Bir gece yattık, kalkınca baktık; evet milletin yine doları yoktu, altını yoktu, bankada döviz hesabı yoktu, yine ucuz ekmek kuyruğundaydı, yine kredi borcunu ödeyemiyordu, yine alacaklılara görünmemek için yolunu değiştiriyordu, yine cebinde 10 lira kalmıştı ama memlekette bayram vardı! Düze çıktık diye göbek atanlar, halay çekenler gırlaydı...
Düze çıktığımız için(!) şimdi deniyor ki, bir gecede dolar 18 liradan 12 liraya nasıl indi?
Hazine, parası olana dolar almasın ama dolar kadar kar etsin diye kur farkı garantisini hangi bol sulu kaynaktan bulup verecek?
Deniyor ki, bir avuç zenginin bankadaki parası aman azalmasın, onlar kaybetmesin diye çuvalla para nereden bulunacak?
Merkez Bankası nereden bulacak da ihracatçılara kur garantisi ile ‘vadeli kur rakamı’ verecek, ortaya çıkacak kur farkını hangi yiğidin kesesinden ödeyecek?
Kendi gelecekleri için bireysel emeklilik primi ödeyebilen, tasarruf yapacak geliri olanların her 100 lirasına devlet nereden bulacak da 30 lira katkı yapacak?
Şimdi deniyor ki; devlet, iç borçlanma senetlerinden aldığı stopajı sıfırladığına göre oradan aldığı parayı kimden çıkaracak?
Dev kurumlardan alınan vergilerde 1 puanlık indirim yapıldı, o gelir artık kimden gelecek?
Saray ve hükümetin bakanları Türk milletini çok iyi tanıdıkları için ‘yapılacak, edilecek, verilecek’ diyor da, asla hesap sormayacaklarını da bildikleri için ‘nasıl olacak, nereden bulunacak, kim ödeyecek’ gibi sorulara bir şey demiyor.
Öyleyse bu çok karışıkmış gibi görünen soruların yanıtını ben vereyim! Üstelik hepimizin defalarca izlediği, güldürürken gözlerimizden yaş getiren yerli ve milli bir kahramanımızın, Turist Ömer’in filmiyle!
Bugün bile televizyonda gösterildiğinde çoluk çocuk birlikte izliyoruz. Çünkü, serinin tüm filmleri çok basit, çok saf... İzleyenler, Turist Ömer’in yerine koyarlar tiye alarak kendilerini. Türk insanını anlatır, şaka matrak ama tamamen gerçektir, çaktırmadan ders verir!
Büyük usta Sadri Alışık, Erol Büyükburç, Fatma Belgen, Feri Cansel, Mualla Sürer’li kadrosu ile 1971 yapımı Turist Ömer Boğa Güreşçisi filmi de onlardan biridir, hele bir sahnesi var unutulmazdır, yazılacak yeni ekonomi kitaplarına konu olur.
Her devre uygundur, günümüzü şahane anlatır, ünlü ekonomistlerin içinden çıkamayacağı durumlara kolayca yanıt verir...
Maceradan maceraya atılan ama hep meteliğe kurşun atan bizim Turist, içi para dolu bir cüzdan bulur filmde. Cüzdanı, içinden çıkan adrese götürüp sahibine teslim etmeye karar verir. Adresteki apartmana varınca kapıcıya kaçıncı katta, hangi daire olduğunu sorar. Fakat katları karıştırınca kendisini önünde ışıklı orbuculum, yani kristal küre olan bir falcının karşısında bulur.
Falcı uyanıktır, Turist’in elindeki dolu cüzdanı görünce ‘yolunacak kaz’ geldiğini anlar, işi gargaraya getirip, “Senin adın ne, buraya neden geldin” falan deyip temiz kalpli Turistimizin ciğerini öğrenir.
Sonra da, önündeki kristal küreye bir hokus pokus yapar, “Senin adın Turist Ömer, ver 10 lira” der. Turist, “Aaa nereden bildi” deyip kendi cebinden çıkardığı parayı bayılır falcıya. Bir hokus pokus daha, “Buraya bir adres aramaya gelmişsin, ver 10 lira daha” der falcı. Turist, şaşkın seve seve toka eder parayı... Turist bu kez, “Abi be, küreye sorsan şu adresi de tarif ediverse” der. Falcı, “Ver 10 lira” der ama bizimkinin sadece 5 lirası kalmıştır. Falcı üçe beşe bakmaz, kapar parayı ve küreye hokus pokus yapar. Ancak kürenin ışıkları yanmaz bu defa. Turist, “Ne dedi, ne dedi” diye heyecanla sorar.
Hokus pokusçu falcının yanıtı harikadır, “Onu gitsin bilen birine sorsun, dedi” der!
***
Güvenip her şeyini ortaya koyan, ensesine vur lokmasını al bir millet olarak Turist Ömer gibi her türlü hokus pokusu afiyetle yememiz, çıkarılan her faturayı donumuzu satma pahasına ödeyeceğimiz film şeridi gibi geçti değil mi göz önünden!
Daha ne olsun? Memlekette olanı ve olacakları, gireni çıkanı, güle güle ve halay çektire çektire gösteriyorlar bize... Umarız, Allah da onları güldürür!
Turist Ömer...