Atatürk’ün Şahinbey’i, AKP’nin Şahinbey’i

Mehmed Said 1899'da Yemen'e er olarak gitti, başçavuş oldu. Trablusgarp'ta, Balkan savaşında Çatalca'da, Galiçya'da savaştı. Sina cephesinde teğmen rütbesi aldı. Esir düştü. Mısır'daki esir kampından çıktığında yurdu işgal altındaydı. Yıllardır gitmediği evine koşmak yerine İstanbul'a koştu, Harbiye'ye gidip yeni görev istedi. Askerlik şubesi başkanlığı görevi verdiler! Üzüldü! İşgal altındaki şehrinde kaldı. Kuvayi Milliye'ye çağrıldı, Kilis-Antep yolunu tutma görevi verildi. Ailesini ‘bir gün' gördü! Köyleri dolaşıp ölmeye hazır 200 fedai topladı.

Topları, ağır silahları olan Fransızlar'ın geçmemesi için tek başına kalana, kurşunları bitip kırdığı tüfeği ile Fransızlar'a saldırıp uzaktan vurulup şehit edilene kadar günlerce savaştı! Tarihe kazınan adı Şahin Bey'di! Onu ve Yarbay Ali Şefik'i (Özdemir), Yüzbaşı Asaf Bey'i (Kılıç Ali), Jandarma Üsteğmen Yusuf Rıza'yı (Arslan Bey) ve Yüzbaşı Yörük Selim'i Antep'i savunmaları için Mustafa Kemal Atatürk göndermişti! 

Atatürk'ün, “Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü Antep'i kahramanlık misali olarak alabilir. Bu tek Türk şehri hiçbir yerden maddi yardım görmeden kendi kahramanlığıyla kendini kurtardı ve Gazi unvanını hakkıyla, layıkıyla kazandı. Ben Gaziantepliler'in gözlerinden nasıl öpmem ki? Onlar yalnız Gaziantep'i değil, Türkiye'yi kurtardılar” sözlerinin ardından savaş henüz devam ederken TBMM karar verdi: Antep'in adı Gaziantep oldu! Şahinbey'in adı da ölümsüzleşti, Şahinbey İlçesi'ne verildi!

Bilmeyenler için söyleyeyim; Şahinbey İlçesi ile Atatürk arasında kopmaz bir bağ var! Memlekette fahri hemşehrilik vermeyen yer kalmazken Atatürk, nüfustaki ‘kütüğünü' buraya taşıdı! 27 Ocak 1933'te Gaziantep Şahinbey Mahallesi nüfusuna tescil edildi! Buraya kadar, Atatürk'ün Şahinbey'i…

Şimdi de AKP'nin Şahinbey'i…

2009 yılından beri aynı isim belediye başkanı. AKP'li Mehmet Tahmazoğlu… Doğma büyüme Şahinbeyli Tahmazoğlu ortaokulu ve liseyi ‘Atatürk Lisesi'nde, üniversiteyi ‘Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde tamamlayıp, Atatürk Cumhuriyeti'nin olanakları ve de kendi çabaları ile belediye başkanlığına kadar yükselmiş bir isim.

Sonra… Atatürk'ün ‘kütüğünü aldırdığı', yıllarca ‘Atatürk Lisesi'nde, Atatürk Üniversitesi'nde okuyan belediye reisinin idaresindeki Şahinbey'de bir şey oldu!

2013'te AKP hükümeti tarafından ‘barış sürecini' yönetecek 63 kişilik ‘akil insanlar' listesinde Marmara Bölgesi temsilciliğine getirilen, her fırsatta Atatürk'e hakaret etmesiyle ‘meşhur' hale gelen, sunduğu ‘derin tarih' tv programında, “Afet İnan hiçbir zaman manevi evlat değil, Çankaya'nın nikahsız first ladysidir” diyecek kadar gözü dönen, yargılanıp ceza alan, ‘derin tarihçi akil insan' Mustafa Armağan, AKP'li Şahinbey Belediyesi tarafından düzenlenen Kitap Günleri'ne konuşmacı olarak davet edildi!

Aynı Kitap Günleri'nin bir de ‘onur konuğu' var, Prof. Dr. İlber Ortaylı! Ortaylı, 1 Ekim'de Ayıntap Salonu'nda konuşacak. Ondan 6 gün sonra aynı salonda bu kez Atatürk sevmez ‘derin tarihçi' konuşup, dinleyenlere ‘çok değerli' fikirlerini aktaracak!

Rastlantı olamayacak kadar ilginç! Çünkü, derin tarihçinin Atatürk'e ve Afet İnan'a yönelik ‘çukur' hakaretine en sert tepkiyi gösterenlerden biri Ortaylı'ydı… Ortaylı'nın çileden çıktığı günlerde, derin tarihçi konuşmacı olarak İstanbul Üniversitesi'ne de davet edilmişti! O günlerde şunları söyledi İlber Hoca:

“Kimse bunlara bir şey demiyor. Bunlar cahil adamlar, ne bilirler tarihi! Bi b.k bildikleri yok! Ne okuyacak ne bilecek Allah'ın hödüğü. Suratına baksan, halde turp sattıramazsın! Afet İnan'a çok ayıp edildi. Afet Hanım, benim hocamdı. Dünyada bu kadar terbiyeli, seviyeli, mütevazi bir hoca görmedim. Üniversitedeki çok insandan daha cesurdu! Dünyada hangi üniversitenin hangi fakültenin aklına gelir Mustafa Armağan'ı tarih konuşturmak için oraya çağırmak!”

***

Bir millet için ‘Atatürk' olmuşsun, tarih yazmışsın, dile kolay ‘memleketi içteki ve dıştaki düşmanlardan kurtarmışsın', insanları birilerinin kulu olmaktan çıkarmışsın, çalışana devletin tepesine kadar yükselme fırsatı vermişsin, durup dinlenmeden yaşamını ülkenin hizmetine harcayıp, tüm birikimini yine milletine bırakıp henüz 57 yaşındayken göçüp gitmişsin; ama yetmez doymazlara! Atatürk'e çamur atmanın, yüzü kızarmadan iğrenç hakaretler etmenin moda olduğu zamanlar böyledir! Rüzgarı estirenlerin mayası da öyle diye, yüz bulup cahil çıplaklığı ile dolaşanlar çıkar!

Bu sözde ‘rastlantı' üzerine daha önce derin tarihçiye, “Hödük, bir b.k bilmiyor, Afet İnan'a çok ayıp edildi, suratına baksan halde turp sattıramazsın” diyen İlber Hoca ne der bilemem! Fakat, “Ben Gaziantepliler'in gözlerinden nasıl öpmem ki” diyen, “kütüğünü” kahramanların Şahinbeyi'ne taşıyan Atatürk'e; 7 Ekim günü öncekilerden daha çukur hakaretler edilir mutlaka… Tam yeridir, çok yakışır sizlere!

***

Kütüklük yapıp anlamayanlara gelsin… Nüfus kütüğü önemlidir! Nüfus Hizmetleri Yasası, madde 11/1… Kişilerin kimliklerinin, yerleşim yeri adreslerinin, aile bağlarının, vatandaşlık durumlarının ve şahsi hallerinin belirlenmesi amacıyla ilçe ve aile esasına göre nüfus ve vatandaşlık olaylarının tescil edildiği, daimi olarak saklanması gerekli resmi belgedir!