Cuma günleri bütün camilerde okunan hutbe, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dini konularda en yüksek karar ve danışma organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından hazırlanıyordu. Atatürk, silah arkadaşları, şehitlerimiz rahmetle anılıyordu. Gün geldi, hutbe konusunda başkanlık bünyesinde de tartışmalar çıktı. Hutbe hazırlama görevi Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan alındı, bu görev Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bırakıldı. Hazırlanan hutbe, Başkan tarafından incelendikten sonra müftülüklere gönderilmeye başlandı.
Aslında hutbe konusunda Diyanet’te ciddi anlaşmazlıklar da var. Yapılan toplantılarda, hutbenin ilin özellikleri de dikkate alınıp yerelde hazırlanması önerisi sıkça yapılıyor. 10 Kasım Atatürk’ü Anma Gününde bile Atatürk’ün adının geçmediği hutbeler okunuyor. Bu durum cami cemaati arasında rahatsızlık da yaratıyor. Cemaat, cemaatle cami görevlileri arasında da tartışmalar yaşandığı da oluyor. Bu olumsuzluklar yüzünden, cuma namazına gitmeyenlerin de olduğu biliniyor.
BİR UZMANIN PAYLAŞIMI
Din İşleri Yüksek Kurulu uzmanı Bünyamin Okumuş, Atatürk’e hakaretlerin, büstüne dönük saldırıların yapıldığı günlerde bilgisayarının başına geçti. 1 Haziran 2021’de şu paylaşımımı yaptı:
“Atatürk’ü anlamaktan aciz gafil ve hainleri kınıyorum. Türk Milletinin bir ferdi olarak, Atatürk’e ‘zalim ve kafir’ diyen imama tepkimi şöyle dile getiriyorum:
Atatürk bizim börkümüzdür, birliğimizdir, simgemizdir. Ona laf yoktur. Baş giderse börk gider. Allah muhafaza, bir daha da geri gelmez. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e tahammülsüzlük Türkiye’ye tahammülsüzlüktür. Atatürk alerjisinin esas gerekçesini nasıl okumalıyız?
DAHA İYİ MÜSLÜMAN MI?
Gizli FETÖ’cü olup olmadıkları mutlaka incelenmelidir. Vaazları ile milli birliğimizi yaralamaya hiç kimse cüret etmemelidir. Atatürk’e dil uzatanlar daha iyi Müslüman olduklarını mı sanıyorlar? Atatürk olmasaydı kulağınıza ezan mı okunurdu?
Ey kendini bilmez akılsızlar Atatürk’ümüzden ne istiyorsunuz? O tarih sahnesine çıkmasaydı, Türklüğün kıvancı, İslam’ın bekçisi olmasaydı doğduğunuz zaman kulağınıza ezan mı okunur yoksa bir kilisede vaftiz mi olurdunuz? Atatürk’ün hatıralarına ve heykellerine saldıran zavallılar, sizin yel değirmenlerine savaş açan Don Kişot’tan ne farkınız vardır?”
BİRİNCİ VAZİFEMİZ
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Bünyamin Okumuş’un 2021’de yaptığı paylaşım zaman zaman gündeme geliyor. Gerçekten bu Bünyamin Bey tarafından mı yazılmış, yoksa adı mı kullanılmış merak ettim. Meğer benden çok önce SÖZCÜ muhabiri kıymetli kardeşimiz merhum Ali Ekber Ertürk sormuş. “Evet, ben yazıp paylaştım” demiş. Bana da aynı şeyi söyledi. Niçin yazıp paylaştığını da şöyle anlattı:
“Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Atatürk kurdu. Birinci vazifemiz ona rahmet okumaktır. Paylaşımımı benim bilgim dışında zaman zaman sosyal medyada paylaşanlar oluyor. Bundan dolayı bir rahatsızlık duymam söz konusu değil. Ben, Atatürk’ü savunurum. Bize Diyanet İşleri Başkanlığı’nı emanet etmiş ‘Buyurun hizmet yapın’ demiş. Atatürk’e vefa, rahmet okuma borcumuz var.
Şu ayrıntıya değineyim: O günlerde Atatürk’e karşı bir muhalefet vardı. Böyle kötü bir hava oluşturma girişiminde olanlar arasında hocalar da bulunuyordu. Ben, ‘Atatürk’ü anlamayanlar içindedir’ diye tepkimi ortaya koydum.”
BAŞKANLIKTA NASIL KARŞILANDI?
Bünyamin Okumuş’u aradığımda umre için Suudi Arabistan’da olduğunu öğrenmiştim. Kendisine, “Sizin o paylaşımınızdan sonra Diyanet’te bir rahatsızlık, paylaşımınız nedeniyle tepki gösteren oldu mu?” diye sorduğumda şu karşılığı verdi:
“Yok; sağ olsunlar hatta Diyanet’ten bile çoğu arkadaşlar, bir başkan yardımcımız, ikili görüşmelerde ‘Hocam iyi ki bu paylaşımı yaptın’ dedi. Çünkü Diyanet’in Atatürk’e karşı olumsuz ifadeler karşısında sessiz kalmasına gizli bir tepki de vardı. Bana hiçbir şey olmadı.
Cumhuriyeti kuran irade bunu bir yasal düzenlemeye bağlamış. Anayasal kurum genel idare içerisinde, ‘Buyurun İslam dinini doğru bir şekilde anlatın’ demiş. Böyle bir olgu hiçbir ülkede yok. Bütçeden bu kadar ödenek veriyor size. O zaman siz bunu kuran iradeye rahmet okumaktan başka yapacağınız bir şey yok. Biz o çerçevede çalışmaya gayret ediyoruz.
Ben, 2021’de yazıp paylaştığım görüşümü aynen savunuyorum. Çünkü Atatürk, Diyanet’i bize emanet etti. Bu ‘İslam dinini açık bir şekilde topluma anlatmak sizin görevinizdir’ denildi.”
TAKVİMDE BİLE YOK
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dini konularda en yüksek karar ve danışma organı olan Dini İşler Yüksel Kurulu, bütün ilmi meseleler, fetvalar, kitap tahlilleri, çalıştaylar, dini danışma toplantıları, Din Şûrası çalışmalarını yürütüyor.
Hutbe hazırlama görevini yıllarca yerine getiren, ulusal günlerde hutbelerinde, Diyanet Takviminde mutlaka Atatürk’e yer veren Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan bu görev alınmış, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne verilmiş. Ne yazık ki, Atatürk anılmıyor, adı hutbelerde geçmiyor. Önceki iki başkan döneminde, Atatürk hiç yoktu. Başkanları Anıtkabirde gören de yoktu.
Diyanet İşleri Başkanlığı görevine getirilen Prof. Dr. Safi Arpaguş, bu konuda düzenleme yapar mı, yoksa önceki başkanların izinden gider mi onu da göreceğiz...