Bölük komutanı kurmaylığa hazırlanan bir üsteğmen, iyi biri. O bölgede askerlik yapanlar bilir, tetikte birliklerdir. Eğitim, tatbikat, hazırlıkla geçer zaman. Bölüklere emir gelmiş, zırhlı personel taşıyıcılar için özel siper kazılacakmış. Komutan görevini bana verdi.
Ertesi gün sabahın karanlığında asker arkadaşlar, kazma kürek ve olmazsa olmazımız termoslu çaycımız oraya vardık. İş bilir iki çavuşla birlikte plan yapıp kireçle alanı işaretledik. Çalışma başladı. Aracın gireceği genişlikte ve derinlikte kazılacak toprak. Ardından ön taraf yükseltilecek falan...
Saat 11:00’e doğru çay içip izlemekten, ‘hadi arkadaşlar sıkı çalışalım’ demekten sıkıldım. Üniformanın üstünü çıkarıp atletle kaldım, aldım elime boştaki bir kazmayı sallamaya başladım. Çavuşlar, ‘komutanım siz yapmayın, yaptırırız biz’ dedi. Elimde mi kalacak bir katkım olsun dedim, devam ettim.
10-15 dakika geçmişti ki, ‘Alay Komutanı’nın jipi buraya doğru geliyor’ dediler. Ben, “Gelsin, çalışıyoruz işte” dedim. Jip dibimizde durdu. O ana kadar hiç karşılaşmamıştım, fakat çok sert bir asker olduğunu biliyordum. İndi komutan araçtan, herkes daha bir nizami kazma kürek sallıyor!
Kükredi adeta, ‘buranın komutanı kim’ dedi. Kazmayı bıraktım ona doğru döndüm. Bir topuk selamı, ‘Asteğmen Yücel Arı, emredin komutanım’ dedim. Suratıma şimşek gibi bir bakış fırlattı. Sonra bir şey demeden jipe bindi gitti!
Çavuşlar, ‘ucuz atlattınız’ deyince, sivil yaşamdaki gibi rahat olmaya çalışarak, ‘hepimiz verilen işi yapıyorduk, ne olacaktı ki’ dedim. Neyse, akşama görev tamamlanmıştı.
Alaya döndük, her gün sonu olduğu gibi bölük komutanının odasında toplandık. Kapı çaldı. Bir asker selam verip, komutana bir zarf uzattı. Komutan zarfa baktı, ‘sana’ dedi! Şaşırdım zarfı açtım. İki satır bir yazı. Asteğmen Yücel Arı ‘savunmanızı’ yazılı olarak verin gibi bir şeyler yazıyor. Komutana dönerek, ‘ne savunması, bu ne ki’ diye sordum. İlk sorusu, ‘bir şey mi yaptın’ oldu. Yoo, bütün gün kazma kürek çalıştık dedim!
Sen de mi çalıştın diye sordu. Evet dedim, hatta Alay Komutanı da gördü!
Yazılı savunma verdim... Meğer, asker ocağında komutanlar kazma kürek çalışmaz, bu işlerin planlamasını, denetimini yapar, verilen görevlerin aksaksız ilerlemesini, çatlama, patlama olmamasını, haksızlık, adam kayırmacılık, üç kağıt yapılmamasını sağlarmış!
Savunma verdim de ne mi oldu? Cumartesi pazar nöbetçi subay odasında iki gün oda hapsi!
***
Bir gün askerdeyim diye başlayıp bu hikayeyi niye anlattım? İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun haki renk çizmeleri geçirip selli bir gece Ankara Büyükşehir Belediye’sine gidip Mansur Yavaş’ı ziyaret etmesini örnek alan İstanbul Valisi Ali Yerlikaya yüzünden.
Bakanı gibi haki renk çizmeleri tercih eden valimiz, kıymetli bakanımızdan küçük farklarla ayrılıyordu ama... İlki, yanına 7/24 görevinin başında olan İstanbul neferi AKP il başkanı Osman Nuri Kabaktepe’yi almıştı. İkincisi, bakanı Soylu’nun aksine belediye başkanı odasında değil cillop gibi tertemiz bir salonda kameraların karşısındaydı!
Askerdeki durumu ceza aldığım için iyi biliyorum! Valinin verdiği fotoğrafın yönetmelikteki yerini bilmesem de bir tahminim var! Yükseklerden gelecek takdir...
Çizmeli fotoğraflar çekilirken Esenyurt’un bir başka köşesinde belediye başkanı da açıklama yaptı: “Ekip arkadaşlarımız boşaltılması gereken daireleri boşalttı, tehlikeli olan yerlerdeki vatandaşlarımız dışarıya alındı. Esenyurt’un önemli sorunlarından biri Harami Dere’nin ıslah çalışmasıdır. Maalesef geçmiş yıllarda dere hattında yanlış imalatlar, yanlış imar izinleri ve alt yapı yetersizliği yüzünden buraya kadar gelindi!”
Durum böyle olunca merak ediyor insan!
Kıymetli vali, Belediye Başkanının sözlerini ciddiye alıp İstanbul’u aralıksız 25 yıl yöneten AKP’lilere, “Haramidere’nin akış yönü neden değiştirildi, ıslah projelerinde eksiklikler mi var, bölgedeki imar izinlerini kim verdi, işinizi düzgün yaptıysanız dere her yağmurda neden taşıyor, örneğin 2020’deki taşkında bir yurttaşımız niye can verdi’ diye soracak mı?
Erdoğan’ın İSKİ Genel Müdürü olan Veysel Eroğlu’nun taaa 1997 yılında Harami Dere’nin de içinde bulunduğu riskli bölgeler acilen boşaltılmalı uyarısına neden uyulmadı diye devlet adına ‘denetim ve hesap sorma’ yetkisini kullanacak mı?

Takdir elbette kendilerinin. Fakat, sorumlular her kimse Haramidere’nin hesabını sorduğu an fotoğraftakinden çok daha etkili bir vali olur.