25 Nisan 1915’te Arıburnu’nda karaya çıkan düşmana karşı muharebeler, tüm şiddetiyle gece gündüz devam ediyordu.

19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in komutasında dokuz alay olmuştu.

Tümen Kurmay Başkanı Binbaşı İzzettin’in (Çalışlar) günlüğü:

“Elimizde kuvvetimiz üç tümen, düşmanın bir tümen. Fakat üç tümenimiz bir tümen yerini bile tutmaz. Çok zedelenmiş, yorulmuştur. Düşman tahkimli bir mevziiye yerleşmiştir...”

SÜREKLİ SALDIRI BASKISI

Başkomutan Vekili Enver Paşa, Alman Ordu Komutanı’nı saldırı için sürekli sıkıştırıyordu.

Oysa tam toparlanmadan yapılan taarruzlarda birlikler aşırı sayıda kayıp veriyordu.

Buna rağmen, düşmanı tamamen denize dökmek için tüm cephe hattında yeni bir saldırıya karar verdiler.

Ordu Komutanı Liman von Sanders, taarruzu izlemek için Arıburnu’na geldi.

BALKAN SAVAŞI UTANCI

1 Mayıs 1915, Cumartesi...

Mustafa Kemal, birlik komutanlarını Kemalyeri’nde topladı.

Keskin, kararlı ve muzaffer bir komutan bakışıyla onları selamladı, ellerini sıktı. Ve birlikleri motive edecek şekilde şu emri verdi:

“Düşmana altı günden beri iki kez taarruz ederek sarstığımız halde arazinin zor koşullarından dolayı sonuna kadar takip etmek mümkün olmadığı için kıyı kısımlarında barınabilmiştir. İmha ettiğimiz kuvvetlerin iki tümenden fazla olduğu anlaşılmıştır...

Karşımızdaki düşmanı yok edinceye kadar, hepimiz canımızı vermekle yükümlü olduğumuza inanıyorum... Düşmanın morali tamamen bozulmuştur...

İçimizde ve komuta ettiğimiz askerlerimizde, Balkan Savaşı utancının tekrarını görmektense, burada ölmeyi istemeyenlerin bulunacağını asla kabul etmem. Eğer böyle kişilerin olduğunu görürseniz onları derhal kendi ellerimizle kurşuna dizmeliyiz...”

Bu emri veren komutan, 34 yaşındadır.

6 BİN ZAYİAT

1 Mayıs 1915...

Gün aydınlanmaya başlamıştı.

Saat 5.00’ti.

ANZAKLAR saldırıyı tahmin ettiklerinden, siperlerde uyumadan bekliyorlardı.

Türk kuvvetlerinin mevcudu 18.400, ANZAK kuvvetlerinin sayısı 25.000 kadardı.

Gizlemeye elverişli olmayan araziye ve yoğun makineli tüfek ateşlerine rağmen, düşmana 200 metreye kadar yaklaşıldı.

Mustafa Kemal’in emriyle, birlikler saat 24.00’te ve 2.00’de tekrar taarruz ettiler.

Sabaha karşı, saat 3.00’te saldırı durduruldu.

Türk birlikleri, 6.000’e yakın zayiat verdi.

BOMBASIRTI OLAYI

ANZAK ve Türk mevzileri arasında, Bombasırtı gibi yerlerde sadece 8-10 metrelik mesafe vardı.

Birbirlerinin seslerini duyuyorlardı.

Mustafa Kemal, kahraman 57’nci Alay askerlerinin bulunduğu Bombasırtı olayını şöyle anlatır:

“Karşılıklı siperler arasında mesafemiz 8 metre. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakika sonra öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor.

Sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar.

Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebeleri’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.”

MUSTAFA KEMAL’İN GÖZYAŞLARI

Binbaşı İzzettin Bey, Mustafa Kemal’e şehit-yaralı çizelgesini arz eder.

25 Nisan 1915’ten, 3 Mayıs 1915’e kadar sekiz günde Arıburnu Cephesi’nde Türk ordusunun zayiatı 14.155 kişiyi bulmuştu.

Günde yaklaşık 1.800 asker.

Mustafa Kemal’in gözleri doldu.

Vatandan başka sevgili bilmeyen bu kuşak... Bu yiğitler, bu kahramanlar...

Düşmanın bu cephede kaybı ise 8.000’di.

ALMAN KOMUTAN YÜZÜNDEN

Alman Komutan Liman Paşa, eğer Türk komutanların savunma düzenini değiştirmeseydi...

Eğer, planı değiştirerek düşmanın karaya çıkmasına izin vermeseydi...

Eğer, Mustafa Kemal’i ve diğer Türk komutanları biraz dinleseydi...

Ve eğer, Enver Paşa Alman komutan yerine Türk komutanları dikkate alsaydı...

Bu kadar Türk kanı akmayacaktı.

NAMUS GÖREVİ

3 Mayıs 1915...

Mustafa Kemal, kararlı ve bir o kadar da zaferden emin şu emri verdi:

“Benimle burada muharebe eden bütün askerler kesinlikle bilmelidirler ki, bize verilen namus görevini tam olarak yerine getirmek için bir adım geri gitmek yoktur.

Rahatlıkla uyumak yolunu aramanın, bu rahatlıktan yalnız bizim değil, bütün milletimizin ebedi olarak mahrum kalmasına sebep olacağını, hepinize önemle hatırlatırım.

Bütün arkadaşlarımın fikir birliğinde olduğuna ve düşmanı denize dökmedikçe yorgunluk belirtisi göstermeyeceklerine şüphem yoktur. Mustafa Kemal.”

★★★

Mustafa Kemal, Balkan Savaşı utancını hiçbir Türk askerine yaşatmak istemiyordu.

Önünde, acısını yüreğinde hissettiği, felaketle sonuçlanmış bir savaş vardı.

Bu savaşta, baba ocağı Selanik ve oradaki anası, kardeşi ve bütün akraba ve yakınları düşmana teslim edilmişti.

Karakter ve tutumlarını anlatmaya bile dilinin varmadığı komutanlar tarafından, düşmana terk edilmişti.

★★★

Balkan Savaşı’nda ordu; politika, liyakat sisteminin çökmesi ve dini hükümlerin askerlik sanatının önüne geçmesi gibi nedenlerle savaşma azim ve iradesini kaybetmişti.

Açıkçası, ordu ruhunu yitirmişti.

Bu ordu, Balkan felaketinde silahını, cephanesini düşmana bırakıp kaçmıştı.

Genç Yarbay Mustafa Kemal, kararlıydı...

Balkan bozgununun utancını ne yaşayacak ne de yaşatacaktı.

YARIN: En fazla kayıp verilen saldırılardan 19 Mayıs taarruzu.