Millet çocuk yapmaya bile korkar hale geldi!

“Yoksullukla mücadele edeceğiz, fukaralığı yok edeceğiz” diye iktidara geldiler, 20 yılın sonunda insanları bir dilim ekmeğe muhtaç ettiler!

Toplumda sadaka ile yaşayan kitlelerin sayısı arttıkça arttı, 17 milyon insanımız açlık sınırında yaşamaya başladı.

Okurlarımdan sık sık aldığım mesajlar acıklı halimizi daha net olarak gözler önüne seriyor. Özellikle genç okurlarım:

“Yoksulluktan çocuk bile yapamıyoruz” diyorlar.

Oysa iktidar her fırsatta “En az üç çocuk, hatta 5 çocuk yapın…” demiyor muydu?

Yeni evli genç okurlarım “Korkuyoruz. Bu pahalılıkta kendimize zor bakarken çocuğa nasıl bakacağız? Bize ‘çok çocuk yapın' diyenler, o çocuklara nasıl bakacağımızı da anlatsınlar lütfen” diyor.

★★★

Genç nüfusumuz her yıl biraz daha azalıyor.

İstatistiklere göre, 2015 yılında 1 milyon 337 bin çocuk doğmuştu.

Geçen yıl doğan bebek sayısı 1 milyon 80 bin oldu. 257 bin azalma var. Bu yıl doğan ve doğacak olan bebek sayısının 1 milyonun altına inmesi kuvvetle muhtemel.

Bunun bir numaralı sebebi enflasyon ve pahalılık!

‘Dünya Sefalet Endeksi'nde 156 ülke arasında 21'inci sıradayız. Surinam, Zimbabwe, Etiyopya, Uganda, Somali ligindeyiz. Bunları yazarken derin bir üzüntü içindeyim ve utanıyorum!

★★★

AKP iktidarı güya yoksulluğu yenecek, ulusu refaha kavuşturacaktı. Vaadi buydu… Peki, ne oldu? Artık, ekonomi başta olmak üzere ülkenin bütün temel sorunlarını çözüm kabiliyetini kaybetti!

Tüm milleti kucaklamak iddiasıyla yola çıkıp halkı “Bizden olanlar” ve “Bizden olmayanlar”, “İllet-zillet” diye ikiye bölen başka bir parti yoktur.

Şimdi, yurdun çeşitli yerlerinden “petrol ve doğalgaz bulunduğu müjdeleri” vererek yoksul millete “Petrol fışkırırsa hiçbir sorumumuz kalmayacak” mesajı veriyorlar. Fakat…

Ülkede bu hayalî müjdelere inanacak fazla kişi kalmadı!

Deniz bitti, gemi karaya oturmak üzere!

Prof. Dr. Sami Katırcıoğlu

Geçtiğimiz günlerde “İnsan 80'li yaşlara gelince ne yapar? Hayata küser mi? Her şeye boş verir mi?” konusunu yazarken, aklıma, çok değer verdiğim rahmetli Prof. Dr. Sedat Katırcıoğlu gelmişti.

7 yıl önce kaybettiğimiz bu büyük tıp adamı 80 yaşını geçtiği günlerden birinde bana:

“İnsan öleceğini bilir ama öleceğine inanmaz! Hayat her yaşta çok güzel” demişti.

Bunları yazarken Sedat Katırcıoğlu'nun ailesinden de söz etmiş ama konu ile ilgili olmadığını düşündüğümden, Sedat Hoca'nın kendisi gibi Kulak-Boğaz-Burun hastalıkları uzmanı olan oğlu Prof. Dr. Sami Katırcıoğlu'ndan bahsetmemiştim.

Bunun üzerine Sami Bey beni arayarak, kendisine “Baban seni sevmiyor muydu?” diye imalı mesajlar geldiğini anlattı. Çok üzülmüştü… O zaman bu konuya bir açıklık getirmek gerekti.

Rahmetli Sedat Hoca, baba mesleğini sürdürüp kendisi gibi bir tıp profesörü olan Prof. Dr. Sami Katırcıoğlu ile gurur duyardı.

Eski yıllarda bir defasında Sedat Hoca bana:

“Çok mutluyum, oğlumla iftihar ediyorum. Çünkü oğlum Sami askerliğini İstanbul-Ankara gibi büyük şehirlerde yapma imkânı varken, hiç bir torpile tenezzül etmeyerek gidip Doğu Anadolu'da yaptı” demişti. Mekânı cennet olsun.

TEBESSÜM

Nasıl evlendi?

Çocuk, koltukta uyuklayan büyükbabasına seslenir:

“Dedee…”

“Söyle yavrum…”

“Sana bir şey soracağım…”

“Sor tabii yavrum. Sormadan öğrenilmez…”

“Sen evlenirken, büyükannemden elektrik aldın mı?”

“Almadım yavrum, bizim zamanımızda elektrik yoktu…”

“Nasıl yani?”

“Yani gaz lambası vardı, gaza geldim, evlendim!”

GÜNÜN SÖZÜ

Her şeyi bildiğini zannetsen bile bir bilene danışmalısın!

Loading...