Kişisel çabalarıyla hayata geçirdiği sanat merkezinde uzun yıllardır genç sanatçıları yetiştiren Müjdat Gezen şu günlerde son derece üzgün, gergin ve biraz da sinirli...

Bu ülkenin sanatı için yaptığı fedakârlıklar sanki suçmuş gibi ağır bir baskı altında...

“Ben Kenan Evren devrinde ayaklarına zincir vurulmuş biriyim ama o günkü baskılar bile bugünkü kadar ağır değildi” diyor.

Müjdat Gezen’in, kendisine yapılan baskılar hakkında bana yolladığı (çığlığa benzer) mektubu özetle şöyle:

“Üç gündür üst üste Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde yapılan ‘BASKIN’ görünümündeki, CİMER, SGK, Çalışma Bakanlığı gibi yerlerden gelen görevliler, çalışanlarımı tek tek odaya kapatıp, hafiften de tuzak sorularla kurumum hakkında yıpratıcı bilgi almaya çalışıyorlar.

Çalışma Bakanlığı’ndan da görevliler teftişe gelecekmiş.

Ben erkenden ‘Sanat Merkezi’nin başında tüm olanları kameraya çekeceğim. Ve elemanlarımı sorguya çeken bu gruba bir soru soracağım:

‘Okulumu yaktılar, neredeydiniz?’

Çektiğim videoyu da kanallara yollayacağım.

İşin aslı şudur:

Oynadığımız oyunlarda politik göndermeler var ve iktidar bundan rahatsız.

Ankara’dan birileri düğmeye basıyor, havuz gazetelerine ‘Şu şu yalan haberi yazın’ diyor.

Örneğin ‘Müjdat Gezen Sanat Merkezi MSM’de 50 kişi sigortasız çalışıyor’ ve ‘Müjdat Gezen oyun oynayabilmek için Sarıyer Belediyesi’ne 1 milyon 650 bin TL rüşvet verdi’ gibi...

Gerçi her iki haber de salakça uydurulmuş, ilkokul çocuğunun bile inanmayacağı nitelikte ama... Bunlar benim 83 yıldır nasıl ayakta durduğumu herhalde unutuyorlar. ‘Çamur at, izi kalsın’ fikrine dayanarak bunu yapıyorlar.

Ben bir sanatçıyım. Bunlar para biriktirirlerken ben insan biriktirdim. Bu toplum onları da, beni de iyi tanıyor.

Kenan Evren devrinde ayaklarına zincir vurulmuş birinin korkacağını sanıyorlar!” (Müjdat Gezen)

Kızılay da gösteriş ve lüks meraklısı çıktı!

Ülkemizde, zaman zaman çeşitli tartışmalara yol açan önemli bir kuruluş var: KIZILAY.

Bu kurumun gelirlerinin büyük bölümü vatandaşların yaptığı bağışlardan oluşuyor.

Kızılay’ın, kan toplama, kan verme, afetler, uluslararası yardım, sağlık ve ilk yardım alanlarında faaliyetleri var.

İnsanlardan topladığı bağışları, yine insanlar için kullanması gerekiyor.

Peki, bu görevini gerektiği gibi yapıyor mu, yoksa paraları gösteriş için mi kullanıyor?

İşte, bugün başkentte tartışılan bu!

Ankara’da Büyükşehir Belediyesi’nin TOKİ ile birlikte ortak olduğu TOBAŞ Şirketi’nin tasfiyesi gündeme gelince Kızılay Ankara Şubesi Yönetimi, TOBAŞ binasının kendilerine tahsisini istedi. Büyükşehir Belediyesi de, konu Kızılay olunca ikiletmedi, zorluk çıkartmayıp, binanın Kızılay’a tahsis edilmesi için gereken kolaylığı sağladı.

Ancak, ne olduysa oldu, ihtiyaç sahibi Kızılay’ın Ankara Şubesi yerine binayı Kızılay Genel Müdürlüğü kullanmaya karar verdi. İşte bundan sonra olanlar oldu.

Çok şık ve gayet modern döşenmiş olan o güzelim bina “tadilat” adı altında tamamen yıkıldı, sadece dış cephesi ve camlar kaldı.

3200 metrekare, 4 katlı bina sil baştan yeniden yapılıyor.

Tadilat için harcanacağı söylenen para 30 milyon lira!

Halktan bağış toplayarak varlığını sürdüren Kızılay’ın bu bol keseden savurganlığını bana bildiren Ankaralı gazeteci arkadaşım:

“Yepyeni binayı Moğol istilasına uğramış gibi tarumar ettiklerini görünce çok üzüldüm” dedi.
Güzel binayı keyif için, dış cephesi hariç tamamen yıkan zihniyet, halkın değil babasının parasını harcıyor gibi!
Halktan topladıkları bağışları lükse ve gösterişe harcamaya ne kadar da meraklıymışlar! Yazık!

GÜNÜN SÖZÜ

Kendi bahçende dal değilsen, başka bahçede ağaç olamazsın!