Büyük Dönüşüm

Yine bir iktisat kriziyle karşı karşıyayız…

AKP'nin, yirmi yıllık iktidarının sonunda Türkiye'yi uçurumun kenarına getirdiğini görüyoruz, yaşıyoruz…

Ama… Mesele salt Erdoğan değil ki? AKP yerine gelecek iktidar hangi ekonomik sistemi, nasıl inşa edecek? Kırk yılda sekizinci kez finans krizi yaşıyoruz. İktidara gelecek partinin; ekonomik sistemlerin en belirleyici özelliği olan politik çizgisi nasıl olacak?

Kırk yıldır uygulanan ekonomik sistemde hata olduğunu artık tartışmamız gerekmiyor mu?

Günlük kısır dedikodularla zaman öldürmenin ülkemize yararı yok!

Ülkenin düşün dünyasında neoliberalizmin hegemonyası var ve bunu kırmak lazım. Bunu başaramazsanız üç benzer; Özal, Çiller, Erdoğan gider, aynılarını yine iktidara taşırsınız!

Evet. Sistemi sorgulamak gerekiyor; bu kırk yıllık ekonomi programı dışında başka yürünecek yol yok mu?

Ezberden kurtulup kafanızı kaldırırsanız; dünyada neoliberalizme karşı yapılan eleştirilerin-özeleştirilerin ve gidilecek yeni yolların farkında olursunuz.

Israrla yazıyorum; kişileri değil sistemleri tartışalım. Şu klasik sözü bilmeyeniniz yoktur: Küçük insanlar kişileri, ortalama insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri konuşur, tartışır…

Ufuk açmaya inatla devam edelim…

YILLAR SONRA GELEN İTİBAR

Son dönemde sıklıkla, ismine ve kitabına atıf yapılan/referans kaynağı olarak gösterilen ekonomist var:

Karl Polanyi (1886-1964)…

Batı'nın hâkim iktisadi düşüncesine karşı çıkışı ve önemli klasik kitabı “Büyük Dönüşüm” ile tanınmış Macar düşünür.

1944 yılında yazılan bu kitap hak ettiği ilgiyi neden son yıllarda gördü?

Yıl, 2001.

Nobel ödüllü Amerikalı iktisatçı Joseph Stiglitz'in önsözü ve dünyanın önde gelen ekonomik ve politik sosyologlarından biri olarak kabul edilen Fred L. Block'un giriş yazısı ile “Büyük Dönüşüm” yeniden yayımlandı.

O dönem, neoliberalizmin, Marksist olmayan ekonomistler tarafından da eleştirilmeye başlandığı süreçti. (Kitabı Türkçe'ye Ayşe Buğra çevirdi. Ki -Osman Kavala'nın eşi- Prof. Buğra üzerine ayrı bir yazı yazacağım.)

Bazı iktisatçılar, dünyaya dayatılan vahşi kapitalizm/neoliberalizm karşısına “Büyük Dönüşüm” düşüncesiyle çıktı. Çünkü:

Karl Polanyi dedi ki:

– Kendi kurallarına göre işleyen piyasa sistemi tamamen ütopyadır.

– Böyle bir sistem kurmak topluma ciddi anlamda zararlar verir.

Polanyi'nin bu eleştirisinin haklılığı, özellikle 1990'ların başında piyasa sistemine geçmeye çalışan Rusya'da, işler kendi haline bırakıldığında ortaya büyük kaos çıktığında görüldü. Devletin olmadığı piyasada boşluğu mafya dolduruyordu.

Keza aynı dönemde devletlerin düzenleyici rolüyle Doğu Asya'daki kimi ülkelerin hızlı kalkınma sürecine girmesi Polanyi'nin yıldızını parlattı…

“Sosyal politikalar köleliğe giden yoldur” diyen neoliberalizm babası F. Hayek'in karşısına Polanyi ile çıkıldı…

FAŞİZMİN SEBEBİ

Polanyi, Batı uygarlığının çökmesine neden olan faşizmin gelecekte tekrar yıkıma yol açmaması için, ortaya çıkış nedenlerinin iyice anlaşılması gerektiğini belirtti:

-“Faşizmin neden ortaya çıktığı, nelerden kaynaklandığı anlaşılmazsa gelecekte barbarlıktan ve savaştan kaçınılamaz.”

Kitabını 1944'te çıkardığını anımsatırım: 1929 büyük iktisat krizine sebep olan dizginsiz piyasanın ve faşizmin yarattığı savaşın tanığıydı Polanyi…

Dedi ki: Piyasa yalnızca ekonomik teori aracılığıyla anlaşılamaz; ekonomik ilişkileri toplumsal ilişkilerden soyutlayamazsınız…

Toplumsal ilişkileri paramparça eden piyasa sisteminin nasıl çöktüğünü açıklamak için tarihe başvurdu; kapitalizm öncesi toplumlara ve hatta ilkel ekonomilere kadar giderek/antropoloji çalışmaları yaparak ekonomik ilişkilerin daima toplumsal ilişkilerin fonksiyonu olduğunu gösterdi.

Dedi ki: Farklı toplumlarda farklı iktisadi yapılar vardır ve bu anlamda tek bir kapitalist yapılanma yoktur.

Bizim sol aydınlar, Batı klasik iktisat teorilerine uymayan Osmanlı ekonomik düzenini/“Asya tipi üretim tarzını” yıllarca tartıştı. Ancak… 12 Eylül askeri darbesiyle dönekleşen solcular, Batı tercümeleriyle -toplumsal yapımıza uygun olmayan- sömürü aracı neoliberalizmi ülkemize dayattı! Kâr hırsının olmadığı, pazarlık etmenin kınandığı, elindekini cömertçe dağıtmanın meziyet olarak görüldüğü, “Ahilik” sosyal örgütü mirasçısı olan bir topluluğa -hem de muhafazakâr- Özal, Çiller, Erdoğan eliyle neoliberalizm dayatıldı. Ki İslam'ı da bozdular…

Ana sorunumuz bugün budur; kırk yıllık ekonomik dayatmayı nasıl yok edeceğiz?

Geleceği anlamak ve şekillendirmek isteyenler için önemli bir referans kaynağı “Büyük Dönüşüm”…

 

Loading...