Seyirci var, o zaman hareket var. Tutup Gaziantep’e maç veriyorsunuz, o takımların Passolig’i yoksa o seyirciyi almıyorsunuz. Bazı kararları alırken her şeyi düşünün. Bu cümleden sonra bir sahaya dönelim...
Fenerbahçe, her şeyiyle doğru işler yaparak Galatasaray’ı yendi. 90 dakika boyunca Fenerbahçe, Galatasaray’a istediğini yaptı. Çok akıllı oynadılar. Galatasaray’ın üstüne fazla gitmediler. Çünkü Galatasaray’ın üstüne gidersen senin arka tarafına çok iyi sarkar. O alanı Galatasaray’a bırakmadılar. Ligde oynanacak ikinci yarı maçlarında Fenerbahçe çok takımın başını yakar. Fenerbahçe akıllanmış, nokta transferler yapmaya başlamış. Samsun’dan alınan Musaba, çabuk ve süratli adam. Yeni alınan Fransız orta saha Guendouzi çabuk adam. Zaten kadroda olan Kerem çabuk adam. Duran da öyle... Bu adamlar Türkiye Ligi’nde çok etkili olurlar. Bizim lig ağır oynanıyor. Süratli ve çabuk adamlar kilitleri çabuk açarlar. Fenerbahçe, bunun meyvelerini toplar.
Maçın 4. dakikasındaki penaltı pozisyonu, bence net penaltı. Şunu diyebilirler, “Arkadaşından geldi”... O kadar mesafede kolunu o kadar açamazsın. Bazıları kurtarmaya çalışacaktır ama benim yorumuma göre net penaltı. Aynı hakem, 20. dakikadaki el pozisyonunu veriyor, nasıl olacak bu iş? Pozisyonlar aynı. Biri ceza sahası içinde olunca korku var, cesaret yok.
Okan Buruk’un elinde maça çıkacak iyi bir kadro var. Ama kulübesinde çıkanın yerine girecek aynı kalitede oyuncular yok. Bunun sıkıntısını çekecek. Sakatlıklar, cezalar olacak.
Bu maçın Galatasaray açısından ‘Ama’sı yok. Çünkü Fenerbahçe, her şeyiyle, hem kenar yönetimi hem de sistemiyle galibiyeti hak etmiştir.
Okan kardeşim, Osimhen’in sırtına binip hiçbir organizasyon yapmazsan, sonuç bu olur. Taşın birini çekersen duvar yıkılır. Bir duvar, bir taşa bağlı olmamalı.