Son yıllar arkasında “Çok sayıda acılı anne bırakarak” geçiyor. Acılı anneler, her mahkeme kararı açıklandığında; “Adaletiniz batsın…” diye gözyaşları dökerek bağırıyorlar. En son Adıyaman’da yapı ruhsatı olmayan ve kaçak katlar çıkılan otelin deprem sırasında çökmesiyle enkaz altında hayatlarını yitiren Kıbrıslı sporcu öğrencilerin anneleri ve Bolu’da hiçbir önlem alınmadığı için yanan dağ otelinde can veren çocukların anneleri  “Adaletiniz batsın” diye haykırdılar.

★★★

İki eski apartman yan yanaydılar. Dökülüyorlardı. Düzenin yeni parlayan girişimcisi, düzenin siyasetçisi ile anlaştı. İki eski apartmanın dış cepheleri süslü, alımlı, renkli kaplamalar ile birleştirildi. Temel aynı kaldı.

2 kat daha çıkıldı.

Kolanlar kesildi.

Kirişler yok edildi.

Lobi genişletildi.

★★★

Oteli görenler; “Şahane olmuş” dediler. Bu şahane otel aslında “Yapı denetimden” geçmemişti. Namuslu bir devlet memuru geldi mühürledi. Ama ne olduysa, nasıl olduysa o mühür kalktı. Yine ne olduysa o namuslu devlet memuru da sustu. Kaçak iki kat çıkanlar ve lobiyi genişletmek için kolon ve kirişleri kesenler hakkında hiçbir yasal işlem yapılmadı.

★★★

Otelin adı Adıyaman’da “İsias Otel” konulmuştu. Depremden birkaç gün önce otele Kıbrıs Türk Maarif Koleji Yıldız Kız ve Erkek Voleybol takımı, öğretmenleri, antrenörleri ile birlikte kalmaya gelmişlerdi.

35 can idiler.

★★★

Kıbrıslılar onlara “Şampiyon Melekler” adını vermişti. Altın uykularında iken depreme yakalandılar. Kıbrıslı öğrencileri taşıyan otobüs şoförleri, rehberler ve diğer konuklarla birlikte otel enkazı altında hayatını yitirenlerin sayısı 72 candı. Enkaz altında can veren öğrencilerin anne ve babaları mahkemenin görüldüğü Adıyaman’a geldi. Ellerinde “Adalet İstiyoruz. Davanın Takipçisiyiz” pankartları vardı. O tarihte KKTC Başbakanı, bakanları ve milletvekilleri de “Müşteki” yani burada işlenen suçtan zarar görenler olarak duruşmaya katıldı. KKTC Başbakanı; “Bu davadan çıkacak netice hem bizim açımızdan ve hem de Türkiye açısından diğer davalara örnek olması bakımından önemlidir” dedi.

★★★

Dava başladı.

Kıbrıslı öğrencilerin anne ve babaları, bu yargılamanın “Bilinçli taksir” yerine “Olası kast” ile yapılmasını istediler. Duruşmalar uzadı. Sonunda karar çıktı. Kıbrıslı anneler ile babalar, “Adaletiniz batsın” diye isyan etti.

★★★

36’sı hayatlarının ilkbaharında; kimisi ilkokula, orta ya da liseye giden çocuktu. 78 kişi bu otelde 800 dereceye ulaşan yangın alevleri içinde “Yardım gelsin diye çırpınarak” kavrularak, kara zifir dumandan boğularak can verdi. Yangın sonrası bütün belgeler ortaya çıktı. Otel, sanki bile bile insan yakan canavara dönüştürülmüştü. Otel sahibi, Turizm Bakanı’nca korunmuş, gerekli denetimleri yapmamıştı. Belgeleri birbirine birleştirince “Oteli yakan yapıdan Cumhurbaşkanı’nın da baş sorumlu olduğu” sonucu ortaya çıkmıştı.

★★★

Herkes adalet bekliyordu ve tüm Türkiye adalete susamıştı. Okumuş olmalısınız. Herkesin ulaşabileceği belgeleri ben de bu köşeye taşıyarak; “Cumhurbaşkanı istifa et ve Turizm Bakanı sen de istifa et” yazıları yazmış, adaletin siyasi baskı şüphesinden arınmış karar vermesine ortam hazırlanmasını istemiştim. Çocuklarını yangında yitirmiş anneler ile babalar da özellikle Turizm Bakanı’nın sorumlu olduğunu söylemişlerdi.

★★★

Dava başladı.

Adalet gecikti.

Turizm Bakanı, istifa etmedi, bakan ve bakanlığın sorumlu kişileri hakim karşısına getirilmedi. Dava sonuçlandı: Çocuklarını yitiren anneler, babalar; “Adaletiniz batsın” diye bağırdılar. Yangında kızını, gelinlerini, 4 torununu toplamda 8 yakınını yitiren avukat Yüksel Gültekin, “Benim 40 yıllık yuvam, 40 dakikada yok oldu. Sekiz evladımın mezarına hem sabah hem akşam gidiyorum. Ben her gün bu acıyı hissederken; bu hadisenin birinci derecede sorumlusu Turizm Bakanı, fink atıyor; fütursuzca, ahlaksızca, merhametsizce, vicdansızca” diye haykırdı.

★★★

Turizm Bakanı, herkese açık belgelerden aldığım bilgilere dayanarak yazdığım yazıdan dolayı bana dava açtı, 250.000 TL istiyor. Hakimlerin ve savcıların (yargının) bağımsız olmadığına mı güveniyor?