Sevgili okurlarım, Türkiye’de neler olup bittiğini ya da bizi nelerin beklediğini bilen yok. Buna iktidarın büyük ortağı AKP ile küçük ortak MHP dahil.

Vatandaşın ise olandan bitenden (haklı olarak) hiç haberi yok.

Her sabah kalkıyoruz, bu işlerden anladığını zannedenler dahil herkesin kafası allak bullak oluyor.

Devlet Bahçeli dün bir kez daha partisinin grup toplantısında Meclis kürsüsüne çıktı, özellikle de Trump’a veryansın etti.

Gerçek bir ruh hastası olan bu adama söylenenler haklıdır. Ama Devlet Bey işine gelince konuşuyor, gelmeyince suspus olup yerinde oturuyor.

Büyük ortağı ile piyasaya sürdüğü terörsüz Türkiye masalı zaten çöktü. Biz bunu söylerken gülüyorlardı ama gerçekler şimdi gözlerinin önünde.

Örneğin Trump bundan bir süre önce bizim Recep Tayyip’e çok ağır sözlerle, hatta hakaretlerle dolu bir mektup göndermişti.

“Ben istersem senin ekonomini mahvederim” diyor ve aynen şu ifadeyi kullanıyordu:

“Don’t be a fool.”

Aptal olma.

★★★

Hem ABD ve hem de Türkiye’de devlet kayıtlarına geçen bu belge korkunçtu.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri böyle bir hakarete tanık olmamıştı.

Peki biz ne yaptık?

Hiçbir şey!

Ortakların ikisi de sesini çıkaramadı ve o ağır hakaretleri sineye çekmek zorunda kaldık.

Devlet Bahçeli şimdi konuşuyor, Recep Tayyip o günden bu yana bu konuda ağzını bile açamıyor.

Dün Meclis’te Trump’ a ağır sözlerle saldıran Devlet Bahçeli tümüyle haklıdır ama ne yazık ki geç kalmıştır. Atı alan Üsküdar’ı çoktaaan geçti, bize de o ağır sözleri sineye çekip altında ezilmek kaldı.

★★★

Bu arkadaşlar birkaç aydan bu yana, Meclis’te kurdukları Komisyon’la ilgileniyorlar! Başka bir deyişle hem ilgileniyor, hem de Türk Milletini oyalıyorlar.

‘Terörsüz Türkiye’ yaratacaklar ama karşı taraf bu konuda pek gönüllü değil.

Karşı taraf cingöz!

Taktik gereği olarak Apo bile şimdi sahneden çekilmiş gibi görünüyor.  

Birkaç hafta öncesine dönelim...

Apo bizimkilerin bütün isteklerini kabul edecek ve bunun karşılığı olarak tahliye kararını cebine koyacaktı.

O kadar ki, tahliye edildikten sonra nerede nasıl yaşayacağını, belki kendisine İmralı’da bir villa tahsis edileceğini falan düşünür ve tartışır olmuştuk!

‘Terörsüz Türkiye’nin yaratıcıları üç partiden oluşacaktı.

AKP, MHP ve DEM...

Fakat gelin görün ki bu sacayağının iki partisi olan MHP ile DEM dün Meclis’te kapıştı. Olur olmaz her konuda ahkâm kesen Recep Tayyip bu gibi konularda zaten ağzını açamıyor. Peki bundan sonrası ne olacak? Onlar bilmiyor, biz de bilmiyoruz, Allah bilir.

Bence bu bilmeceyi çözmenin en pratik yolu bu işi de Trump’a bırakmaktır. Türkiye’nin terörlü mü terörsüz mü olacağına kararı o versin. Unutmayalım, bazen manyaklar ve ruh hastaları da doğru kararı verebilir!  

Meclis’te yeni bir tip

Sevgili okurlarım, biz belli zamanda Meclis’te birtakım tipleri tanıdık. Bunlar transfercilerdir. Genelde seçildikleri muhalefet partilerinden istifa edip iktidar partisine geçerler.

Kamuoyu bu gibileri çoğu zaman bilmez, isimlerini bile bu vesileyle ilk kez öğrenmiş olur.

AKP şimdi yeni transferler peşinde. Önüne gelene parti rozeti takıp kendi saflarına katıyor. Amaç Meclis’te kelle yeter sayısına ulaşabilmek. Bunun iki nedeni var.

İlki AKP’nin yapılacak yeni anayasa sürecinde yeterli çoğunluğu sağlaması!

İkincisi ise yine ilk nedenle bağlantılı olarak Recep Tayyip’in üçüncü kez cumhurbaşkanı seçilmesinin önünü açmak.  

AKP bu açıdan bakıldığında gerçekten ‘cömert’ bir parti. Kaz gelecek yerden tavuk esirgemiyor ve bu doğrultuda, transfercilere ne isterse vereceğini kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde açıkça bildiriyor.

Peki hangi vaatlerde bulunuyor? Bu işin olmazsa olmazları var! Transfer öncesinde milletvekiline açıkça söyleniyor:

“Bize katıldığın takdirde ilk seçimde yine listemizde yer alacaksın.”

İkincisi ise biraz daha basit bir konu:

“Seçim bölgende ne gibi sıkıntıların varsa onları çözmeye hazırız.”

★★★

CHP Mersin Milletvekili olan Hasan Ufuk Çakır isimli şahıs geçen hafta düzenlenen törenle AKP’ye geçti.

Önce size sorayım, bu adamın ismini cismini daha önce hiç duymuş muydunuz!

Gazeteci kimliğimle itiraf ediyorum, belki ayıptır ama ben duymamıştım. Rozet takma töreninde bağıra çağıra bir şeyler söyledi, Recep Tayyip’in karşısında asker selamı verdi, ‘Bu memlekette iki başkomutan var. Biri Atatürk diğeri Erdoğan’ diye haykırdı.

Komik bir manzaraydı.

İkinci komedinin haberi dün bizim gazetede yer aldı. Mersin’de yapılan bir toplantıda bu kez Recep Tayyip’in salonda asılı fotoğrafı önünde yine esas duruşa geçip asker selamı vermiş.

Böyle nice transferci milletvekilleri, nice belediye başkanları geldi geçti... Bunlar o ilk aşamada popüler olur ama sonra kazığı yiyip saf dışı kalınca unutulur gider. İktidar partisi bu gibilerin suyunu emer, posasını çöpe atar.  

Ne Hasan Ufuk Çakır’lar gördü bu memleket!