Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Dramaturji ve estetik harikası bir Faust
Dramaturji ve estetik harikası bir Faust
İleri teknolojiyle, sihir akımının kurucularından olan Raphael Navarro ve Valentine Losseau adındaki sanatçılar, Devlet Tiyatrosu oyuncularıyla birlikte akıllara durgunluk veren bir Faust sahnelediler. Görsel büyüyle Goethe'nin edebi tekstinin güzelliği ve onun fikirlerinin derinliği iç içe geçmiş ve yılın tiyatro şölenine dönüşmüş. Orijinal tekstin vodvil formatına sadık kalarak çok yerinde yenilikçi bir uyarlama olmuş.
Tilda TEZMAN
Kültür Sanat 3 Nisan 2018 - 11:23

Fransız Devlet Tiyatrosu’nun başına gelen Eric Ruf, tiyatroyu çağdaş ve yeni formlara açmak sihiri, kuklayı, gölge oyunlarını tiyatro sanatıyla kaynaştırmaktan yana. Bu yıl siz, okurlarımla paylaştığım, kuklalarla sahnelenen Jules Verne’in ‘Denizler Altında 20000 Fersah’ oyunundan sonra Goethe’nin Faust’u ile sanat dalları arasındaki sınırlar yok edilmiş, hepsi iç içe uyumlu bir bütün haline gelmiş. Yenilikçi bir soluk arayan tiyatro, bu uyum sayesinde üretkenliğini arttırmış ve seyircisine farklı pencerelerden seslenmeye başlamış.

Bir yandan yıllardır kara romantizmiyle hepimizi büyüleyen Goethe’nin (1749-1832) Faust teksti, diğer yandan Goethe’ye Faust karakterini yaratırken ilham veren sihir, örneğin şeytanla yapılan anlaşma hayali bir illüzyondan ibaret. Farklı teknikler sayesinde, sihir otonom, çağdaş, popüler, zengin bir anlatım haline gelmiş. Öyle ki Goethe’nin ayrılmazı metafiziğin evreninde keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Geleneksel illüzyonun yerini alan ve yalnızca on yedi yıldır var olan yenilikçi illüzyonu sahneye taşıyan Valentine Losseau (sihirbaz-dramaturg-antropolog) ve Raphael Navarro (sihirbaz-yönetmen) sayesinde, henüz çok bilindik olmayan bu illüzyon sanatını, seyirci keşfetme imkanı buluyor.

USTA ÇEVİRİ, YENİLİKÇİ REJİ

Gerard de Nerval’in usta çevirisi mükemmel. Eric Ruf’un sahne rejisi de yenilikçi: Görülmeyenin etrafında kurduğu bu reji sıra dışı. Vincent Wüthrich ile birlikte amfibik boşluklar yaratmışlar.

Perde açılır. Gökyüzünde Tanrı ve Mephistopheles (Şeytan) Dr. Faust’un ruhani durumu ve geleceği üstüne bahse girerler. Tanrı ve Şeytan rahat iskemlelerde bacak bacak üstüne atmışlar, oturuyorlar. Biz seyirciler iskemleleri göremiyoruz, onlar boşlukta oturuyorlar adeta… Anlaşma sonrası Şeytan, Tanrı’nın huzurundan geri geri adım atarak çıkmaya başlar, bu sefer de onun yere basmadan, yatay bir şekilde, tek ayak üstüne geriye yürüdüğüne, zaman zaman tavana zıplayıp yine boşlukta o yatay yürüyüşüne devam ettiğine hayretler içinde tanık oluruz.

