Sevgili okurlarım, bazı CHP’li belediye başkanları hakkında ortaya çıkan söylentileri ya da gerçekleri görünce insanın aklı duruyor.

Bunları o makamlara kim aday gösterdi?

Aday gösterildiğinde parti yönetimi veya genel başkanı bu şahıslar hakkında yeterince bilgiye sahip miydi?

Yoksa bazı şeyler ahbap çavuş ilişkileriyle mi belirleniyordu.

Ve yine o 2024 yerel seçimlerinde CHP bütün Türkiye düzeyinde irili ufaklı 411 belediye kazanmıştı... Ve her şey ertesi gün karşımıza çıkmaya başlamıştı.

İktidar ve devlet olmanın sonsuz avantajları dibine kadar kullanılacak ve o belediyelerin bir bölümü mutlaka ve mutlaka görevden alınacaktı! İktidar kesiminde araştırmalar hemen başladı. Amaç biliniyordu:

CHP’den seçilen, ama AKP’ye yakın olan başkanlar ve belediye meclisi üyeleri tek tek araştırılacak, ‘sicil’ dosyaları açılacaktı.

Bu elbette ki uzun vadeli bir çalışma olacaktı.

CHP’ye öyle bir gözdağı verilecekti ki!

Üstelik bunlara ek olarak bazı yakınları da izlenecekti.

Aile bireyleri, babalar, çocuklar, eşler...

Bazılarına çengel atıldıkça bazı CHP’liler elbette oltaya takılacaktı.

Sonrasına zamanı geldiğinde karar verilecekti!

***

Bu süreçte ilk hedef İstanbul Büyükşehir Belediyesini bunların elinden çatır çatır alan Ekrem İmamoğlu oldu. İktidar partisi İstanbul’u yitirmeyi hiçbir zaman içine sindiremedi ama sonrası geldi.

Olanları hepimiz biliyoruz, burada ayrıntılara girmenin anlamı yok!

Plan tıkır tıkır işliyordu.

Yargı, maliye, polis zaten iktidarın emrindeydi.

İncelemeler, soruşturmalar ve tutuklamalar başlatıldı.

Bütün bunlar olurken başkanlara ve ekiplerine haber salınıyordu...

Biz senin eşinin, çocuklarının ve yakınlarının ne gibi dümenler çevirdiğini, nasıl rüşvet alıp verdiğini her yönüyle biliyoruz. Şimdi eğer istersen partinden istifa et, gel bizim partiye, kapımız senin gibi değerli arkadaşlara her zaman açıktır. Yok eğer buna razı değilsen hakkında açılacak soruşturmalardan sen ve yakınların kurtulamazsınız!..”

Kaynak olarak ekle

***

Bu tehditler ve şantajlar bazı başkanlar üzerinde etkisini hemen gösterdi.

Demek ki sonuç alınmak üzereydi.

Örnek vermek gerekirse ilk önemli hamle Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’ndan geldi.

Bu kadın CHP’den istifa edip AKP’ye geçti.

Neden, niçin, nasıl!.. Bilinmiyor.

Sonra sırayı İstanbul Beykoz Belediyesi aldı. Onun başındaki kadın da apar topar iktidar partisine geçti.

Sonra sırada Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım vardı.

O adamı da günün birinde Ankara’daki beş yıldızlı otelde bir genç kızla bastılar. Kaldıkları odaya yapılan polis baskını banda alındı ve derhal medyaya servis edildi.

İşin ilginç yanı, genç kız aynı zamanda Uşak Belediyesi’nde çalışmakta olan bir personeldi.

***

Kafileye son katılan ise Afyon başkanı Burcu Köksal oldu. Gündemde eşiyle ilgili birtakım iddialar dolaşıyordu ve arkadaş gitti! Belki de gitmek zorunda kaldı.

Ya Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, oğlu ve gelini!

Adam oğluyla birlikte itirafçı olmuş, savcılıkta bülbül gibi şakıyıp bildiklerini kendilerine göre anlatmışlar.

Kapalı kapılar ardında istediğin kadar anlat, bu iddialar acaba ne ölçüde gerçektir?

Size çok samimi bir şey söyleyeyim...

CHP’den milletin oylarıyla seçilen ve sonra çareyi AKP’ye sığınmakta bulduğunu zanneden bu şahıslardan hiçbirini tanımıyor bile olsam geçmişte saygı duyardım.

Hele de Afyon’u CHP’ye tarihte ilk kez kazandırmış olan Burcu Köksal’a... O saygım artık kalmadığı gibi tam tersine lâflar etmek zorunda kalıyorum.

Antalya’daki Muhittin Böcek’e gelince... Antalya’ya ne zaman yolum düşse herkesten aynı doğrultuda sözler işitirdim.

Ona hiç kimse inanmıyor, sevmiyordu.

Son kullanma tarihi çoktan bitmişti.

Şimdi onun görevi, bunca marifetlerinden sonra Antalya’yı kendi elleriyle yine AKP’ye teslim etmek.

Ne demeli şimdi yani...

Halkın oylarıyla geldiler, sonra korktular ve kaçtılar.

Onlara şimdilik bu kadarı yeter.