Milli Savunma Bakanlığı’nda kanuna dayanmayan, hatta bu konularda yönetmelik olmamasına rağmen emekli askerlere, gazetecilere yasaklar getiriliyor. Her yapılan bilgilendirme toplantısına “Muhalif” gördüğü gazetelerin, televizyonların muhabirleri ya da temsilcilerini almıyor. Ama “Sizi şu yüzden almıyoruz” diye bir gerekçe de gösterilmiyor. Hadi artık gazeteler, televizyon bu uygulamaya alışık ama daha yakın dönemde kendilerine “Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası” ile taltif edilmiş askerler için orduevine, sosyal tesislere, askeri kamplara, hatta revire bile girmelerine yasak getiriyor.
Televizyona çıkıp yorum yapan, gazetelerde köşe yazan ya da görüş açıklayan emekli komutanlar, kendilerine hiçbir bildirimde bulunmadan yasaklarla karşı karşıya geldiğini giriş kapılarında öğreniyor. Bunun son örneğini gazetemiz yazarı emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu yaşadı. Konferans için Fenerbahçe Orduevi’ne girmek istediğinde, “Kartınız geçersizdir” denildi. Bırakın konferansı, devre arkadaşlarının bir araya geldiği günlerde, “yasaklı” olanların girişine bile izin verilmiyor.
YASAKLILAR KERVANI
Orduevi, sosyal tesis yasakları, bireysel bir idari işlem olmanın çok ötesine geçmiş; hukuk devleti ve ifade özgürlüğü bağlamında ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Bu kapsamda, yazıları ve televizyon programlarıyla geniş kitlelerce tanınan, dünya görüşü ve duruşu kamuoyunca bilinen emekli bir general olan Naim Babüroğlu’nun da “yasaklılar kervanı”na dâhil edilmesi, meselenin vahametini açıkça ortaya koydu. Böylesi bir uygulama, demokratik bir hukuk devletinde asla kabul edilebilir değildir.
Türkiye’ye ait adaların Yunanistan tarafından işgal edildiğini her fırsatta belgelerle ortaya koyan Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, bu gerçeği dile getirdiği için yıllardır orduevine alınmıyor. Yalım’ın açıklamasını yazan gazeteciler de Milli Savunma Bakanlığı toplantılarına alınmıyor. “Ümit Yalım, öyle diyor ama gerçek öyle değil” deyip açıklama da yapılmıyor. Sadece “Yazmayın” deniliyor. Biz yazmadan önce sorduğumuzda cevap verilmiyor. Cevap verdiğinizde sözleriniz yazılmıyorsa yerden göğe kadar haklısınız. Ama durum öyle değil. Bu durumdan Bakan Yaşar Güler’in habersiz olduğunu düşünemiyoruz.
KARARLARIN ARKA PLANI
Emekli Tümgeneral Rafet Kılıç da, 42 yıl şanlı üniformayı giydi. Sınır bölelerinde, sınır ötesinde görevler yaptı. Emekliye ayrılırken “Üstün cesaret ve feragat madalyası”yla ödüllendirildi. Bakalım, Rafet Paşaya “orduevi, kamp, sosyal tesisler yasağı” niçin getirilmiş öğrenelim:
“Mayıs ayında tarafıma yönelik ilk yasak kararı alınmış. Dava açtım. Milli Savunma Bakanlığı’nın mahkemeye sunduğu gerekçe, Bakan tarafından yapılan ‘Dron geldi, askerimizin başına düştü’ şeklindeki açıklamaya ilişkin değerlendirmemdi. Ben bunun tesadüfen düşmüş bir cisim değil, PKK terör örgütü tarafından hedefe gönderilmiş kamikaze bir dron, yani hain örgütün planlı bir saldırısı olduğunu ifade ettim. Bu çerçevede ‘Keşke böyle söylenmeseydi’ şeklindeki değerlendirmem, yasak gerekçesi yapılmış. Oysa Türkiye bir hukuk devletidir. Bu nedenle idari işleme karşı idare mahkemesine başvurdum. Bölge idare mahkemesi, idareyi haksız bularak kesin olarak yürütmenin durdurulması kararı verdi.”
KARAR UYGULANMIYOR
Hukuk devletinin en temel ilkelerinden biri olan “mahkeme kararlarının bağlayıcılığı”, bu aşamada açıkça ihlal edildi. Kararın üzerinden bir ay geçmesine rağmen uygulanmadığını öğrenince, Rafet Paşa Milli Savunma Bakanlığı’na yazılı başvuruda bulundu. Yeni bir yasak kararı alınıp alınmadığını sordu. Tahmininde yanılmadı, kendisine tebliğ edilmemiş olmakla birlikte, yürütmenin durdurulması kararının üzerinden henüz bir ay geçmeden ikinci bir yasak kararı alındığı ortaya çıktı. Bu ikinci işleme karşı da iki hafta önce yürütmenin durdurulması talepli yeni bir dava açtı.
Geçen hafta, ilk davaya ilişkin gerekçeli karar açıklandı. Mahkeme; Rafet Kılıç’ın “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin açıklamalarını, ülke gündeminde yer alan güncel bir konuya dair düşünce açıklamasını ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirdi. Ama değişen bir şey olmuyor, hemen ardından 5 yıl ceza daha geliyor.
Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan yine üstün hizmet madalyası verilerek uğurlanan emekli Albay Orkun Özeller de, “yasak getirilenler” arasında. O da, televizyonda yaptığı yorumlar nedeniyle orduevi yasağına çarptırıldı. Dava açtı, lehine sonuçlandı. Daha uygulanmadan hemen ardından ikinci ceza. Orduevine girişi 5 yıl yasaklandı.
REVİRE BİLE SOKULMADI
Hatırlayınız emekli 102 denizci komutan, Montrö Sözleşmesi’yle ilgili basın açıklaması yapmıştı. Onların tamamına orduevi ve sosyal tesislere giriş yasağı getirilmişti. Bu yasak, dava açmayanlar açısından devam ediyor.
Emekli Askeri Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok, Fenerbahçe Orduevi girişindeki sağlık merkezinde ilaç yazdırmak için gittiğinde, kartının iptal edildiğini öğrendi. Sonuçta içeriye alınmadı. Oysa, yaralı olarak ele geçirilen PKK’lılar bile askeri hastanelere alınıyor, tedavi ediliyordu. Bu durum Üçok’u çok üzdü ve bize şunları söyledi:
“Yönetmeliklerin kanuna dayanması gerekiyor. Yönetmeliğin iptali için Danıştay’a dava açtım. Röportör iptali konusunda görüş bildirdi. Emekli askerlerin televizyonlarda yorum yapmasını yasaklamak bile istediler. Orduevi yasakları tamamen kanunsuz ve dayanaksızdır.”
Milli Savunma Bakanlığı kaç kişiye bu yasağın uygulandığını açıklamıyor. Bir çok komutan, yasakla karşılaşmamak, kamplara gidişleri engellenmesin diye artık gelişmeleri sessizce izliyor. Ama bazıları ise bu konuda geri adım atmadan konuşuyor.