Sevgili okurlarım, yaklaşık 20 yıldan bu yana aynı cep telefonunu kullanıyorum. Bu bir rekordur! Telefonda bazı şeyler elbette eksik ama bana yetiyor.

Sosyal medyayı kullanmadığım için rahatım. Bu telefonun markası Nokia. Bazıları elimde gördüğünde işi şakaya vurup gırgır geçiyor ama olsun varsın.

Şimdi gelelim telefonuma uzun bir süreden beri gelen bıktırıcı mesajlara...

Bunların çoğu kumar mesajları.

Bu işin gizlisi saklısı artık kalmamış. Her gün en az 10 kumarhane mesajı geliyor.

Rezaletin en tepesinde yaşıyoruz. Bu işin üzerine giden yok!

Peki devlet nerede, devlet bu işin üzerine niçin gitmiyor?

Bunların her birini ister istemez okumak zorunda kalıyorum, zamanımın önemli bir bölümü böyle geçiyor.

Telefonum benim adıma kayıtlı. Bu mesajları benim adımı bilerek mi, ya da bilmeyerek, rastgele mi yazdıklarını da bilemiyorum.

★★★

24 yıldan bu yana başımızda olan ve adına AKP denilen bu parti, bu konuda, kumar konusunda bugüne kadar hiçbir adım atma zahmetine katlanmadı. Kılları bile kımıldamadı.

Ama son günlerde her nedense tavırları biraz olsun değişmeye başladı.

Recep Tayyip bile artık bu konuyu dile getiriyor, kumarın toplum için nasıl büyük bir tehlike olduğunu falan vurguluyor!

Gerçekten de öyle ama muhteremler bu konuyla mücadele etmek için biraz geç kaldılar.

Atı alan Üsküdar’ı geçti, kumar baronları vatandaşın sırtından malı götürdü.

Nice insanlarımız bu utanmaz arlanmaz vurguncular yüzünden malını mülkünü kaybetti, bazıları intihar etti.

Toplumda bu konuda feryatlar başlayınca Recep Tayyip bile ister istemez devreye girip kumara karşı mücadele başlatmak zorunda kaldılar. Daha doğrusu durum şimdilik böyle. İleride neler olacağını şu anda bilmek mümkün değil.

★★★

Oysa bu kumar rezaletini durdurmak için hükümetin elinde her türlü yetki, her türlü araç vardı. Ama bir türlü yapamadılar çünkü kumar sektörü onlara azımsanmayacak miktarda vergi veriyordu.

Yani Türkiye’de yeni bir vergi sektörü oluşmuştu.

Kumar vergileri!

Bunun bir bölümünü olsun güvence altına almak için bu iktidar, devletin altın yumurtlayan tavuğu olan Milli Piyango’yu bile özel sektöre sattı. Peki kime satıldı?

Yine bir yandaşa!

AKP-MHP iktidarına sonuna kadar destek veren Demirören ailesine.

Sahibi Yıldırım Demirören.

Bu arkadaş bir medya patronu. Gazeteleri var... Hürriyet, Posta.

Televizyon kanalları var. CNN-Türk en başta geliyor. Bütün güçleriyle iktidar yandaşlığı yapan, iktidara sürekli övgüler düzen, iktidara göbekten bağlı medya kuruluşları bunlar...

★★★

Demirören ailesinin Milli Piyango’yu alacak parası yoktu. Ziraat Bankası bunlara hem Milli Piyango hem de medya kuruluşlarına satın alsınlar diye 700 milyon dolar kredi verdi. Şimdi bu borcu ödemiyorlar. Devletin ve milletin parasıyla devletin kuruluşunu ele geçirdiler, borçlarını ödemek ise  kaldı bir başka bahara!

Ne zaman ödeneceği meçhul.

Ama bu iktidar bir uyanıklık yaptı, Milli Piyango idaresine, biraz daha para kazansın diye bir sürü şans oyunları oynatma yetkisi verdi.

Para kazanıyorlar ama devlete olan borçlarını ödemiyorlar! İnanılacak gibi değil ama böyle.

Bu arada kumar açısından bakıldığında bizim KKTC’yi de unutmayalım! KKTC bunların elinde gerçek bir kumarhane ve mafya cennetine (!) dönüştü. En büyük gelir kumarhane sektöründen elde ediliyor. Tam bir rezalet.

★★★

Kumarhane işletmecileri bir baktılar ve gördüler ki Türkiye’yi yöneten hükümet kumarın üzerine gitmiyor. Bu kez devreye 850’li hatlar sokuldu. Bunu başkaları izledi.

Bizim cep telefonlarımıza her gün yağan kumar davetleri işte böyle başladı.

Şimdi anlaşıldığı kadarıyla birbiri ardına sergilenen bu rezilliklerin biraz olsun üzerine gitmek zorunda kaldılar. Demek ki jetonları yıllar sonra, ancak şimdi düştü.

Buna da şükür!

Oysa hükümetin elinde bu vurgunu, bu ahlaksızlığı durduracak her çeşit yetki ve çeşitli devlet kurumları vardı.

Niçin kullanmadılar?

Recep Tayyip bu işin üzerine gitmeye niçin şimdi karar verdi?

Binlerce yuva yıkılırken, paralarını bu üçkağıtçılara kaptıran insanlar birbiri ardına intihar ederken bu efendilerden ses çıkmıyordu.

Savcılardan da ne yazık ki çıt çıkmıyordu.

Bu nasıl bir ülke ve devlet yönetimidir, nasıl bir sorumsuzluktur!