Avrupa'da siyaset uzun süredir sağa kayıyor.
İtalya'da Giorgia Meloni, Fransa'da Marine Le Pen'in yükselen siyasi ağırlığı, Almanya'da AfD'nin güçlenmesi...
Göç, hayat pahalılığı, konut sorunu ve güvenlik kaygıları Avrupa seçmeninin tercihlerini değiştiriyor.
Şimdi bu dalganın en önemli sınavlarından biri İspanya'da verilecek.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez dün sürpriz bir kararla erken seçim ilan etti.
İspanyollar 29 Kasım'da sandığa gidecek.
Peki Sánchez neden görev süresinin tamamlanmasını beklemedi?
Aslında cevabı basit:
Çünkü artık Meclis'te ülkeyi yönetebileceği istikrarlı bir çoğunluğu yok.
*
İspanya'da 350 sandalyeli parlamentoda çoğunluk için 176 milletvekili gerekiyor.
Sánchez'in liderliğindeki İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) 2023 seçimlerini ikinci sırada tamamlamasına rağmen Sumar ile koalisyon kurdu; Katalan ve Bask bölgesel partilerinin de dışarıdan desteğini alarak iktidarda kaldı.
Ancak bu oldukça kırılgan bir yapıydı.
Nitekim zaman içerisinde özellikle Katalan bağımsızlıkçı Junts'un desteği zayıfladı.
Sonuç?
Sánchez hükümeti 2023'ten bu yana yeni bir bütçe dahi geçiremedi.
Son darbe ise konut krizinde geldi.
Hükümetin hazırladığı iki önemli konut düzenlemesi Meclis'te reddedildi.
Sánchez artık önündeki gerçeği gördü:
Bu Meclis aritmetiğiyle devam etmek giderek zorlaşıyor.
Ve sandık kartını açtı.
Üstelik İspanya'nın ciddi bir konut problemi var.
Son iki yılda konut fiyatları yaklaşık yüzde 26 arttı.
Nüfus 2020'den bu yana yaklaşık 2 milyon kişi artarken yaklaşık 1 milyon yeni hane oluştu. Buna karşılık yeni konut arzı aynı hızda artmadı.
Özellikle gençler için ev sahibi olmak giderek uzak bir hayale dönüşüyor.
Kiralar yükseliyor.
Sosyal konutların toplam konut stoku içindeki payı ise yalnızca yüzde 3,4 civarında.
İspanya ekonomisi Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olabilir.
Ama vatandaşın sorusu başka:
Ben bu büyümeden ne kadar pay alıyorum?
Türkiye'den hiç yabancı olmadığımız bir soru...
Bir de göç meselesi var.
İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'da temmuz sonunda yaşananlar ülkede siyasetin yönünü değiştirdi.
Fas üzerinden iki gün içerisinde 70 binden fazla göçmen Ceuta'ya geçti.
Görüntüler bütün İspanya'ya yayıldı.
Eylül ayında yapılan bir araştırmada İspanyolların yaklaşık yüzde 63'ü Sánchez hükümetinin Ceuta krizini kötü yönettiğini söyledi.
Göç konusunda en yetkin görülen parti ise artık Sánchez'in Sosyalist Partisi değil, Santiago Abascal liderliğindeki milliyetçi sağ Vox.
Ve Vox yükseliyor.
*
Son özel sektör anketlerinden biri olan 40dB araştırması tabloyu şöyle gösteriyor:
Merkez sağ Halk Partisi yüzde 31,6.
Sánchez'in Sosyalist Partisi yüzde 27,4.
Vox yüzde 18,4.
Vox'un 2023 genel seçimindeki oyu yüzde 12,4'tü.
Yani üç yılda yaklaşık 6 puanlık artış söz konusu.
Daha çarpıcısı ise blokların durumu.
Halk Partisi, Vox ve diğer küçük sağ partiler toplamda yüzde 52 civarında.
