İnlerine girmek yerine evlerine gidilse olmaz mı?

Manda yuva yapmış söğüt dalına! Kastamonu türküsüdür… Örnekleri çoktur, Anadolu insanının onca dert arasında kıvraklığını ve ağlarken gülen mizah anlayışını gösterir. Ben mesela, İstanbul'un en güzel Türk kahvesini yapan yerine uğramadan geçemem. İstiklal Caddesi'nde o daracık sokağa beni kahve mi, kahvenin kokusu mu yoksa Türkiye'nin en güzel marka adı mı çeker bilemem! İçmeyeceğim varsa bile kendimi taburelerden birinde oturup, sade kahve söylerken bulurum. O da mandalıdır, Manda Batmaz'dır! Kahvenin okkalı oluşunu başka hangi laf daha iyi anlatabilir ki?

Ayhan Sicimoğlu gibi, hastasıyız! Hem hastasıyım hem de merak ederim, akıl edip kim söylemiştir ilk kez bu dilden düşmez mühim lafları?

2003 yılında AKP'nin iktidara gelişinden günümüze çok sık karşılaştığımız bir söz daha var, bu örneklere yakın! Çaya çorbaya limon gibi devamlı gündemde! Çarşıda pazarda, manavda ve özellikle zincir markette uçuşa geçen meyve sebze fiyatları ‘taa saraylardan' bile duyulunca ‘Türk büyüğümüze tescilli' bu laf dilimize giriverdi yeniden!

Araştırdım, 1070'lerden geliyormuş. En azından özbeöz Türkçe… Kaşgarlı Mahmud, Divan-ı Lugat-it Türk'te kullanmış ilk kez… Çukur, delik, vahşi hayvan barınağı yerine “en/yin” demiş kendi lehçesiyle… 900 küsür yılda incele incele “inlerine girdik, yine gireriz” haline gelmiş.

PKK'nın inine girdik… FETÖ'nün inine girdik… Bir ara, patates soğan tüccarlarının inlerine, yani depolarına giriliyordu. Bursa'da mesela jandarmanın düzenlediği ve belediye zabıtalarının sipere yattığı ‘çok gizli in operasyonu' ile 70 ton patates ve soğan ele geçirildi! İnlerine girilen tüccarlara para cezası kesildi.

Devlet büyüklerimizin dediği gibi, bazı teröristler baktılar güçlü Türkiye'yi istedikleri gibi eğip bükemiyorlar. Kur, faiz, algıyla olmuyor işler. Ülkemizi soğan, patlıcan, domates, biber üzerinden ters köşe yapmaya çalıştılar! Ne yapıldı peki? Kurulan tanzim satış çadırları ile gıdada terör estirenlerin inlerine girilmek suretiyle gereken dersler verildi! Sonra, üç beş maskeyi dağıtamayan idarecilerimiz karaborsaya düşen maske üreticilerinin inlerine girdi. Kısacası nerede bir in var, oraya girildi şükür…

Şimdi sırada, zincir marketler var! Faizin inine girip 19'dan 18'e düşüren merkez bankası başkanı ile ilgili bakanlardan ‘yüksek bir heyet' oluşturuldu. Toplanıp, ‘bugün 5 market zincirinden hangisinin inine girelim' onun kararını verecekler. Ne zamana kadar? Marketlerde tek bir uçan fiyat kalmayana kadar!

Hamdolsun adımlarımızı attık, atıyoruz da… Aslında bu işin çok daha kolay yolları var! Çünkü o marketlerden ikisiyle ‘inlerine girmeye kararlı' devletimiz bir ara çok sıkı fıkıydı! BİM ve A101 ile Tarım Bakanlığı en uygun fiyatlar sizde diyerek ‘uygun fiyatlı et projesi' için sözleşme bile yapmıştı. İne girme zahmetine katlanmak yerine yine yapsalar ya!

Memleketin her köşesinde 8 bin 500 mağazası olan zincir marketlerden biri BİM'in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Latif Topbaş var. İnsanlar, bir ara Urla Zeytineli'ndeki villaları konuşurken o şöyle bir açıklama yapmıştı: “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile 35 yıl öncesine kadar giden dostluğumuz var. Buralardan kendilerine kesinlikle villa satışı olmamıştır. Kendileri Başbakan olduktan sonra, yoğun çalışma temposu nedeniyle Zeytineli'nde üç kez misafirim oldular sadece…”

Çarşı pazardaki yangını ‘söndürme noktasında' çok kararlı görünen Cumhurbaşkanı, “Beş zincir marketin topladığı ürünle piyasalar alt üst oluyor. Gerekli operasyonlar yapılacak” dediği marketlerden birinin sahibiyle evinde yatılı misafir olacak kadar iyi görüşüyor. Operasyon yerine, helikoptkerine atlayıp bir kahve içmeye gitse Topbaş'ın Urla'daki yazlığına ya da çağırsa saraya, dese ki ona: “Ne bu hal dostum, fiyatları alt üst ediyorsunuz. Benim vatandaşın durumu berbat. İndir şu fiyatları, hem inlerine girilmeden önce örnek olur belki diğerlerine de…” BİM'in Yönetim Kurulu Başkanı, ‘üç beş kuruşçuk indirim için' evine kadar gelen 35 yıllık dostu Cumhurbaşkanı'nı mı kıracak!