Zikrullah Erdoğan 33 yaşında genç bir Kaymakam. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile MSB Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne atandı.
Edindiğim bilgiye göre; MSB Tedarik Hizmetler Genel Müdürü; “Bakanlık teşkilatında bulunan ve tedarik faaliyeti gerçekleştiren tüm birimlerin tedarik ile ilgili verilerini toplamak, analiz etmek, değerlendirmek ve gerektiğinde bununla ilgili raporlar hazırlamak, Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak”.
Bu atama, kamuoyunda ve özellikle emekli askerlerde büyük şaşkınlık yarattı. Bu şaşkınlığın temel nedeni ise, bu ataması yapılan makamın Tümgeneral kadrosu olması….Konu sadece kamuoyunda değil, TBMM’de de gündeme getirildi. TSK’ne ömürlerini adamış askerler, bu yapılan atamanın MSB teamülleri ve hiyerarşisi ile örtüşmediğini dile getirdiler.
Bu atama konusuyla ilgili Emekli Tümgeneral Sayın Rafet Kılıç; “ 33 yaşında Tümgeneral, 33 yaşında Kaymakam, MSB’de Genel Müdür oluyor. Teamüller gereği bu makamın karşılığı Tümgeneral rütbesi. Harp Okulu mezunu bir subay ise o yaşlarda ancak Üsteğmen ya da Yüzbaşı….
Bir subayın Tümgeneral olması için; Takım, Bölük, Tabur, Alay, Tugay Komutanlıkları yapması ve yaklaşık 30 yıl boyunca TSK’nın her kademesinde emek vermesi gerekiyor. Yüzbaşılık, Binbaşılık, Yarbaylık, Albaylık ve Tuğgenerallik süreçlerinden geçmeden o rütbeye ulaşılamıyor.
Bugün ise yıllarca sahada görev yapmış Albaylar ve Generaller, askeri geçmişi olmayan genç bir bürokratın emrinde çalışıyor olacaklar.
Bu durum TSK personelinde nasıl bir ruh hali oluşturuyordur? Motivasyon mu, aidiyet mi yoksa ciddi bir kırgınlık mı ??” bu atama hangi kriter gereği yapıldı ????
Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde tüm yetkilerin tek kişide toplanması sonucu bu tür atamalar ne ilk ne de sonuncu olacaktır. Geçmişte sayısını unuttuğumuz nice nice bu tür atamalara hep birlikte şahit olduk.
Örnek mi? Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in Rektör atanabilmesi için bir günlük kararname çıkarıldı…….
Bu atamayla ilgili kamuoyunun merakı, eski Genel Kurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler’in bu atamayla ilgili ne düşündüğü?
Değerli Okurlar; Tarih hiçbir şeyi unutmuyor. Ülkede bu tür atamalar yapılınca Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan bir öyküyü( kıssadan hisse) sizlerle paylaşmak istedim.
“III. Murad, 1582’de oğlu ve veliahtı Mehmed için büyük bir sünnet töreni düzenledi. O kadar büyük törenler yapılıyordu ki bu gösteriler günler geceler sürüyordu. Hokkabazlar, parendebazlar, pehlivanlar şovlarını yapıyordu.
Padişah hoşuna giden bu gösteriler neticesinde keyiflenmiş ve gösteriyi yapanlara “Dileyin benden ne dilerseniz” diye sormuştu. Tıpkı masallarda olduğu gibi….
Bu sözü duyan hokkabazlar, cambazların isteği belliydi. Verdikleri cevap “Yeniçeri olmak isteriz” şeklindeydi. Bu isteği duyan herkes çok şaşırmıştı. Bir tek padişah şaşırmadı, istediklerini onlara verdiler.
Padişah emrini vermişti, “bu başıbozuk, serseri, bir işe yaramazları” Yeniçeri ocağına yazdıracaktı. Ancak Yeniçeri Ağası Ferhad Ağa buna itiraz etmiş “Ocak nizamı bozulur, ananeye uymaz” demişti ama III. Murad “Padişah verdiği sözden dönmez” deyip bu adamların ocağa yazılmasını ısrar etti ve Ocak Ağası FERHAD Ağa görevden alınarak ocağa yamak adı altında kaydedildiler.
İşte Osmanlı ordusunda önemli görevi olan Yeniçeri ocağı bu açılan yoldan yenileri alınarak bozuldu. (Alıntı)
SON SÖZ:
“Aslında hiçbir şey yasadışı değildi,
çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.” GEORGE ORWELL