22 yıldır girdiği hiç bir seçimi kaybetmeyen Sayın Erdoğan, yerel seçimleri kaybetti. Hepsi bir yana ama Sayın Erdoğan için en büyük darbe İstanbul’u kaybetmek oldu. Acı olan da, İstanbul seçimlerinde İmamoğlu’na karşı üçüncü kez kaybetmesiydi... 

Sayın Erdoğan, yerel seçim mağlubiyetinden sonra çok ılımlı bir dil kullanıyor. Ramazan Bayramı için, şimdiye kadar alışık olmadığımız bir ilki gerçekleştirerek, tüm muhalefet parti Genel Başkanlarını arayarak kutladı. Bu çok olumlu bir davranıştı. Bayramlaşmada bir eksik kalan, TBMM’de Anayasal bir parti olan DEM Partinin Eş Genel Başkalarının bayramlarının kutlanmamasıdır. 

Sayın Erdoğan, hem siyasetteki gerginliği ortadan kaldırmak, hem de halkla barışmak için kendi öz eleştirinizi yapma zorunluluğunuz var. İlk soru şu olmalı, “NEDEN ve NİÇİN“ kaybettik!!! 

Başladığınız gibi devam etmediniz. Eğer, Demokratik  Cumhuriyetin kural ve koşullarına uyup öyle yönetseydiniz, ne siz ne de ülke bu durumlara gelmezdi. 

Sayın Erdoğan yerel seçim sonucunda yaptığı konuşmalarda, seçim mağlubiyetinin nedenlerini ortaya koyup nerede hata ve eksik yaptıysak onları düzelteceğiz dedi. Uzun araştırmalara gerek yok. Hiç kendinizi yormayın. Bu mağlubiyetinizin üç nedeni var.
      
ŞATAFAT, EKONOMİ
VE
SIĞINMACILAR

Halkla barışmak, helalleşmek istiyorsanız gelin, ‘’Ya Allah Bismillah’’ deyin yeni bir beyaz sayfa açın. 

Değerli halkım, siz yokluk ve yoksullukla boğuşurken ben ve tüm kamu bugünden tezi yok kesin tasarruf tedbirlerine geçeceğiz. 
Bugünden tezi yok saray masrafları en aza indireceğiz.
Saray davetlerine son vereceğiz.
Saray danışman sayısını en aza indireceğiz. 
Binlerce koruma kadroları en aza indirilecek.
Karşılama, uğurlama konvoylarına son vereceğiz. Cumhurbaşkanlığı uçaklarının sayıları azaltılacak.
Bakanlar dahil hiçbir görevli maaşı dışında ek para alamayacak. 
Lüks araba şatafatı sonlandırılacak.
Yurtiçi seyahatlerimde artık büyük uçak kullanılmayacak.

Yasalarla aklanmış komutanlar, Osman Kavala ve gezi parkı tutukluları, Selahattin Demirtaş serbest bırakılacak.

FETÖ davalarından aklanmışların sosyal hakları iade edilecek. 
Artık Türkiye için gittikçe daha büyük dertlere yol açacak sığınmacıları partiler halinde göndereceğim deyip,  bir bayram havası yaratalım. Sonunda da hiçbir yurttaş, hak, hukuk, adalet için kuşku duymayacak deyip halkla helalleşilecek.
 
Sözün özü: 2010 yıllarındaki gibi, Halkını kucaklayan, halkın refahı için uğraş veren , halkın içinde yaşayan, haksızlığa karşı çıkan , Erdoğan olun. Tüm o günlere dönmek için de tek çözüm, Demokratik bir anayasa ile Parlamenter sisteme geri  dönmek. Bu hem sizin hem de ülke için çok hayırlı olacak. Ortağınız sizi geriyor ve germeye devam edecek. Onun hiçbir sorumluluğu yok. Onun dolduruşlarına gelmeyin. Şu gerçeği unutmayın…

Parlamenter Demokrasiye dönüş kararınızda, ortağınız size engel çıkarmaya çalışsa bile, şunu iyi  bilin ki, bu konuda sizin en büyük destekçiniz kuşkusuz CHP olacaktır.

Haydi Türkiye; köprüden önceki çıkışı kaçırmayalım.

SON SÖZ: Cumhurbaşkanı bir baba ile evlat arasındaki mektubu paylaşacağım.

8 Arallık 1946 Cuma
Canım oğlum,
Otomobil meselen hiç hatırımdan çıkmıyor. Fakat 1700-2000 dolar döviz asla bulamayız. Arkadaşların gibi bir eski otomobil bulmaktan başka çaren yoktur. Hallolmuş şeyleri tekrar etmekten sıkılma. ‘’Olmaz’’ dediğim zaman ne kadar üzüldüğümü tasavvur edersin diye söylüyorum. Kolayca reddetmediğimi bilerek müsterih olursun, sabrın artar. Herhalde kullanılır bir şey bulacaksın diye ümitliyim.                 
İsmet İNÖNÜ