Çoğumuz Gülseren Budayıcıoğlu'nu İstanbullu Gelin, Doğduğun Ev Kaderindir, Masumlar Apartmanı ve Kırmızı Oda gibi milyonları ekran başına kilitleyen dizilerle tanıdık. Oysa o dizilerin ardında, yıllardır insan ruhuna dokunan bir psikiyatrist ve güçlü bir kalem var. Budayıcıoğlu, sekizinci kitabı Anlaşılmak Şifadır ile bu kez yalnızca danışanlarının değil, kendi hayatının da kapılarını okura aralıyor.

Gazeteci Mert İnan ile gerçekleştirdiği söyleşilerden oluşan kitap, yazarın önceki eserlerinden farklı bir yerde duruyor. Çünkü bu kez sadece terapi odasında yaşananlara tanık olmuyoruz. Ankara'da geçen çocukluğunu, doğup büyüdüğü evi, ailesini, gençlik yıllarını, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okurken TRT'de spiker olarak çalışmaya başlamasını ve meslek yolculuğunu da onun kendi anlatımıyla dinliyoruz. Bu samimiyet, kitabı yalnızca bir söyleşi olmaktan çıkarıp içten bir yaşam hikâyesine dönüştürüyor.

Kitabın merkezinde ise hepimizin hayatına dokunan güçlü bir cümle var: "Şifa, anlaşılmaktan gelir."

Budayıcıoğlu bu düşünceyi etkileyici bir hasta öyküsüyle anlatıyor. Yirmi yıl boyunca tek kelime konuşmayan yaşlı bir kadın, ilk kez gerçekten anlaşıldığını hissettiği anda sessizliğini bozuyor. Onu iyileştiren uzun konuşmalar değil; yargılanmadan dinlenmesi, görülmesi ve anlaşılması oluyor. Bazen insanın en büyük yarasını iyileştiren şey, duyduğu tek bir cümle olabiliyor.

Kitap, bizi sık sık çocukluğumuza da götürüyor. Çünkü yetişkinlikte yaşadığımız birçok ilişkinin temeli, çocukken öğrendiğimiz görünmez kurallarda saklı. "Ben değerli miyim?", "Sevilmeye layık mıyım?" gibi soruların cevabını çoğumuz daha çocuk yaşta alıyor ve farkına varmadan aynı ilişki kalıplarını yıllarca tekrar ediyoruz.

Kaynak olarak ekle

Belki de bu yüzden psikoloji kitapları bugün hiç olmadığı kadar ilgi görüyor. Kalabalıklar içinde yaşıyoruz, sosyal medyada yüzlerce insanla iletişim kuruyoruz ama çoğu zaman gerçekten anlaşılmadığımızı hissediyoruz. Budayıcıoğlu da tam bu noktaya dikkat çekiyor. Popüler kültürün "Olumlu düşün, geçer" söylemlerinin aksine, gerçek iyileşmenin insanın kendi geçmişiyle yüzleşmesinden geçtiğini hatırlatıyor.

Anlaşılmak Şifadır, sadece psikoloji meraklılarının okuyacağı bir kitap değil. Zaman zaman kendini yalnız hisseden, ilişkilerinde aynı döngüleri yaşadığını düşünen ya da geçmişinin bugünkü hayatını nasıl şekillendirdiğini merak eden herkes için samimi bir rehber.

Belki de kitabı bitirdiğinizde aklınızda tek bir soru kalacak: Hayatınızı gerçekten kendi seçimlerinizle mi yaşıyorsunuz, yoksa çocukluğunuzdan kalan görünmez senaryoları mı oynuyorsunuz?

Çünkü bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey, bir çözüm değil; sadece içtenlikle söylenmiş iki kelimedir: "Seni anlıyorum."