ya da başka önemli sorunlar olduğu zaman gider görüşürdük.”

Bir kez daha sordum “Bakanların oylaması”yla ilgili konuyu görüştünüz mü?” diye. Cevabı, “Yok, yok görüşmedik” oldu.

17/25 Aralık iddiaları da, bu konuda yapılan oylama da tartışılmaya devam edecektir.