Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Atatürk ve dans
Atatürk ve dans
Bugün 29 Nisan Dünya Dans Günü… Çağdaş olmanın simgesini ve önemini bilen Atatürk, insanların her fırsatta dans etmesini arzu ederdi. Türkiye’de her alanda olduğu gibi modern dans konusunda da Ulu Önder, bir çığır açmıştır…
Kültür Sanat 29 Nisan 2018 - 01:57

Duyarlı ve kişilikli insanlar

Atatürk'ün dansa bakış açısıyla ilgili birçok tarihçi araştırmalarını gelecek kuşaklara aktardı. Ülkemizin dans anlamında gurur duyulacak isimlerinden Ankara Devlet Opera ve Bale Sanatçısı Oğuz Özlem, Atatürk'ün dansa bakış açısını SÖZCÜ Pazar okurları için anlattı. Türk balesinin yaşayan efsanelerinden olarak kabul gören ve ülkemizi yurtdışında da yıllarca başarıyla temsil eden Özlem, “Klasik Batı müziği kadar olmasa da dans müziğinin modernleşmesinde Atatürk'ün dansa olan tutkusunun büyük rolü var. Çağdaş olmanın önemini bilen Atatürk, kadın ve erkek çiftlerin bir araya gelerek dans etmesinin hayal bile edilemeyeceği bir toplumda Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatrosu ve senfoni orkestraları kurarak sanatın bilgili, duyarlı, kişilikli insanlar yetiştirebileceğini ön görmüştür” dedi.

depophotos_14844047

Teşvik etti

Atatürk insanların her fırsatta dans etmelerini arzu ederdi. Balo ve dans toplantılarına hiç yabancı değildi. Ali Fuat Cebesoy anılarında Mustafa Kemal'in Selanik'te kısa sürede olğanüstü vals öğrendiğini hatta Harp Okulu'nda okurken ders aralarında arkadaşlarına da öğrettiğini yazar. Onun bu dansa olan ilgisi yaşamı boyunca devam etmiş, Çankaya ve Ankara Palas'taki danslı toplantılarda partnerleriyle daireler çizerek forkstrat yaparken güzel dans etme bilinciyle çok neşelendiği; yanlarından geçen gençlere ‘Yaşamalıyız, canlı kalmalıyız’ diyerek onları dansa davet ettiği biliniyor.

369

Bugün bile benzeri yok

İnsana olan sevgisi ve sanatın yapısını çok iyi bilen ve uygarlık anlayışının bir yansıması olarak tüm güzel sanatlara ilgi gösteren Atatürk, bu düşünceler doğrultusunda 1930'dan sonra Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Türkiye'nin birçok kentinde zamanımızda bile olmayan balolar ve danslı gösteriler tertip etmiştir. Atatürk,  polka, mazurka, kadril ve vals gibi salon danslarını daha çocukluk yıllarında öğrendiği için bu konuda neredeyse uzmanlaşmıştı.

depophotos_14843577

Zeybek gözdesiydi

İzmir Kız Öğretmen Okulu'nu görmeye giden Mustafa Kemal'e Selim Sırrı (Tarcan) ile Mualla (Anıl) bir zeybek dansı sundu. Hayran kalan Atatürk, “Selim Sırrı Bey, zeybek dansını yeniden hayata geçirirken ona bir medeni şekil vermiştir” dedi. “Bu sanatkar üstadın, eseri hepimiz tarafından seve seve kabul edilerek millet ve toplum hayatımızda yer tutacak kadar gelişmiş, güzel bir şekil almıştır. Artık Avrupalılara ‘Bizim de mükemmel bir dansımız var’ diyebiliriz ve bu oyunu salonlarımızda, gösterilerimizde oynayabiliriz. Bu zeybek dansı her toplu gösteride kadınla birlikte oynanabilir ve oynanmalıdır” diyerek milli bir dans yaratılmasında öncülük etmiştir.

resimid_1469787