Sevgili okurlarım, dünya üzerinde bir araştırma yapılsa ve bazı gerçekler bilimsel olarak ortaya çıkarılsa ne güzel olurdu!.. Ve elimizde böyle bir araştırma olsa önemli bir gerçeği bir kez daha ve farklı açılardan görmüş olurduk.
Karşımıza şöyle bir sonuç çıkardı:
Türkiye din sömürüsü açısından dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir!
Biz bunu günlük yaşamımızın her dakikasında zaten görüyor ve izliyoruz.
Geçtiğimiz Ramazan ve Şeker bayramı öncesinde bu sömürüyü bol bol izledik.
Her yıl olduğu gibi o süreçte en önde gelen iftar sömürüsü idi.
İnsanlarımızı bu vesileyle bol bol kandırdılar.
Yine her yıl olduğu gibi düzmece iftar sofraları düzenlendi.
Fakir fukara kesime iftarda kuru fasulye pilav ve bir bardak ayran...
Zengin sofralarında ve hele de Saray’ın sofralarında ise durum farklıydı. Devletin ve milletin parasıyla kurulan o sofralar uzaktan görenin bile ağzını sulandırırdı. En az 10 çeşit yemek ve tatlılar...
Servisi 120 deneyimli garson yapıyordu.
***
Sömürücü takımı bu konuda her çeşit hazırlığını yapmıştı.
Yandaş medya bütün gücüyle yayınlar yapıyordu. Örneğin Recep Tayyip nerelerde iftar konuşması yapıyor ve hangi vaatlerde bulunuyordu!
Bu yayınları 30 gün boyunca hep birlikte izlemek zorunda bırakıldık. Birkaçı dışında bütün radyolar, televizyon kanalları ve gazetelerin iktidarın emrinde olduğu bir ülke düşünün. Bu kurulu düzen her gün onların emrinde ve hizmetinde.
Televizyonlarında her yıl Ramazan öncesinde olduğu gibi bu iftar sömürüsünü bir sürü yalanla birlikte yine yapmaktan utanmadılar.
İşte bunun adına iftar sofraları, iftar sömürüsü diyoruz.
Vatandaşı dinimizi kullanarak kafakola alma yöntemi.
***
Şimdi önümüzde Kurban Bayramı var. Bu bayram sömürüye, şeker bayramından çok daha açık!
Burada devreye kurban satışları, bu işten para kazanmak, vurgun yapmak giriyor.
Yaşı uygun olanlar anımsayacaktır. Bundan birkaç yıl öncesine kadar kesilen kurbanların derisi Türk Hava Kurumu tarafından toplanırdı.
Kurban derilerinde çok iyi para var.
Derileri toplama yetkisi verilen Türk Hava Kurumu bunları başkalarına satar ve epeyce iyi para kazanırdı. Elde edilen bu paralarla özellikle orman yangınları mücadelesinde kullanılacak uçaklar kiralanır veya satın alınırdı.
***
Şimdi bu iktidar çok ilginç bir keşifte bulundu!..
Afrika’ya açılmak.
Bunu ilk olarak AKP iktidarını desteği ile ayakta tutan dinci kesim, şeyhler ve tarikatlar başardı. Bunlar tam kadro Afrika’ya açıldı. Şimdi özellikle televizyonlarda kendi reklamlarını büyük bir din sömürüsü ile birlikte Afrika’ya yönelik yapıyorlar.
“Ey vatandaş, kurban paranı bize ver, Afrikalı açlara yardım edelim. Onlara et verelim, su getirelim!”
***
İşte en büyük vurgun ve en büyük soygun bu aşamada ortaya çıkıyor. Mümin vatandaş bunlara inanıyor, kurban parasını veriyor ama sonrası yok!
Bu İslamcı örgütler paraları cukkalıyor ama sonrasında çoğu pırrr...
Çünkü Türkiye’de bunları denetleyen, vurgunların hesabını soran hiçbir makam yok. Onlar boş alanda top çeviriyor ve paraları cebe atıyor.
Bunların utanmazca reklamlarını ekranlarda mutlaka izliyorsunuz.
Bir Afrika toplumunda küçücük zenci çocuklar, kız erkek ayrı yerlere oturtulmuş. Önlerinde, içinde ne olduğu belli olmayan ama haşlanmış bulgura benzer yarım kap yemek ve bir şişe su. Yanlarında ‘Türk’ olduğu renginden ve lisanından belli bir herif geziniyor ve çocuklar onu alkışlıyor.
Bir başka reklamda bir musluktan su akıyor ve tanıtım şöyle... Bu Afrika ülkesine biz su getirdik, insanları susuzluktan kurtardık.
***
Sonra üç aşağı beş yukarı her birinden aynı çağrı...
“Kurban bedelinizi bize verin, dünyanın dört bir yanında aç kalan Müslümanlara bağışlamış olun, büyük sevap kazanın!”
Böylesine rezalet yayınlar televizyonlarda, radyolarda ve gazetelerde şimdi olanca hızıyla birlikte sürüp gidiyor.
Ramazan ayı geldi geçti, Şeker Bayramı öncesinde inanılmaz bir iftar sömürüsü vardı.
İftar sömürüsü şimdi Kurban Bayramı öncesinde farklı bir boyuta geldi.
Kurban sömürüsü!
Ben buna şaşırmıyorum çünkü biz bunu her yıl, hatta yılın 365 günü yaşıyoruz.
Kutsal dinimiz yalanlara, ahlâki olmayan kazançlara, üçkağıtçılığa ve her çeşit yolsuzluklara alet ediliyor.
Bunlar Saray’ın, hükümetin ve Diyanet’in gözleri önünde olurken hiçbiri ses çıkaramıyor.
Demek ki onların ‘Müslümanlığı” buraya kadarmış.