Saray var, saray var

Sarayda özel konuklar vardı. Koca salonda sessizlik hakimdi. Ortaya kurulan kürsüye çıktı, Nazım Hikmet'in ünlü dizelerini kullanarak şunu söyledi: “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine…” Kısa bir suskunluğun ardından şu soruyu sordu: “Nazım'ın dizeleri özgürlüğe, eşitliğe, dayanışmaya duyulan özlemi açığa çıkaran duygular. Bu özlemler giderildi mi peki?”

Sonra devam etti, “Buralar sizin için ‘gurbet' kelimesi ile eşanlamlı hale geldi” dedi… “Buraların çehresini hep birlikte değiştirdik, bir olduk” dedi… “Sizlere ihtiyacımız vardı, sizlere çok şey borçluyuz” dedi… “Cumhurbaşkanı olarak teşekkür ediyorum” dedi.. “Buralar artık sizsiz düşünülemez” dedi… “Sizler artık sanatçılarsınız, müzisyenlersiniz, girişimcilersiniz, geliştiricilersiniz, hakimlersiniz, savcılarsınız, parlamento üyelerisiniz, müsteşarlarsınız, bakanlarsınız” dedi… “Ülkemizi sosyal olarak daha açık, ekonomik olarak daha güçlü ve daha müreffeh hale getirmek için çok şey yaptınız ama bizim bunu kabul etmemiz on yılar sürdü” dedi… “Yıllar geçsede teşekkür etmek için geç değil. Bir vatandaş, bir Cumhurbaşkanı olarak tüm ülke adına teşekkür ediyorum” dedi… “Tahammül edilmesi zor olan görüntüleri de gördük. Duygusuz rutinleri de gördük. Zor işlerden bitkin düşmüş, kökünden koparılan yorgun insanlar da gördük” dedi… “Daha iyi bir gelecek, toplumda dışlanma ve önyargıların günlük hayatı kapsamaya devam ettiği sürece gerçekleşmeyecektir” dedi… “Devletin görevi tüm insanları korumaktır. Nefrete asla müsamaha göstermeyeceğiz” dedi… “Siz buraya geldiğinizden beri biz çok değiştik” dedi… “Fırsat eşitliğinin yaşandığı bir ülke olmamız için birlikte mücadele etmemiz gerekir” dedi… “İnsan onuru dokunulmazdır. Doğrudan söylemek gerekirse sizlerin, kadınlarınızın, erkeklerinizin ve çocuklarınızın onuru da dokunulmazdır. Ama dokunuluyor, bu ülkede buna izin vermeyeceğiz” dedi… 

***

1976'da MSP Beyoğlu gençlik kolu başkanı, birkaç ay sonra da İstanbul gençlik il başkanı seçildi. 

1984'te RP Beyoğlu ilçe başkanı seçildi. 1986'da Necmettin Erbakan siyasi yasaklıydı milletvekili ara seçimi yapıldı. İstanbul'dan aday oldu, seçilemedi. 1989 yerel seçimlerinde Beyoğlu belediye başkanlığına adaydı, seçilemedi. 1991 genel seçimlerinde tercihli oy sistemi kullanıldı. Birinci sırada yarıştı, seçildi. Kendi partisinden 2. sıra adayı Mustafa Baş itiraz etti. İtiraz kabul edildi, 11 günlük vekilliği mazbatası iptal edilince sona erdi.

Sonra…

1994'te İstanbul Büyükşehir belediye başkanı seçildi. 2002'de kurduğu AKP yüzde 34.29 oyla iktidar oldu… 1994'ten 2018'e 14 seçimde ve referandumda milletten oy istedi. Millet de verdi. Gençlik kolu başkanlığı verdi. İlçe başkanlığı verdi. Belediye başkanlığı verdi. Parti kurdu, oy verdi. Partisine iktidar istedi, iktidar verdi. Cumhurbaşkanlığı istedi, verdi. Referandum dedi, evet dedi. Hem cumhurbaşkanlığı, hem parti başkanlığı, hem diğer her şey dedi, onu da verdi… Sözün özü, Türk milleti Recep Tayyip Erdoğan'a yıllardır ‘ne istediyse' verdi…

Karşılığında ne beklenir?

Bunca yılın ve bunca kazanımın ardından iç huzuruyla birlikte büyük bir olgunluk… Defalarca yetki verilmenin kibirsiz doygunluğu… Güvenip verilen yetkilerin kıymetli sorumluluğunun bilinciyle adım atarken danışma geleneği… Bunca yılda biriken insan hazinesi ile birlikte memleketin bütün renklerini bir arada tutan, tüm farklı seslere, ‘hayır' diyenlere, ‘yanlış yapıyorsunuz' diyenlere de kulak veren, sürekli övüp alkışlayanlardan şüphelenen, tek bir yurttaşın bile ötekileştirilmediği, bizden ve onlardan denilmeyen bir yönetim anlayışı… 

***

Yazının girişindeki Nazım'ın dizeleriyle başlayan ve toplumların huzur içinde yaşamasının  çimentosu ‘barışmayı, affetmeyi, affedilmeyi' önceleyen sözler bir cumhurbaşkanına aitti… 

Türk milletinin ne istendiyse verdiği Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'na ait olabilir mi?

Hayır…

İş Göçü'nün 60. yıl dönümü nedeniyle Bellevue Sarayı'nda konuk ettiği Türklerle dertleşen Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'e ait!

Bizdeki durum mu? Ben bu yazıya başlarken en son teröristler parklarda, banklarda yatıp ‘üniversite öğrencileri yatacak yer bulamıyor' dedikleri için tutuklanan gençlerdi! ‘Biz ve onlar' kavramı öylesine hal almıştı ki, ‘bir yerlerden örnek ve güç alıp' Metro'nun kırk yıllık ‘M'sini bile belediye başkanı başka partiden seçildi diye ‘U'ya çevirdik!

Barış, huzur, özgür, adaletli, eşit fırsatlarla ve ülkedeki tüm insan renkleriyle birlikte geleceğe el ele yürümek kavramları ise gözler öfkeden başka şey görmediği için balkon konuşmalarında kaldı!