Koca yazı bitirdik, sonbaharın öncüsü eylül geldi, Bodrum’dan dönüş başladı.

Ağustosun son günlerinde gazetelerde Bodrum hakkında şöyle bir haber yer aldı:

“Dünyaca ünlü Bodrum’un Gündoğan mahallesinde tıkanan rögar taştı... Taşan tonlarca pis su önce sahil şeridine, oradan da denize aktı. Denizin rengi kahverengiye döndü.”

Haber “Bodrum’un altyapı sorunları günden güne artıyor, kent yaşanmaz hale geliyor” diye devam ediyor.

Haber yüzde yüz doğru, çünkü denize akan o iğrenç suları ben de gördüm.

Bodrum’un o güzel sahilleri, rögar patlamasa bile çirkin inşaatlarla perişan ediliyor.

Denize sıfır yerde, en fazla 2 katlı olması gerekirken 4 katlı inşaat yapılır mı? Yapılıyor ve Bodrum Belediyesi “Hayır, bu 4 kat değil, 2 kattır” diye inşaatı savunuyor.

Gösteriyorsunuz, görmüyorlar! Neden? Bu da halk arasında biçimsiz söylentilere yol açıyor!

Plansız programsız yönetilen kentte güzelim yerlerimizi yiyip bitiriyorlar!

★★★

Gazeteci-yazar ve çevre gönüllüsü Can Pulak (Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın baş danışmanı) Bodrum’un muhtarı gibidir. Eşi Şeyda hanımla birlikte yaz-kış Bodrum’da yaşar ve bölgenin hemen her sorunuyla ilgilenir.

Gelin, bir de ondan dinleyelim Bodrum’u... Bakın neler anlatıyor?

“Bodrum’da millet iki yıldır evlerine doğru dürüst gidemedi. Büyükşehir kazdı, Telekom kazdı, özel elektrik şirketi kazdı. Perişan edip durdular yolları... Tüm araçların alt kısımlarını haşat ettiler, lastiklerini patlattılar devamlı... Millete işkence yaptılar adeta...

Su boruları patlayıp, oluk gibi sular boşa aktı...

Olan halka oldu yine... Sular günlerce kesildi, kentte inanılmaz bir su sıkıntısı doğdu.

Herkes topu birbirine attığı için millet susuz yazı oynadı haftalarca...

Durun, daha bitmedi. 500 bin kişilik kentin nüfusu yazın iyice şişince elektrik yetmedi, trafolar patladı, uzun süre karanlıkta kaldı bazı semtler...

Hele trafik! İstanbul’dan beter hale geldi! Anlatılır gibi değil...

Güya mayıs ile ekim arasında inşaat yasağı vardı. Bu nasıl yasaksa, sürekli devam etti yapılaşma... Hem de gözlerimizin önünde yükseldi yapılar!

Bodrum’u elbirliği ile bitirdik dostlar. Bitirmeye de devam ediyoruz. Bir şeyler yapmak lâzım... Çok değerli turizm bölgelerimizi kaybetmenin köprüden önceki son çıkışındayız!”

“Yağmur duasından çok, akıl duasına ihtiyacımız var”


Okurlarımdan yazar İbrahim Ormancı’nın gönderdiği güncel esprilerden oluşan bir demeti sizlerle paylaşıyorum:

- Bu memlekette ne kadar DÜZGÜN olursan, o kadar ÜZGÜN olursun.

- Kutuplarda bile ülkemizdeki gibi kutuplaşma yoktur.

- Sığınmacıya en düşük yardım 9300 lira. Emekliye en düşük maaş 7500 lira. Biz de kimin insafına sığınalım?

- Allah bana “Yürü ya kulum” dedi, ben de yürüdüm. Çünkü benzine zam geldi.

- Aklımı peynir ekmekle yemedim. Peynirin kilosu 340 lira olmuş!

- Bizim evde benim sözüm geçer, hanım evde olmadığı zamanlarda...

- Ülkede boşanmalar neden arttı? ‘Kafa dengi’ kadınlar bulacağımıza ‘Kafe dengi’ kadınlar bulduk da ondan!

- Bizim memleketin “Yağmur duasından” çok “Akıl duasına” ihtiyacı var!

TEBESSÜM

Gangsterin duası!


Al Capone, İtalyan asıllı Amerikalı bir mafya babasıdır. (1899-1947) Tarihin en ünlü gangsterlerinden biri olan Al Capone’un hayatı çok sayıda Hollywood filmine konu olmuştur.

Al Capone’un hayatını anlattığı kitaptan kısa bir bölüm:

“Ben çocukken her gece Tanrı’ya dua ederdim: ‘Tanrım bana bir bisiklet ver’ diye...

Baktım, Tanrı’nın çalışma şekli farklı. Ertesi gün bir bisiklet çaldım ve her gece Tanrı’ya dua ettim: ‘Tanrım, günahlarımın affet’ diye...”

GÜNÜN SÖZÜ


Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin?