Bir devletin en önemli ve temel gelir kaynağı vergilerdir. Mali disiplinin bozulduğu dönemlerde, gelir gider dengesi gözetilmez. Harcamalar alır başını gider. Bu durumlarda vergiler harcamaları karşılamaz. Ekonomide söz sahibi olup da ekonomiyi doğru düzgün yönetemeyenler bu kez borçlanmaya başvurur. Her yıl önceki dönemlere ait borçların ödenen kısmından daha fazla borçlanılır ve borç sarmalına girilir. Borç batağına giden yol Merkezi Yönetim borç stoku 2003 yılında 283 milyar lira idi. 2025 yılı sonundaki borç stoku 13 trilyon 662 milyar liraya ulaştı. En son yayımlanan Mayıs 2026 verilerine göre borç stok tutarı 14 trilyon 989 milyar lira oldu. Kamu borç stokunda 2003 yılından 2018 yılına kadar olan 15 yıllık dönemde ılımlı artışlar yaşandı. Hatta 2007 yılında olduğu gibi borç stokunun bir önceki yıla göre azaldığı dönemler dahi görüldü. Ancak 2018 ve sonrasında şahlanışa geçti. Merkezi Yönetim borç stokunun önceki yıllara göre artış oranları bu şahlanışı açık bir şekilde ortaya koyuyor: Ülkede borç stokunun sürekli artması hayra alamet değildir. Faiz dışı açık verildiğinin ve borçlanma faizlerini ödemek için de borçlanıldığının göstergesidir. Maalesef yaşanan gerçek tam da budur. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca duyurulan İç Borçlanma Strateji belgelerinde bu durum açıkça görülmektedir: - 2025 Ekim ayında toplam 263.6 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık toplam 290.1 milyar TL’lik iç borçlanma, - 2025 Kasım ayında toplam 95 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık toplam 117.6 milyar TL’lik iç borçlanma, - 2025 Aralık ayında toplam 108.2 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık toplam 130.8 milyar TL’lik iç borçlanma, - 2026 Mayıs ayında toplam 347 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık toplam 381.7 milyar TL’lik iç borçlanma, - 2026 Temmuz ayında toplam 602 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık toplam 709.7 milyar TL’lik iç borçlanma yapılması programlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Hazine’nin borç durumu, bizim vatandaşın kredi kartı borcunu ve faizini ödemek için daha fazla borçlanıp sürekli derinleşen bir borç batağına saplanmasına benziyor adeta. Borcun anaparasının 1.5 katı faiz olur mu? Kamu borç yönetimi önemli bir alandır. Profesyonel bir şekilde yürütülmesi gerekir. Mali disiplin kaybolur ve yüksek faiz oranları ile borçlanma söz konusu olursa ipin ucu kaçar. Sonra bir bakmışsınız her yıl ödediğiniz anaparanın çok üzerinde faiz ödemek zorunda kalınmış. Bütçedeki faiz harcamaları almış başını gitmiş. Ödenen her yüz lira verginin önemli bir kısmı faiz olarak buharlaşmış. Son dönemde Hazine’nin yaşadığı durum aynen budur. 1980 yılına kadar geriye gittim. Borç servisi verilerine ulaştım. Durum vahim. 1980 yılından bu yana hiç yaşamadığımız kadar kötü bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu gördüm. Yukarıdaki tablo borç ve faiz ödeme rakamlarını gösteriyor. 1980 yılından 2022 yılına kadar olan dönemde bir yılda yapılan faiz ödemelerinin anapara ödemesini geçtiği tek yıl 2000 yılı olmuştu. Ancak 2023 ve sonrasında her yıl faiz ödemeleri anapara ödemelerini geçmiş durumda ve trend giderek kötüleşiyor. 2025 yılında neredeyse 1 lira anapara ödemesine karşılık 1.5 lira faiz ödedik. 2026 yılının da benzer, hatta daha kötü bir tablo ile sonuçlanmasına şaşırmamak gerekir. Çünkü 2026 yılı faiz gideri öngörüsü 2 trilyon 740 milyar. 2027 yılında ise 3 trilyon lirayı aşacak. Yukarıdaki tablo nedeniyle her geçen yıl vergilerimizden daha fazla faize gidiyor. Kamuda tasarruf olmadan, mali disiplin sağlanmadan, bütçenin kara delikleri kapatılmadan ülkenin borç ve faiz sarmalından kurtulması mümkün gözükmüyor. Maalesef ortadaki sorunun onu yaratan zihniyetle çözüleceğini beklemek de hayalperestlikten öte bir şey değil.