Okul yaptıranı omuzlara alan kaymakama ne oldu

Kendisi anlaşılan çoktan unutmuş, ben hiç unutmadım o günü… Bu yazıyı okuyunca eminim sinirlenecek ve “Ben hala öyleyim” falan diyecektir. Baştan söyleyeyim, dışarıdan bakınca öyle görünmüyor! Ayrıca sinirlenebilir, fark etmez!

24 Mart 2008, yer İstanbul… O tarihte hurriyet.com.tr haber sitesinde çalışıyorum. Masamdaki telefon çaldı. Açtım, karşıda sıcak bir ses, “Ağabey iyi günler, rahatsız ediyorum. Benim adım Tahsin Babat. Burada bir konu var, beni çok duygulandırdı. Haber metnini ve fotoğrafları size gönderebilirim. Değerlendirseniz sevinirim” dedi. “Rica ederim, haber değeri varsa kullanırız tabi. Siz nereden arıyorsunuz” dedim. “Ben Şanlıurfa Birecik Kaymakamlığı yazı işlerinde görevli polis memuruyum. Kaymakam Bey ve okul yaptıran bir hayırsever vatandaş arasında çok sıcak konuşmalar geçti, çok güzel fotoğraflar var” dedi. “Tamam, gönder haber ve fotoğrafları göreyim” dedim.

Haber metni ve fotoğraflar geldi… Birecik Kaymakamı, okul yaptıran ve bir başka okul için de yine yüklü miktarda bağış yapacağı sözünü veren hayırsever işadamını ‘sanki kendi namı hesabına piyango çıkmış' gibi sevinip kucakladığı gibi havaya kaldırmış! Beş dakika fotoğraflara bakakaldım. Bana haber ve fotoğrafları gönderen Tahsin'i aradım hemen, teşekkür ve tebrik ettim. Hem çektiği ‘işte o an' fotoğrafları için, hem de beni arayıp hasret kaldığımız insani gelişme konusunda haberdar ettiği için.

Arkadaşlardan haberi manşete taşımalarını istedim. Gelen tüm fotoğrafları da kullandık. Haber acayip okundu. O zamanlar haberlerin altında yorum yapılabiliyordu. Gelen yüzlerce yorumun tamamında övgü dolu sözler vardı. Saatler sonra haberi bizde gören diğer haber siteleri de ajanslardan bu haberi isteyip kullandılar. Ertesi gün de gazeteler kullandı haberi. Başlık şöyleydi: “Kaymakam, okul yaptıran hayırseveri kucaklayıp havalara kaldırdı…”

 

Yıl 2008…

Sonra, gıyabında ‘samimi olduk' Birecik Kaymakamı ile! O tanımaz beni ama, imza attığı güzel işleri ‘örnek' diye sık sık haber yaptık. Mesela, o ilçenin ücra köylerindeki gariban çocuklar mektup yazıyordu kaymakama. Düşlerini aslında… O da devletin olanaklarını doğru yere kullanıp, düşleri gerçekleştirmeye çalışıyordu.

***

3 Ekim 2021, yer Ordu… Ordu Valisi, Twitter hesabından saat 02:19'da, yani sabaha karşı karanlıkta çekilmiş bir fotoğraf paylaştı, altında şöyle yazıyordu: Hoş geldiniz sayın bakanım…

Boru değil, koskoca bakan gelmiş vali de karşılayıp hoş geldin diyor. Burası Türkiye, ne var bunda şaşacak; öpüp başına koymamış ya diyeceksiniz!

Neredeyse böyle olmuş ama, benim aklıma giren şeytan ayrıntılarda gizli…

Bir kere ‘hoş geldiniz' denilen kişi eskiden bakandı! Şimdilerde, İstanbul milletvekili ve AKP'nin 8 genel başkan vekilinden biri. Yani, siyasetçi! Memleketi Ordu'ya gelmiş, fakat ‘resmi görevle' değil! Bir siyasi partinin genel başkan vekili olarak, partisinin Karadeniz Bölgesi gençlik kolları başkanları ile toplantı yapmaya gelmiş biri.

Adım gibi eminin, Cumhurbaşkanı Ordu Valisi'ni bu güzel şehrimize gönderirken, “İşi gücü bırak milletvekillerini, eski bakanları, siyasileri sabahın köründe karşıla” diye göndermemiştir! Çünkü ‘umursuyan' kaldıysa ‘yasalara' göre valinin görevi şöyle tarif ediliyor…

“Kanun, cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun hükmünde kararname ve mevzuatı yayıp uygulanmasını sağlamak ile görevlidir. İlgili yasal düzenlemelerden aldığı yetki ile genel emirler çıkarabilir. İdari amir olarak ilin idaresi ile ilgilenir. Devlete bağlı müessese, işletme ve iş yerlerinin denetimlerini yapar. Kolluk kuvvetlerine vereceği emir ve direktifler ile suç işlenmesini önleyip kamu düzen ve huzurunu sağlar. Jandarma, polis, gümrük muhafaza ve diğer özel kolluk kuvvetlerinin il içerisinde yerini gerekli olan durumlarda geçici ya da kalıcı olarak değiştirir. İl özel idaresini denetler, il halkının ortak ihtiyaçlarını gidermeye yönelik çalışmalar yapar. İl özel idaresinin bütçesini hazırlar…”

Valinin görevleri arasında ‘karşılama yapar' var mı? Yok…

AKP'li bir siyasiyi önünde saygıyla eğilerek sabaha karşı karşılayıp gururla fotoğraflı twit atan Ordu Valisi, aynı şeyi Ordu'ya partisinin il teşkilatı ile toplantı yapmaya gelecek, Gelecek Partisi genel başkanı Ahmet Davutoğlu'na, esnaf ziyareti yapacak İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener'e, halkla sohbet edecek Kılıçdaroğlu'na ya da seçmenleriyle görüşmeye gelen HDP'li bir milletvekiline de yapar mıydı?

‘Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin bir valisiyim. Karşılama şeyi değilim' dese o zaman sorarlar: Sayın valim bu fotoğraf ne öyleyse? ‘Ben herkese aynı mesafedeyim, karşılarım' dese, sonunun Kemal Kılıçdaroğlu'nun ziyaret ettiği Bandırma 6'ncı Ana Jet Üs Komutanlığı'nda ‘bir manga askerle' karşılama töreni yaptırdığı için Komutan Hava Pilot Tuğgeneral Ahmet Biçer'e ‘soruşturma' açılıp ‘uyarı cezası' verildiğini aklına getirirdi herhalde!

Devletin valisi olmak zordur. Önüne gelen vali olamaz. Yıllarca sayısız kademede görev alıp, en uzak ilçelerde kaymakamlık yapıp iyice pişmek gerekir! Saçı sakalı değirmende değil, halkın hizmetinde ağartmak gerekir. Çünkü vali, güven duyulup atandığı şehirde ‘iktidarmış, hangi partiden olursa olsun siyasetçilerin değil, ‘milletin devletinin' valisidir! O ilde devlettir! Cumhurbaşkanı gelir, görevli bakan gelir karşılar vali. Ancak ne bu devlet ne de onun valileri teşrifatçı değildir…

***

Yıl 2021…

2008 yılında sevincinden okul yaptıran hayırseveri kucağına alıp cümle alemin ortasında havalara kaldıran kaymakama ne oldu diye soruyorsunuz tabi… Vali oldu! Ordu Valisi!