Yüksek yargı kapıştı!

Cumhurbaşkanı, Yargıtay’dan yana yer aldı.

Adalet Bakanı, kabahati Anayasa’da bulup “Bu Anayasa değişmeli” diye ahkâm kesti...

Bağımsız hukukçular ise Anayasa Mahkemesi’ni savundu.

Ortalık toz-duman!

Böyle hukuk devleti olur mu?

İktidar ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa’nın açık hükümlerini bile anlamazlıktan geliyor, kriz daha da büyüyor!

★★★

İçinde bulunduğumuz yargı krizinden en çok rahatsız olan sanırım Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’tir.

Çöken ekonomiyi düzeltmekle görevli Bakan Şimşek, yabancı ülkelerde kapı kapı dolaşıyor, Türkiye’ye yatırımcı güveninin geri gelmesini sağlamaya çalışıyor.

Onun bu çabaları, göz göre göre yaratılan yargı kriziyle güme gidiyor!

Ekonomi için şart olan siyasi istikrar baltalanırken Türkiye bir kez daha “Hukukun sağlıklı işlemediği ülke” damgasını yiyor.

Bu durumda Mehmet Şimşek ne yapsın?

Böyle bir ülkeye yabancı yatırımcı gelmesi, paralarını gönül rahatlığı içinde yatırımlara yöneltmesi mümkün mü?

Gereksiz yere yaratılan yargı krizi, içinde bulunduğumuz ekonomik krizi daha da çözümsüz hale getireceğe benziyor!

Bu nasıl demokrasidir ki, hukuk paspas gibi ayaklar altında çiğneniyor?

İktidarın ortağı Devlet Bahçeli, Meclis Kürsüsü’ne çıkıp bağıra çağıra Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını istiyor...

İktidar partisi, kendi getirdiği “AYM’ye bireysel başvuru” konusunu şimdi sorun olarak görüyor...

Adalet Bakanı, Saray’a şirin görünmek için “Yeni bir anayasa yapılmasını” istiyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce açık bir şekilde Yargıtay’ı tutuyor, sonra “Biz bu tartışmada taraf değil, hakem konumundayız” diyor.

★★★

“Bütün bunlar, kötü giden ekonomiyi unutturmak, sıkıntı içindeki halkı oyalamak için mi yapılıyor acaba?” diye düşünmeden edemiyoruz.

Halkın yüzde 80’inin derdi ekmek, aş ve iş...

Legatum 2023 Refah Endeksi’ne göre, Türkiye’de halkın geliri 2016 yılından bu yana sürekli azalıyor.

Son 7 yılda Türk toplumunun geliri yüzde 27 azaldı, fakir daha fakir oldu.

Euronews’te yer alan bir ankete göre Türkiye, Avrupa’nın en yoksul 3’üncü ülkesi...

Satın alma gücünde sadece Arnavutluk ve Makedonya’dan iyiyiz.

Hal böyleyken, siyasilerin faydasız tartışmaları, çıkarılan krizler, toplumun tüm umutlarını acımasızca dinamitliyor!

Prof. Şengör’ün örnek davranışı


Ülkemizde hep olumsuz haberlerden bıktık usandık. Bu nedenle iyi bir haber görünce çok seviniyoruz.

İtalya’da  1603 yılında kurulan ünlü bir akademi var: “Accademia dei Lincei”

Bu önemli kuruluşa Türk bilim adamı Prof. Dr. Celâl Şengör de üye seçildi.

Celâl Hoca’nın üyelik konuşması geçtiğimiz 10 Kasım gününe rastlamıştı.

Prof. Şengör kürsüyle çıktığı vakit “Atatürk’ün ölüm yıl dönümü” olduğunu belirterek “İzninizle 1 dakikalık saygı duruşunda bulunacağım” dedi.

Akademi üyeleri de ayağa kalktı ve Celâl Hoca ile birlikte Atatürk için saygı duruşunda bulundular.

Prof. Dr. Celâl Şengör’ü bilim adamı olarak zaten takdir ediyorduk, bu örnek davranışlıyla daha çok sevdik.

TEBESSÜM

“Akıl vergisi...”


Padişah, dalkavuk vezirine “Bırak bu şaklabanlığı da, yeni bir vergi bul. Hazinede para kalmadı” demiş. Dalkavuk sevinçle bağırmış:

“Buldum! Öyle bir vergi çıkaracağız ki, herkes bunu sevinerek verecek!”

“Nasıl bir vergi bu?”

“Akıl Vergisi, efendim. Herkes kendini akıllı zanneder ve bu vergiyi seve seve verir.”

Padişah kaşlarını çatmış:

“Çok parlak fikir! Eğer ‘Akıl Vergisi’ çıkartırsak, bunu senden almamak gerekir!”

GÜNÜN SÖZÜ

Para ile satın alınan sadakat, daha fazla para ile satılır!