Prof. Dr. Ali Erbaş’ın görev süresinin yeniden uzatılmaması sonucu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na İstanbul Müftüsü Safi Arpaguş getirilmişti. Yeni başkan döneminde Türkiye Diyanet Vakfı Genel Kurulu yapıldı. Mütevelli heyetinde de değişiklikler oldu. Yeni Mütevelli Heyeti Prof. Dr. Safi Arpaguş, Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, Prof. Dr. İsmail Safa Üstün, Dr. Hafız Osman Şahin, Dr. Hatice Boynukalın Şenkardeşler, Sinan Kazancı, Mehmet Avni Kiğılı, Ahmet Akça ve Hasan Gürsoy’dan oluştu.
Diyanet İşleri Başkanlığı, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkemizin en önemli kurumlarından birisi. Türkiye Diyanet Vakfı, gayrimenkul itibariyle de en zengin vakfı. On binlerce taşınmaz, yıllık on milyarlarca liralık bağışlar, 1.003 şubesi ile Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu.
GÜNAHA ORTAK OLMAK İSTEMEDİ
Vakfın Genel Kurulundan birkaç gün önce Diyanet Vakfı’na uğrayan bir din insanı, duydukları karşısında şoke oldu. Diyanet Vakfı, Sayıştay denetimine tabi olmadığı için kurum içinde gizli kalıyordu. Anlatılanlar karşısında büyük bir üzüntü ile Kocatepe’den Kızılay’a doğru yürüdü. Bunları bize anlatmaya karar verdi. Çünkü, susarak günahlara ortak olmak istemiyordu. Söylediklerinden bir bölümü gerçekten insanın tüylerini diken diken ediyor.
Ona anlatan da gözleri dolarak bunları dile getirmişti. “Son sekiz yılda öyle yanlışlıklar, yolsuzluklar gördük ki medyada çıkanlar sadece küçük birer özeti” dedi. “Neden işlem yapılmıyor” diye sorduğunda “Herkes her şeyi biliyor, teftiş biriminde işlem bekleyen, sonuçlanması gereken onlarca dosya var. Yöneticilerin yakınlarına verilen işler incelense enkazın büyüklüğü ortaya çıkar” dedi. Vakıfla ilgili bazı somut örnekler verdi. İşte onlardan bazıları:
- Vakfın yönetiminde bulunan isimlerin çocukları üzerinden kurdukları şirketlere milyonlarca liralık ihaleler verildi.
- Belediye başkanlığını kaybeden bir siyasetçi Diyanet Vakfında üst düzey idari kadroya getirildi; ihaleler kendi hemşehrilerine verildi.
- Organizasyon, sergi adı altında yüz milyonlarca liralık iş, tanıdık isimlere verildi.
- Vakfın bünyesine çocuk, gelin, yeğen, akraba, eş, dost gibi yakınları alındı.
- Vakfın şirketleri, imkanları özel mülk gibi kullanıldı.
AKLINDAKİ SORU
Kocatepe’den Kızılay’a doğru yüzlerce adım atarken anlatan kişinin aklında tek bir soru vardı: “Neden göz yumuluyor?” İnsan hata yapar, yanlış yapar. Sorun bu değildi. Sorun hatanın, yapanın yanına kâr kalmasıydı. Diyanet İşleri Başkanı ve Diyanet Vakfı yönetimi değişti. Yapılan yanlışlar yapanların yanına kâr kalırsa yönetime yeni gelenler günaha ortak olmazlar mı?
Anlatan kişi bir hatırlatmada bulundu: Ali Erbaş başkanlık görevini bırakıp vedalaşırken çalışanlardan helallik bile isteyemedi. Ali Erbaş’a şimdi de vakfın üniversitesine aylık yüz binlerce lira maaşla görev verildi. Üniversitenin geliri, bağışlar alan Diyanet Vakfından gidiyor. Gideceği yere yaklaşırken son sözleri de şöyle oldu:
“Bence çok büyük projeler düşünmeye gerek yok. Sadece başımızı iki elimizin arasına alıp muhasebe yapmak yeterli olacak. Emanete sahip çıkılırsa son nefesimizde yaptıklarımız film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçerken tebessüm ile bakarız. Emanete sahip çıkılmazsa hem bu dünyada hem de gerçek hesap gününde kimsenin yüzüne bakamayız. Helallik alamadan gideriz. Elimden gelen şimdilik sizinle paylaşmaktı.”
Kendisine teşekkür ederim. Gerek eski Başkan Prof. Dr. Ali Erbaş, gerekse yerine atanan Prof.Dr. Safi Arpaguş’un karşı açıklamaları olursa, buyursunlar.
CHP’den, İçişleri Bakanı’na ilk soru
İçişleri Bakanlığı personelinin yüzde 80’ini emniyet personeli oluşturuyor. Emniyeti arkasına almayan bir İçişleri Bakanı’nın da başarılı olduğu pek görülmemiştir. Yeni Bakan Mustafa Çiftçi’nin oğlunun özel harekat polisi olarak görev yapması, emniyetçilere çok sıcak geldi.
Polisin sorunlarının çok olduğunu biliyoruz. Polisin ağır görevleri, geçim sıkıntısı, amir baskısı, değersizlik, sanal kumar, ailevi sorunlar onları intihara sürüklüyor. Örneğin 2021 yılında 86, 2022’de 52, 2023’te 42, 2024’te 66, 2025’te 74 polis ve bekçi intihar etti.
İNTİHAR SORULARI
Yakın dönemde Hakkari’nin bir ilçesinde Başkomiser M.C. intihar etti. İddialara göre; bir polis memurunu kepsiz gören İl Emniyet Müdürü, memurun amiri olan Başkomiseri sorumlu tuttu ve ilçe girişindeki X-Ray noktasında görevlendirdi. Sürekli denetime tabi tutulduğu ve idari baskı uygulandığı öne sürüldü. CHP İzmir Milletvekili, İçişleri Politikaları Kurulu Başkanı Murat Bakan, intihar ve öne sürülen iddialarla ilgili olarak Bakan Mustafa Çiftçi’ye şu soruları yöneltti:
-Hakkari’de görev yapan başkomiserin intiharına ilişkin Bakanlığınızca başlatılmış idari soruşturma varsa sonucu nedir? Başlatılmadıysa neden başlatılmadı? Görev yeri hangi gerekçeyle değiştirildi?
-Emniyet teşkilatında görev yapan personelin psikolojik destek mekanizmalarından yararlanmasına ilişkin mevcut uygulamalar neler? Son beş yılda kaç polis intihar etti?
-Amir tahakkümü ve ağır çalışma koşullarının emniyet personeli arasındaki intihar vakaları üzerindeki etkisine ilişkin Bakanlığınız tarafından yapılmış herhangi bir araştırma, inceleme veya istatistiksel çalışma bulunmakta mıdır?
-Polis memurlarını intihara sürükleyen sebeplerin Bakanlığınızca araştırılarak, polis intiharlarını sıfıra indirmek ve polislerin ekonomik ve sosyal koşullarının sosyal bir hukuk devletinde olması gerektiği şekilde sağlanması amacıyla hangi somut çalışmalar yürütülecek?
Bakana CHP’den ilk soru polis ve bekçi intiharları üzerine oldu. İçişleri Bakanının vereceği cevabı bekleyelim.