Perde kapanır ve bir anda Faust’un çalışma odasında açılıverir. Şahane bir dekor: Zengin bir kütüphane, çalışma masası, deney yaptığı şişeler… Faust yalnızdır ve çok düşüncelidir. Bilinmezin en derinine inmek, evrenin ve tabiatın sırlarını çözmek isteyen Faust sihre yönelir. Masasının üzerinde duran ve içinde ışıklı bir ay olan fanusun kapağını açar ve mehtap sahnede, seyircilerin üzerinde havada, dans edercesine uçmaya başlar ve Faust’un üflemesiyle yok olur. Faust, asistanı Vagner’in, bilinmezin üstüne ürettiği teorilerden bıkmış, çaresizliğe yenik düşmüş bir haldeyken intihar etmeyi düşünmeye başlar. Ama gizemli bir kuvvet onu bunu yapmaktan alıkoyar.

faust3
SARHOŞLUĞUN ZEVKİ

Mephistopheles (Şeytan) önce bir köpek, sonrasında da dönüşüp bir insan görünümünde odanın içinde belirir ve Faust (Laurent Natrella) ile şeytani bir anlaşmaya varır. Böylece Faust’un, Şeytan tarafından zalimce planlanmış yolculuğu başlar: Auerbach meyhanesinde sarhoşluğun zevklerini keşfeder, ama Mephistopheles’in meyhanede çıkarttığı kavgadan dolayı orayı tiksinerek terk eder.

Sonrasında bir büyücüyle (Elliot Jenicot) tanışır; onun verdiği gençlik iksirini içer ve büyücünün sihirli bir aynada ona gösterdiği Marguerite’in (Anna Cervinka) görüntüsüne sırılsıklam aşık olur ve Mephistopheles’ten onu kendine aşık etmek için yardım ister. Dindar, tutucu bir genç kız olan Marguerite karşı koymaya çalışır; kiliseye gider, Faust yanına gelir ve dua ediyor gibi yapar. Sonunda Faust, onu baştan çıkarmayı becerir. Faust, zorla Marguerite’e tecavüz eder. Marguerite hakkında dedikodular etrafta dolaşmaya başlar; hayatı boyunca kızkardeşinin saflığına, namusuna kefil olmuş olan ağabeyi bu ilişkiyi öğrenince yıkılır ve Faust ile düelloya tutuşur. Faust düelloda onu öldürür. Mephistopheles, Faust’a tecavüzü ve cinayeti unutturmak için onu cadıların ve büyücülerin toplantısına, şeytana tapınma ritüeline Walpurgis gecesine götürür.

Ahlaksızlıklardan midesi bulanan Faust uzaklaşır, keşiş olur ve tabiatla iç içe yaşamaya ve huzur bulmaya başlar. Ama Mephistopheles ona eziyet etmek için geri döner : Marguerite’ in hamile kaldığını, tek başına doğum yaptığını ve çevresi tarafından dışlandığı için bebeğini öldürdüğünü anlatır. Çocuğunun katili olarak hapse atıldığını ve ertesi günü infaz edileceğini söyler. Vicdan azabından kıvranan Faust, Mephistopheles’e onu Marguerite’in hücresine götürmesini ister. Ama Marguerite ilahi adaleti kabullenmiştir, kaçmaya razı olmaz. Tanrı, Şeytan’ın Faust üstündeki zaferini kabul eder ve Marguerite’in ruhunu kurtarır. Faust ise kendi üzerinden oynanan korkunç oyunu anlar.

Goethe’nin 1808 yılında yayınladığı Faust eserinin birkaç bölümü 1819 yılında Berlin’de oynandı. Goethe kendi piyesini semboller ve fikirlerle bulutlanmış bir dünya olarak sunar. Bütün karakterler sihirle çevrilidir: Beyaz sihir, büyü, cehennem ve cennete ağıtlar. Goethe’ye göre Faust oyunu yeryüzünden -gökyüzüne, gökten- cehenneme giden bir eserdir. Bu metafizik piyes aynı zamanda komediden beslenmiş. Komik unsuru, garip şarkılarda, mantıksız karakterlerde (kadın kılığına girmiş büyücü gibi), havada uçuşan espri ve hicivi kuvvetli diyaloglarda ön plana çıkıyor.

