Sevgili okurlarım, aylardan beri bir takım belediye operasyonlarına tanık oluyoruz. Halkımız tarafından seçilen CHP’li belediye başkanları tek tek görevden alınıyor. Uygulanan yöntem çok basit! Bunun birkaç yolu var. Başkan ve ekibini önce gözaltına almak. Bu işlemin sonrasında tutuklama geliyor. İkincisi, gözaltı falan yapılmadan onları korkutup istifaya zorlamak. Bu seçeneğin işlerlik kazanması için yapılanlar doğal olarak çok gizli yürütülüyor. Başkanın geçmişi titizlikle inceleniyor ve istifa etmesi karara bağlanıyor!.. Ve günün birinde bir bakıyoruz ki başkan ya da onun yerine getirilen kişi istifa edip gitmiş. Bu işlemleri hayata geçirmek için iktidar tarafından çok ince hesaplar yapılıyor. Sadece başkanını değil belediye meclislerindeki CHP’li üye sayıları da masaya yatırılıyor. ★★★ Hedef tahtasına yerleştirilen başkanların durumu da çok özel yöntemlerle araştırılıyor. Hangilerinin boyun eğeceği ya da eğmeyeceği belirleniyor. Bazıları kolayca gidiyor. Örnek olarak bu süreci başlatanlardan biri olan Aydın’ın CHP’li başkanı Özlem Çerçioğlu, ya da Afyonkarahisar başkanı Burcu Köksal’ı gösterebiliriz. İkisi de hiç itiraz etmeden, ağızlarını bile açamadan tıpış tıpış gittiler... Ve partilerinden fiskeyle gitmeyi içlerine sindirdiler... Çünkü bazı yakınlarının, eşlerinin vesairenin büyük işler yapan şirketleri vardı. Aksi takdirde işin nereye varacağını biliyorlardı. İstifa karşılığında onlar hakkında herhangi bir işlem yapılmayacaktı... Ve gerçekten yapılmadı! Bu gibiler için uygulanan baskı ve korkutma yöntemi hep aynı idi: “Dediğimizi yapmazsan üzerine geliriz, seni yolsuzluklarla kuşatıp canını yakarız.” ★★★ İtiraf edelim ki bu taktik başarılı oldu. Ve açığı olanlar CHP’den (yani bugünkü değil eski CHP’den ayrılıp) AKP’ye geçti. Bu gibiler korkaktı. Onlar için önemli olan siyaset ve ilkeler değil, o makamda kalıp avantajlarından sonuna kadar yararlanmaktı. Haaa, bir şeyi daha açıkça söyleyeyim... Bazı CHP’li başkanlar da bu baskıları fazlasıyla hak etmişti. Antalya’da oğluyla birlikte milyonlarca doları çantasında taşıyanlar, Ankara’da otel odasında personeli olan genç kızla birlikte havluya sarılı basılanlar falan!.. ★★★ Aradan haftalar geçtikçe bu baskınların nereye varacağını bizler de anlar gibi olduk!... Başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında CHP’li başkanlar tutuklanıyor, yerlerine kayyum atanıyor, AKP’ye geçenler paçayı kurtarıyordu. Bazıları ise onurunu, şerefini, haysiyetini çiğnetmeden direniyordu ama ellerinden gelen bir şey yoktu ki! Gözaltına alındınız mı arkası otomatik olarak devreye giriyordu: Tutuklama! Belediye ise AKP’ye devrediliyordu. Böylece AKP, seçimde kaybettiği yerleri bu kez başka yöntemlerle ele geçirmiş oluyordu! ★★★ Bu süreç içerisinde en yoğun olaylar doğal olarak İstanbul’da gerçekleşti. Son yerel seçimlerde CHP, İstanbul’da Büyükşehir’le birlikte çoğu ilçe belediyelerini de kazanmıştı. Aradan yıllar geçmiş olmasına karşın iktidar bunu hiçbir zaman affetmedi... Çünkü gerek Büyükşehir ve gerekse ilçe belediyeleri onların para basma makinesi, yem borusu idi. Lafı hiç uzatmadan ve rakamlara boğmadan söyleyeyim... İktidarın amacı şimdi açıkça ortaya çıktı... Baskılar bu kez belediye meclisleri üyelerine de yöneldi. Bu kez onlar ya istifa ediyor, ya da tutuklanma korkusuyla AKP’ye geçiyor. AKP böylece bir taşla iki kuş vuruyor! Hem boşaltılan ilçe belediyelerini ve hem de Büyükşehir’i ele geçirme yolunda hızla ilerliyor. ★★★ Kâhin falan değilim ama bu söylediklerimin doğru olduğunu çok yakında hep birlikte göreceğiz. İnce taktik artık açıkça sahaya indirildi. Önce belediye meclisinde çoğunluğu elde edip hazineyi ele geçirecekler. Bunu yapmak ve orada çoğunluğu sağlamak için sadece 5 ya da 6 Meclis üyesine gerek var. İşi tereyağından kıl çeker gibi bitirecekler. Eleştirenlere de “Biz bir şey yapmadık kardeşim, gidenleri biz değil yargı tutukladı. CHP’den istifa edenleri biz korkutmadık, onlar kaçtı” diyecekler. Helal olsun hepsine, başka ne diyeyim!