Erbakan’ı kim devirdi

John Deutch (d.1938)…

Sıra dışı CIA başkanıydı.

Brüksel doğumlu Rus Yahudisi idi. 1945'te Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı oldu.

Kimya mühendisiydi. Massachusetts Institute of Technology/MIT'de profesörlük ve dekanlık yaptı.

ABD Enerji Bakanlığı'nda müsteşarlık ve Savunma Bakan Yardımcılığı gibi çeşitli görevlerde bulundu. Ve…

Tarih 10 Mayıs 1995. Başkan Bill Clinton onu CIA'nın başına atadı.

Tarih 23 Temmuz 1995. CIA Başkanı Deutch, Ankara'ya geldi. Bu ziyaretinde ilginç bir görüşme gerçekleştirdi: TBMM'de 77 milletvekiliyle dördüncü parti olan Refah Partisi/RP Genel Başkanı Erbakan ile özel görüşme yaptı!

Sadece CIA Başkanı değil. Graham Fuller gibi “Ilımlı İslam” taraftarı CIA ajanları, ABD'nin Adana Konsolosu Harry Cole ya da  Eugene Zajac gibi ABD diplomatları, RP ile ilişki kurdu. Keza: ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Peter Tarnoff Türkiye'ye geldiğinde Erbakan'ın evine konuk oldu. Medya önünde Erbakan'ın elini sıkıp “Sizinle çalışmak zevk olacak” dedi.

O dönem partinin dışişleri sorumlusu Abdullah Gül, Erbakan'ı 1992 ve 1994'te  ABD'ye götürdü. Öyle ki… 1994 yılının ilk dokuz ayında RP ile ABD'liler arasında 15 görüşme yapıldı. Amerikan Büyükelçiliği'nde RP'liler ile temas kurmak için Dean Deal adlı –CIA ajanını– görevlendirildi.

Wikileaks sızıntılarında Amerikalı diplomatlar, RP'den “Kürt sorununu çözecek parti” diye bahsediyordu. Dillerindeki “hoca” gitmiş “profesör” gelmişti; Erbakan'a yeni imaj çiziliyordu

BAYKAL YİNE SAHNEDE

Aynı yıl/ 1995…

İktidar ortağı SHP ile CHP birleşti.

Bir anda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olan Deniz Baykal ani kararla koalisyon hükümetini yıkıp erken seçime götürdü ülkeyi.

Kışın soğuk 24 Aralık günü yapılan seçimde CHP kıl payı baraj üstünde kaldı. Oyları 20.7'den 10.7'ye düştü! “Kurt politikacı” Baykal sonucu tahmin edememiş miydi? Hükümeti niye devirmişti ki?

Koalisyonu yıkılması RP/Erbakan'a yaradı, seçimden zaferle çıktılar.

CIA Başkanı Deutch'un, Erbakan'ı niçin ziyaret ettiği belli olmuştu; CIA, Erbakan'ın iktidara yürüyüşünü öngörmüştü.

1990'ları anımsayınız:

– Sovyetler Birliği dağıldı…

-Soğuk Savaş bitti…

-“İmparator ABD” yeni dünya düzeni inşa etmeye başladı…

Millilik/ulusalcılık lanetli faşist kavramlardı. “Neoliberalizm”, “özgürlük”, “küreselcilik” “moda” idi…

Türkiye, ABD'nin dayattığı yeni dünya düzenine uyumlu ülke olmalıydı! Demirel, İnönü, Yılmaz kamucu politikalardan yeteri kadar taviz vermemişti.

“Ilımlı İslam”ın temsilcisi yapmak istedikleri Erbakan istediklerini yapacak mıydı? Milliciliği değil, küreselleşmeyi seçecek miydi? İslam Ortak Pazarı gibi projeleri unutacak mıydı?

Özelleştirmeye hız verecek miydi? IMF'nin dayattığı sıkı kemer sıkma politikalarını uygulayacak mıydı? Emperyalizm-sömürgecilik gibi kavramları unutup İsrail ve ABD ile dost olacak mıydı?

Görüşmelerde Erbakan'ın tavrı ılımlıydı. ABD, Erbakan'a şans verecekti.

ERBAKAN'I TANIMAMIŞLAR

Erbakan başbakan oldu. ABD yanına neoliberalizmin ateşli savunucusu Çiller'i koydu.

Ve fakat: Erbakan, ABD-CIA isteklerinin hiçbirini yapmadı. Aksine…

Kamu çalışanına yüzde 50 ve asgari ücrete yüzde 70 zam yaptı.

Tarımsal Destekleme Fonu'nu ve esnafa verilen teşvikleri artırdı.

Bankaların repo oranlarını düşürdü. “Havuz” sistemiyle özel bankaların kamuyu sömürmesinin önüne geçmeye çalıştı.

Hele dış politika; ilk gezisini ABD'nin baş düşmanı İran'a yaptı; 23 milyar dolarlık doğalgaz anlaşmasına imza koydu. Kaddafi ile buluştu. Müslüman D-8'lerin kurulmasına öncü oldu. Vs.

Sonra ne oldu?

Kültürel sorunlar, ekonomi ve siyasal gündemin önüne geçti. İncir çekirdeğini doldurmaz suni olaylar gündemden düşmedi.

Ardından… 28 Şubat oldu.

Ardından… RP kapatıldı. (AİHM kapatılmayı demokrasiye uygun buldu!)

Ardından… RP'de “Yenilikçiler” diye Erbakan'a karşı çıkan grup doğdu. Bu hizip sonra -Erbakan'ın deyimiyle arka kapıdan kaçanlar partisi– AKP'yi kurdu. CIA ürünü FETÖ ve liboş solcularla ittifak yaptı. Ve Erbakan'ın yapmak istemediklerini yaptırmak için AKP iktidara getirildi.

John Deutch, CIA'dan ayrıldıktan sonra Amerikan Ulusal Petrol Konseyi üyesi oldu. Ortadoğu petrolünün ABD'ye sunulmasını sağlayacak BOP'u kabul etmemesi Erbakan'ın sonunu getirdi.

Seksen küsur yaşındaki biberonla beslenen yaşlı generalleri hapse atarak “28 Şubat mağduruyuz” edebiyatı yapmayınız. Erbakan'ı siz yıktınız.