Sevgili okurlarım şimdi dönüyoruz 1926 yılının yaz aylarına... Türkiye büyük bir olayı, bir suikast girişimini yaşamış. Ortalıkta kıyamet kopuyor. Birkaç gün sonra İzmir’e gelecek olan Atatürk’e burada suikast yapılacağı ortaya çıkıyor. Tam bir yıl önce, 1925 yılında Doğu’da Şeyh Sait isyanı patlamış ve zor kullanarak bastırılmıştı. Kürtçü ve İslamcı isyancılar Diyarbakır dahil pek çok yeri ele geçirmeyi başarmıştı... Ve tam bir yıl sonra Atatürk’e suikast olayı gündeme geliyordu. Atatürk, yapılan uyarılar nedeniyle İzmir’e gidişini ertelemişti. O ünlü sözlerini İzmir’i geldiğinde söylemişti: “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacak fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Bu arada genç Cumhuriyet’in devlet çarkları dönmeye başlamış ve suikastçılar tek tek yakalanmıştı. İzmir’e İstiklal Mahkemesi gönderildi. Yargılamaları o mahkeme yapacaktı. (Bu suikast olayının siyasi boyutuna hiç girmiyorum. Tutuklanan paşalar, subaylar, milletvekilleri ve ayak takımı ayrı bir konudur.) ★★★ Yargılamalar Haziran 1926’da başladı, Ağustos 1926’da sona erdi. Sanıkların çoğu suçlamaları kabul etmedi. Sonuçta İstiklal Mahkemesi bazı sanıkları beraat ettirdi ama 18 kişinin idamına karar verdi. İsimleri şöyleydi: Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi, Şükrü Bey, albay ayıcı Arif, hafız Mehmet, Halis Turgut, İsmail Canbulat, Abidin Bey, dadaş Rüştü, albay Salim, Dr. Nazım, Hilmi Bey, Nail Bey ve Sarı Efe Edip. ★★★ Evet, idam edilenlerden biri (listede en son sırada yer alan) Sarı Efe Edip... O bizim ailenin çok yakını. Aileden biri... Anneannemin dayısı. O yıllarda İzmir’de büyük bir konutta ailece yaşıyorlar. Sarı Efe Harbiye mezunu bir jandarma yüzbaşı. Genelde Balkanlarda görev yapıyor. Görevi emrindeki müfrezelerle birlikte o bölgeleri Rum ve Bulgar eşkıyalardan temizlemek. Son görevi şimdi Yunan toprağı olan Serez’de. Kimsenin gözünün yaşına bakmayan kelle koltukta ‘vahşi’ bir komitacı. Balkanlar elimizden çıkınca anavatana dönüyor. Müfrezesiyle birlikte Marmara bölgesindeki isyancıları temizliyor. Bu arada, fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla Çerkez Ethem’in de yakın adamı. ★★★ Ben henüz küçüktüm. Sarı Efe’nin ikiz kardeşi olan ‘koca ninemiz’ bize masallar anlatırken hep ağlardı. O masallarda hep ‘Edip’ ismi geçerdi ama ne olduğunu bilemezdik ki! Onun idamıyla birlikte anne tarafım büyük acılara sürüklenmişti. Biraz büyüdüğüm zaman anneme sormuştum... ‘Sarı Efe bu suikast işinde acaba var mıydı?’ O yıllarda annem de çok küçük, 6 yaşında. Bilemezdi ama aileden duyduğu kadarıyla olduğunu söylerdi. Vatana dönüp isyanları bastırdıktan sonra Atatürk kendisine İzmir’de bir çiftlik bağışlamış. Yanı maddi sıkıntısı yok. Ama komitacı işte!.. Olduğu yerde rahat duramayan biri. Son olayı Atatürk’e suikast girişiminde yer almak olmuş. ★★★ Emin Çölaşan’ın notu: Bu yazıyı sadece Sarı Efe Edip için yazdım. İzmir suikastı çok yönlü ve apayrı bir olaydır. Yazımdaki eksikliğe bakmayın lütfen.