Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Bulaşıcı “soykırım”

28 Nisan 2021 Yazarlar

Gündemde, bulaşıcı COV-19 varyantları sebebiyle tam kapanma var.

Gündemde, Biden'in “soykırım” deme rezaleti var.

Bu iki olay arasında analoji/benzerlik kurulabilir mi?

Yıl, 1914.

İnsanoğlu tarihinin en büyük savaşına tanıklık etti; Birinci Dünya Savaşı!

Savaş, bulaşıcı hastalıkların artmasına sebep oldu. Osmanlı tebaası tifüs, kolera, veba, frengi, dizanteri, verem, tifo, sıtma ile kırıldı…

Örneğin:

Osmanlı 3. Ordu savaşta karargâhını (tehcir bölgesi) Erzurum (ve sonra Sivas'a) kurdu. Ermeni çetelerinin saldırıları, Sarıkamış gibi facialarda çok şehit verdi. Aynı zamanda dört yıllık savaşta bulaşıcı hastalıklar ile savaştı… Sadece tifüsten 93 bin kişi hastalandı ve bunlardan 26 bin 322'si hayatını kaybetti. 3. Ordu Kumandanı Hafız Hakkı Paşa bile aynı hastalığa tutularak vefat etti.

3. Ordu'nun tifüs verileri çok çarpıcı:

Sene 1915 (10 ay)

Hastalıktan hastaneye giriş yapan: 206.963

Yaralanmak suretiyle hastaneye giriş yapan: 8.939

Sene 1916  

Hastalıktan hastaneye giriş yapan: 136.722

Yaralanmak suretiyle hastaneye giriş yapan: 31.220

Sene 1917

Hastalıktan hastaneye giriş yapan: 139.110

Yaralanmak suretiyle hastaneye giriş yapan: 1.654

Sene 1918 (9 ay)

Hastalıktan hastaneye giriş yapan: 81.703

Yaralanmak suretiyle hastaneye giriş yapan: 2.421

Toplam:

Hastalıktan hastaneye giriş yapan: 564.498

Yaralanmak suretiyle hastaneye giriş yapan: 44.234

Sadece tifüs değil…

HDP HIYANETİ

3. Ordu'da sıtma bulaşıcı hastalığına 26.898 kişi yakalandı; 6.773'ü öldü.

3. Ordu'da dizanteri bulaşıcı hastalığına 12.542 kişi yakalandı; 3.942'si öldü.

3. Ordu'da tifo bulaşıcı hastalığına 2.927 kişi yakalandı; 1.697'si öldü.

Tüm bulaşıcı hastalık verilerini yazmayayım…

Savaş sürecinde 3. Ordu'da hasta ve yaralıların ölüm sayısı 109.562, şehit sayısı 9.001 olmak üzere toplam 118.563 idi. Bu istatistiklere göre bulaşıcı hastalıklardan ölümler, yaralıların ölümünden yaklaşık 28 kat, şehit düşenlerin sayısından toplamda 12 kat daha fazlaydı!

Yabancı askerler, komutanlar, diplomatlar, misyonerler ve hatta doktorlar bile bulaşıcı hastalık sonucu can verdi. (Alman Mareşal Goltz Paşa da Bağdat'ta tifüse yakalanıp öldü.)

Yazdıklarımın sadece 3. Ordu verileri olmasının sebebi var:

1915 Ermeni tehcirindeki kayıplar konusunda nedense bulaşıcı hastalıklardan hiç bahsedilmiyor! Bunu kayıplara mazeret aramak için yazmıyorum. Kara propaganda insanın canını sıkıyor… Tehcir sırasında katliamlar yaşanmadığını kimse iddia edemez. (“Soykırımla yüzleşin” diyen HDP'nin öncelikle, yollardaki Ermenileri katleden eli kanlı Kürt aşiretleriyle yüzleşmesi gerekmiyor mu? Keza: Ermeni çetelerin bölgede Kürtleri nasıl katlettiği konusunda da tek çalışmalarını görmedim. Emperyalist proje etnisite gözlerini kör etti.)

Bulaşıcı hastalıklara dönersek…

SİYASİ PROPAGANDA

3. Ordu'da görev yapan askerlerin anı kitaplarındaki bulaşıcı hastalıklar bölümleri yürekleri yakıyor. Mehmetçik düşman ateşinden çok, mikrop-bakteri-virüs ateşinden korunmaya çabalıyor…

Tehcir döneminde bulaşıcı hastalıklardan kaç Ermeni'nin öldüğünü bilmiyoruz. Elde bazı belgeler var sadece. Örneğin:

Tarih: 17 Ekim 1915. Dahiliye Nazırı Talat Paşa imzasıyla Halep'te Muhacirin Müdürü Şükrü (Kaya) Bey'e gönderilen telgrafta; Hama'da bulunan 20 bine yakın muhacir (Ermeni) arasında lekeli humma ve dizanteri hastalıkları baş gösterdiğini ve günde 70-80 kişinin öldüğünün haber alındığını, biran evvel muhacirlerin sevk yerlerine gönderilmesi isteniyordu.

Bu amaçla –mesela- Halep'te, 850 yataklı hastane yapıldı. Vatan Hastanesi kapasitesi 2 bin yatağa çıkarıldı. Bir cami ve bir kilise hastaneye dönüştürüldü.

Musul'da 250 yataklı veya Resulayn'da 50 yataklı hastaneler açıldı. 30 arabadan oluşan hasta nakil birliği oluşturuldu. Hilâl-i Ahmer, her biri 25 yataklı 300 hasta çadırı, 10 adet seyyar dezenfeksiyon aleti ile 20 portatif ameliyat masası gönderdi. Vs.

Ermeni Yardım Komitesi'nden Armenag S. Baronigian, 1920 yılında “Bırak Konuşayım” adlı makalesinde 139 bin Ermeni'nin hastalık nedeniyle öldüğünü yazdı. Ki abartılı olduğunu söyleyebiliriz. Neyse… Büyük bir trajediyi rakamlara indirecek değilim.

Tehcir döneminde insanların bulaşıcı hastalıklarla kitlesel kıyıma nasıl uğradığı bilinmeden, ölümler salt şiddet boyutuyla ele alınamaz.

Hele “soykırım” demek acılar üzerinden siyasi propaganda yapmaktır, ayıptır.

YAZARIN TÜM YAZILARI