Valentine Losseau ve Raphael Navarro 2002 yılında yenilikçi illüzyon akımını başlatırlar ve sirk sanatından da yararlanarak 14:20 grubunu kurarlar. Dünyanın her yerinde, özellikle festivallerde, bienallerde onursal davetli olarak boy gösterirler.

SİHİR BAŞROLDE

Bu oyunda, yerçekimi, uzayın kanunları ve zaman kavramıyla bir arada, ‘Sihir’ başrolde.

Mephistopheles (Christian Hecq) oyunda bir insan görünümünde olsa da, onun şeytani hali hep havaya yükselmeleriyle, havada asılı durmasıyla vurgulanıyor. Aylarca çalışmanın ardından Christian Hecq, bu şekil değiştirmiş karakterin vücut dilini, geliştirilmiş tekniklerle donanarak esaslı bir biçimde canlandırıyor. Yeryüzündeki kötülüğün simgesi Şeytan, ateşe hükmetse de, büyücülerin baş misafiri olsa da, insanın kendi kararlarına hükmedemiyor. İnsanı doğru yoldan çıkarmak için kandırmaya, etkilemeye, sihirle aldatmaya çalışıyor ama son kararı insan kendi öz iradesiyle veriyor.

Belki de bu bir yanılsama, belki de her şey Şeytan’ın kurmacası, belki de Faust çalışma odasından dışarı hiç çıkmadı ve bu acıklı zalim yolculuğu hiç yapmadı…

Faust, değişken ruh halleriyle, arzularının fırtınasında hapsolmuş dramatik bir karakter. Marguerite ise dindar, tecavüze uğramış, doğurmuş ve bebeğini öldürmüş, kardeşi katledilmiş, yapayalnız, toplumdan afaroz edilmiş, ama bir an için bedensel arzularına yenik düşmüş, hücresinde infazını bekleyen çok trajik bir karakter.

Kuklaların oyundaki önemi yadsınamaz. Bu kuklalar da illüzyonla oynatılıyor; manipülatör ya da ipler gözükmüyor. Altmış santim boyundaki bu kuklalar, sahnenin bir ucundan öbür ucuna dolaşıyorlar; barın üstüne oturup ellerini, kollarını, başlarını ve yüzlerini değişik pozisyonlarda oynatıyorlar, hikayenin bir parçası oluyorlar ve illüzyon tekniğiyle oynatıldıkları için, doğaüstü varlıklara can verebiliyorlar, özellikle şeytanın yardımcılarına, büyücünün müridlerine ve cinlere.

faust2
EN ETKİLEYİCİ, EN ÇARPICI

Duvarda yapılan gölge oyunları ve el becerileri, sanal görüntülerin sahnede ve tavanda oynaması, özellikle Walpurgis gecesinde ruhların ve hayaletlerin büyük bayramındaki sahne inanılmaz etkileyici.

Theatre du Vieux Colombier Tiyatrosu’ndaki bu Faust gösterisi, oyuncuların performansı, tekstin derin dili, görsel tiyatro ve sihirin başarılı bir karışımı olmuş. Her bir mekan için tasarlanmış dekorların süratle değişmesi şaşırtıyor.

Ezoterizm, beyaz ve kara sihir, 15 yıllık araştırma sonucu geliştirilmiş teknikler, video oyunları, olağanüstü görseller ve metaforlarla, 2 saat 40 dakika süren, 21 Mart’ta başlayan ve 6 Mayıs’a kadar devam eden, yer bulmanın nerdeyse imkansız olduğu, zamanın nasıl akıp gittiğini fark edemediğim bu gösteri, bu yaşıma kadar seyrettiğim en etkileyici, en çarpıcı, en nefes kesen tiyatro oyunlarından biri oldu.

6662’ye SOZCU yaz gönder, reklamsız sözcü plus’a anında abone ol. (Türkiye'den)