Sevgili okurlarım, iki gün önce İzmir’de yapılan ve binlerce kişinin katıldığı miting herhalde gözünüze çarpmıştır. Bunun adı miting, başka bir şey değil.

İzmir gibi bir kentin göbeğinde birileri bir araya geliyor, topluca dualar ediliyor, ilahiler okunuyor, nutuklar atılıyor.

Bu işi düzenleyen Menzil cemaati.

Bu cemaat ilginç bir yapı. Türkiye’de başka bir örneği ya da benzeri yok.

Arada hemen bir soru sorayım...

Gece vakti düzenlenen bu toplantı için devletten, örneğin İzmir Valiliğinden acaba izin alınmış mıydı?

Hayır alınmamıştı.                                    

Bir ülke düşünün, birkaç kişi bir araya gelip masum bir basın açıklaması yapacak bile olsa karşılarına güvenlik güçleri çıkıyor, katılımcılar bazen dayak yiyor, bazıları ise gözaltına alınıp götürülüyor. Sonrası ise şansa kadere kalmış bir hadise!.. Çünkü hiçbir suçu olmayan masum insanlar tutuklanıyor.

İşte böyle bir ortamda Menzil tarikatı bir gövde gösterisi yaptı. Bunun adı toplu tövbe seansı imiş.

Neye tövbe ettiler, hangi günahlarının silinmesini Allah’tan dilediler, biz bilemeyiz!

★★★

Bu tarikatın ya da bazılarının dediği gibi cemaatin ilginç bir yapısı var. Bunların Eskişehir ve Adıyaman’da inanılmaz birtakım eserleri (!) herkesin, ama özellikle de devletin gözleri önünde duruyor.

Bunların bu iki ilimizde kurmuş olduğu köyler ve ticarethaneler var. O köyler artık büyüdü ve neredeyse ilçe büyüklüğüne dönüştü. Ziyaretçiler için camiler, oteller, marketler, sağlık tesisleri, kafeler, çeşitli mağazalar, restoranlar, parklar var.

Eskişehir ve Adıyaman’a bağlı bu büyük yerleşim birimlerini Menzil şeyhleri yönetiyor. Ama gelin görün ki tarikatın, ya da cemaatin önde gelen ve birbirlerinin çok yakın akrabası olan bu şeyhler birbirleriyle kavgalı. Kardeşler arasında büyük bir miras kavgası var.

Ama bu öyle bildiğiniz miras kavgaları gibi değil.

Ortalıkta trilyonlar dönüyor ve bu anormal servetler, kafakola alınan gariban, fakir fukara insanlarımızın, bunların bir halt olduğunu zanneden zavallı müritlerin sırtından elde ediliyor.

Saygı Öztürk’ün bunları ve aralarındaki kavgaları dört dörtlük anlatan bir kitabı var.

“Menzil. Bir Tarikatın İki Yüzü.”

Bu kitabı mutlaka okumanız, bu işin içyüzünü görmeniz gerekir.

★★★

Bu adamlar tarafından kurulan yerleşim birimleri gerek Eskişehir ve gerekse Adıyaman’da uzun yıllardan beri duruyor.

Bu işin saklısı gizlisi yok. Adamlar almış devlet desteğini, hükümet desteğini arkalarına, oralarda örgütlenmişler ve faaliyetleri hızla devam ediyor.

İş bunlara gelince devlet acaba uyuyor mu, bu olanları görmüyor mu?

Günlük yaşamda birkaç kişi bir araya gelince ya izin verilmiyor ya da güvenlik güçleri tarafından cop kullanılarak, biber gazı kullanılarak yerlerde sürükleniyor ama devlet, bu Menzil rezaletini görmüyor.

Nerede kaldı bizim devrim yasalarımız, nerede?

Burası Türkiye abicim, olmaz olmaz demeyeceksin, her şey olur! Gün gelir, devrim yasalarımız da tozlu raflardan belki indirilir!

Şu TRT’ye bakın bir daha utanın

Sevgili okurlarım, bir devlet kuruluşu olan TRT (Tayyip Radyo Televizyonu) bu iktidarın ve hükümetin gerçek anlamdaki borazanı. Hesap soran yok. Şimdi size bu gülünçlüğün küçük bir örneğini daha vereceğim.

İstanbul iki gün önce yoğun kar yağışına tanık oldu. Trafik kilitlenmişti. Milyonlarca insanımız çok zor saatler geçirdi.

TRT Haber sitesi bu olayı doğal olarak haber yaptı ama bakınız nasıl! Haberin baştan sona her cümlesinde bilerek ve siyasi amaçla, İETT otobüsleri geçiyordu. Aşağıda kısaca vereceğim örnekleri bu borazan TRT’nin sitesinden aynen aldım.

Kar yağışını bile siyasete alet etmekten utanmıyorlar.

“Trafik durma noktasına geldi, sokaklar piste döndü. Birçok İETT otobüsü yolda kaldı...”

“Sultangazi’de birçok İETT aracının yolda kaldığı ve ilerlemediği görüldü...”

“Esenler’de araçlar ağır ilerlerken Gazi Caddesinde İETT otobüsleri yolda kaldı...”

“Üsküdar’da bazı İETT otobüsleri arıza ve yağış nedeniyle yolda kaldı...”

★★★

TRT’yi yöneten bizim acemilerin bu haberlerle bütün amacı, bir İBB kuruluşu olan İETT’yi yıpratmak, halkın gözünden düşürmek.

Ancak TRT bunu yapmaya çalışırken bile işi yüzüne gözüne bulaştırıyor.

Varsa yoksa İETT...

O yoğun kar yağışında İstanbul’da belki binlerce araç yollarda kalmış ama mesele İBB’yi bu yolla yıpratmak.

Haberciliği böylesine yozlaştırmak, topluma böylesine saçma sapan siyasi propaganda sokuşturmak koskoca bir devlet kuruluşuna yakışıyor mu?