PSOE, Sumar ve Podemos'tan oluşan sol blok ise yaklaşık yüzde 36 seviyesinde.
Seçime daha zaman var.
Anket sandık değildir.
Sánchez de 2023'te anketlerin aksine iktidarda kalmayı başarmış bir siyasetçi.
Ama bu defa önündeki dağ çok daha yüksek.
*
Peki Sánchez'e dış politika mı kaybettiriyor?
Son yıllarda Avrupa'da İsrail'e karşı en sert tavır alan liderlerden biri Sánchez oldu.
İspanya, Filistin Devleti'ni resmen tanıdı.
Sánchez, Gazze konusunda İsrail hükümetine çok sert eleştiriler yöneltti.
ABD Başkanı Donald Trump'la da özellikle NATO ülkelerinin savunma harcamalarını milli gelirin yüzde 5'ine çıkarması konusunda ters düştü.
Yani Sánchez hem Washington'a hem Tel Aviv'e karşı Avrupa'nın en bağımsız ve sert seslerinden biri haline geldi.
Peki bunun siyasi bedelini mi ödüyor?
Bunu doğrudan söylemek için elimizde yeterli veri yok.
Çünkü İspanyol seçmenin gündelik hayatına baktığımızda çok daha somut sorunlar görüyoruz:
Konut.
Kira.
Göç.
Yolsuzluk soruşturmaları.
Ve çalışmayan bir parlamento çoğunluğu.
Dolayısıyla Sánchez'in Filistin politikası uluslararası görünürlüğünü artırmış olabilir.
Ama İspanyol seçmen 29 Kasım'da sandığa giderken muhtemelen Gazze kadar Madrid'de ödediği kirayı, Ceuta'daki göç krizini ve kendi ekonomik geleceğini de düşünecek.
Siyasetin değişmeyen kuralı burada da karşımıza çıkıyor:
Dış politikada ne kadar görünür olursanız olun, seçimleri en sonunda kendi vatandaşınızın gündelik hayatı belirliyor.
*
Sánchez aslında büyük bir kumar oynuyor.
Hesabı şu:
Konut krizini seçim kampanyasının merkezine koymak.
Sağın ve Junts'un konut düzenlemelerini engellediğini anlatmak.
Sol seçmeni yeniden sandığa götürmek.
Ve özellikle Vox'un iktidara ortak olma ihtimalini kullanarak ilerici seçmeni konsolide etmek.
2023'te benzer bir kumarı kazandı.
Ama 2026 İspanya'sı başka.
Çünkü bu defa karşısında yalnızca güçlü bir Halk Partisi yok.
Hızla büyüyen bir Vox da var.
Ve mesele yalnızca İspanya değil.
Avrupa'nın pek çok ülkesinde aynı siyasi hareketliliği görüyoruz.
Göç arttıkça sağ güçleniyor.
Konut ve hayat pahalılığı gençleri sistem partilerinden uzaklaştırıyor.
Merkez siyaset zayıflarken uçlar büyüyor.
İspanya uzun süre bu Avrupa dalgasına direnen ülkelerden biriydi.
29 Kasım'da bunun devam edip etmeyeceğini göreceğiz.
Pedro Sánchez sekiz yıldır İspanya siyasetinin merkezinde.
Defalarca siyasi olarak bitti denildi.
Defalarca geri döndü.
Bu nedenle daha sandık kurulmadan “Sánchez dönemi bitti” demek erken.
Ama rakamların söylediği bir şey var:
Sánchez ilk kez iktidarını kaybetmeye bu kadar yakın bir seçim kampanyasına giriyor.
29 Kasım sadece İspanya'nın yeni başbakanını belirlemeyecek.
Avrupa'daki sağ dalganın Akdeniz'deki en önemli kalelerden birini daha ele geçirip geçirmediğini de gösterecek.
Ve belki de sandıklar kapandığında Avrupa siyasetinin son yıllardaki en önemli dönemlerinden birinin altına şu cümle yazılacak:
Pedro Sánchez dönemi sona erdi.