Avukat Ceyhan Mumcu, 24 Ocak 1993’te bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun ağabeyidir. Duruşmalara müşteki-mağdur olarak katıldı. Katledilişinin üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen Uğur Mumcu olayında, otomobile C-4 patlayıcı yerleştirilmesi talimatının kim ya da kimler tarafından verildiği bir türlü ortaya çıkarılamadı. Birisi hariç eylemi gerçekleştirenler yakalandı. Hüküm giydi. Ama onlardan da sadece birisinin cezaevinde olduğunu öğrendim.

Uğur Mumcu suikastı ve diğer faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için çok yönlü çalışmalar yapıldı. Eylem emrini kimin verdiği belirlenemeyince, yapıldığı öne sürülen bazı açıklamalar, olayın arkasında devletin olabileceği yorumlarını güçlendirdi. Mumcu ve aynı dönemde yaşanan suikastlari çözebilmek için adımlar atıldı. Ağabey Avukat Ceyhan Mumcu’ya, devletin bu suikastte bir rolü olup olmadığını sordum.

DEVLET GÖREVİNİ YAPTI MI?

Ceyhan Mumcu, “Hep devletin, Mumcu suikastini çözmeyi yarım bıraktığı, faili meçhul bıraktığına ilişkin suçlama var. Ben o görüşte değilim” dedi ve devletin olayı çözmek için neler yaptığını şöyle sıraladı:

- “İlk defa bu cinayeti işleyenlerin ortaya çıkarılmasını sağlayacak olanlar için İçişleri Bakanlığı en büyük para ödülü verileceğini, kimliğini gizleyeceğini açıkladı. Bu süreçte yapılan her ihbar istihbarat, savcılık tarafından değerlendirildi.

- Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dı. Bütün istihbarat örgütlerine, emniyet teşkilatlarına hainlerin bir an evvel bulunması talimatını verdi. Cinayetin çözülmesinin devletin namus borcu olduğu Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin tarafından açıklandı.

- Türkiye Büyük Millet Meclisi özel gündemle toplandı ve gündemin sonunda bütün partiler cinayeti kınadılar. Faili meçhul cinayetlerin araştırılması önergesi verildi. Önerge bütün partililer tarafından kabul edildi.

- Milletvekili Sadık Avundukluoğlu başkanlığında komisyon kuruldu. O komisyondan kısa süre sonra ‘Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu’ kuruldu. O komisyon, olayın çözülmesi için sonuna kadar gitti. Rapor, TBMM’den de geçti.

- Sadettin Tantan’ın İçişleri Bakanlığı döneminde, olayın üzerinden 7 yıl geçtikten sonra cinayetler çözülmeye başlandı. Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı başta olmak üzere 18 olayın çözülmesi bizim için de sürpriz oldu. Uğur Mumcu’nun otomobiline bombayı koyanlar yargılandı, mahkum edildi. Otomobile C-4 patlayıcıyı yerleştiren Kimya Fakültesi öğrencisi Oğuz Demir, polisin elinden son anda kaçtı. Bu kişi halen yakalanamadı.

BAŞSAVCININ AÇIKLAMASI

- Suikastin devletimizle ilgisi yok ama dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcısı Nusret Demiral, ‘Yabancı İstihbarat Örgütünün işi. Suikasti çözemeyiz’ dedi. Yardımcısı Ülkü Coşkun, Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’ya, ‘Devlet isterse çözer’ diye bir söz sarf etti. Yani yetkili, sorumlu, görevli savcılar böyle açıklamalar yapınca, bunlar da açıklanınca ‘devlet yaptı’ algısı oluştu

- Uğur’un otomobiline bomba koyanlar, Uğur’u tanımıyor. ‘Niye koydunuz?’ diye sorulduğunda ‘Tesettüre karşı çıkıyordu, o yüzden’ dediler. Halbuki Uğur’un tesettürle ilgili hiçbir yazısı, açıklaması yok. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’na da başvurdum, dinimize aykırı yazısı olup olmadığını sordum. Böyle bir yazısının olmadığı belirtildi ve bunu mahkemede de okudum.

AÇIKLAMA YAPACAKLARI GÜN

- Sanıkların Eskişehir Cezaevinde tutulduğu dönemde, kendilerini cinayete kimlerin azmettirdiği konusunda açıklama yapacaklarını söylemişlerdi. Bu kişilerin kendilerine işkence yapıldığına ilişkin dilekçeleri üzerine, sanıklar görülmeden ‘İşkence gördüklerine’ ilişkin rapor düzenlendi. Aynı dönemde tüzel kişilikler adına davaya müdahil olunamayacağına ilişkin Yargıtay Başsavcılığı’nın da görüşü nedeniyle dava uzadı.

- Sanıkların, cinayet emirlerini veren, buna aracılık yapanlarla ilgili açıklamalarda bulunacağı gün, avukatları sanıkların işkence gördüğüne ilişkin raporu mahkeme heyetine sundu. Sanıklar da suçu, işkence nedeniyle kabul ettiklerini savundu. Bu dava uzatıldıkça uzatıldı. Sanıklar, hak ihlali olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Uzun tutukluluk nedeniyle sanıklar tahliye edildi. Sadece Ferhan Özmen Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadığı için cezaevinde.

SES KAYDINDA GEÇEN 25 BİN DOLAR

- Tevhid, Selam ve Kudüs Savaşçıları suç örgütü tek bir davada yürütüldü. Bu olay üzerine ‘işsiz taksi,minibüs şoförü ne diye bu eylemleri yapsın?’ diye konuşuldu. Sokağa çıkın vatandaşa, ‘Uğur Mumcu başta olmak üzere o dönemdeki cinayetleri bunların yaptığına inanıyor musunuz?’ diye sorsanız kimse inanmaz. Çünkü, bu kişiler Uğur Mumcu’nun ne yazdığını ne istediğini bilen kimseler değil.

Öyle anlaşıldı ki bunlara para vererek siparişle yaptırdılar. Bir kişinin 25 bin dolar ödendiğine ilişkin ses kaydı var. O telefon dinlenmesi ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra parayı verdiği öne sürülen kişi kaçırıldı, öldürülmüş olarak bulundu.

HİZBULLAH’A ÖZGEÇMİŞ VERENLER

- Ama ben, hâlâ İsrail gizli servisi MOSSAD’dan kuşkuluyum. Otomobilin vites koluna bomba yerleştirilmesi daha önce olmayan bir uygulamaydı. Bomba yerleştirme konusunda MOSSAD’ın uzmanlığı var. Cep telefonlarını, çağrı cihazlarını da onların patlattığını hatırlatalım.”

Hizbullah örgütüne dönük operasyonlar yapıldığında, örgüt lideri Hüseyin Velioğlu’nun villasında örgüte girmek için “özgeçmiş” verenlerin başvurularına ulaşıldı. İşte o kişinin yakalanmasından sonra faili meçhul cinayetler çözülmeye başlanmıştı. Operasyona “Son Umut” adı verilmişti. Eğer, bu çalışma sonucu da olaylar çözülemezse, artık yapacak fazla bir şey de olmadığına inanılıyordu. Başta dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın, İstihbarat Dairesi Başkanı rahmetli Kazım Abanoz, Ankara Siyasi Şube Müdürü rahmetli Cavit Çevik’in ve isimsiz kahramanların emekleri unutulmaz.