Sevgili okurlarım, Türkiye’de yaşanan milletvekili transferi olayları acaba başka ülkelerde de oluyor mu?
Bu soruya yanıt vermek zordur çünkü o ülkelerde bu açıdan neler olup bittiği konusunda elimizde yeterince veri yok.
Belki oluyordur ama bu kadarını pek sanmıyorum.
Bir partiden milletvekilliğine aday oluyor ve seçiliyorsunuz. Her fırsatta kürsülere çıkıp diğer partilere veryansın ediyorsunuz. Sonra araya bazı olaylar giriyor ve siz kendiniz açısından doğru yola girmeyi tercih ediyorsunuz!
Türkiye’de yazılı olmayan bir kuraldır. Bu gibi transferlerin baş kahramanı olanlar genelde muhalefet milletvekilleridir.
Bizde bunlar genelde iktidar partisine, AKP’ye geçer.
Aslında her dönemde böyledir. İktidarda veya muhalefette kimin, hangi partinin olduğu bu gibiler için hiç önemli değildir.
İktidar partisi bu gibilerin önüne yem atar ve oltaya takılmalarını sağlar.
Oltanın ucunda çeşitli vaatler vardır.
Bu vaatlerin bazıları ufak tefektir. Vekilimizin seçim bölgesine bazı hizmetler götürmek gibi!..
Vekilin partisiyle arası iyi değilse, o konuda sıkıntılar yaşıyorsa, transfer işi epeyce kolaylaşır.
Vekile önce partili aracılar gönderilir, ilk ilişkiler böyle kurulur.
“Sen gel bizim partiye, ötesini hiç merak etme!”
Sonu gelmeyen vaatler arasında iki şey öne çıkar:
Onu bakan yapmak, ayrıca maddi olanaklar sağlamak.
★★★
Ancak sıra pazarlık aşamasına gelince iş iyice kızışır. Eğer Meclis’teki vekil sayısı kritikse koşullar milletvekilinden yanadır ve istediklerini kabul ettirmesi daha kolay olur.
Aksi takdirde, pazarlık koşullarında, geçilecek partinin eli her zaman daha güçlüdür.
Size bu konuda bir anımı anlatayım...
Bir süre önceydi. Meclis’te çok kritik oylamalar yapılıyordu.
Bir milletvekilinin oyu bile sonucu değiştirmeye yetiyordu.
Bu sırada piyasaya adını sanını o günlere kadar hiç duymadığımız bir milletvekili çıktı ve transfer piyasasını açtı!
Bu herif gerçek bir dengesizdi.
Parti değiştirdi ve Meclis’teki dengeleri bir anda altüst etti.
Şimdi bir oy bile büyük önem kazanmıştı.
Fakat o da ne, bizimki ertesi gün başka bir partiye geçti. Bir kesim bu herifi kahraman ilan ederken bir başka kesim sövdü saydı.
İşte tam o aşamada o zaman çalışmakta olduğum Hürriyet gazetesine bir haber geldi. Vekilimiz yeniden parti değiştirmeye niyetli imiş.
Bunu biz de istiyorduk ama herifi biraz ikna etmek gerekirdi. Birkaç arkadaş bunu bizim gazetenin en üst katındaki bara çağırdık. İkram ettiğimiz içkileri güzelce içiyordu. Sonra kafayı buldu.
Biz bastırmaya başladık...
“Siz önemli adamsınız. Gelin, yarın şu partiye geçin de işi bitirin.”
İyice gaz verdik, ikna olmuş gibi göründü ama acaba oylamada ne yapacaktı! Herifi yeterince tanımadığımız için bilemiyorduk. Ertesi gün yapılan oylamada gerçekten bizim istediğimiz doğrultuda oy verdi ama araya bir başka konu sokarak...
Oylama sabahında, Meclis toplantısından hemen önce bir kez daha son partisinden istifa edip bir başka partiye geçti.
Birkaç günde birkaç parti değiştirmiş ve o açıdan transfer rekoru kırmayı başarmıştı!
Doğru mu yalan mı bilemeyiz, elimizde belge yok ama söylentilere göre geçtiği her partiden maddi çıkarlar elde etmiş, partili iş adamlarından çek senet almış, büyük paralar götürmüştü.
Adam şimdi ne yapıyor, öldü mü kaldı mı bilmiyoruz. Artık ortalıkta yok.
Bu adamın adını burada niçin açıklamadığıma gelince, yazamam çünkü dava açtığı takdirde hepsini kazanır.
Söylemesi ayıptır ama donumuza kadar alır!
★★★
Milletvekilliği Türkiye’deki en avantalı ve kazançlı işlerin her zaman en önde gelenidir.
Doğru ata, başka bir deyişle iktidar partisine oynayıp bir kez Meclis’e adım atmayı başardıysanız Türkiye’de sırtınız artık yere gelmez. Sizin ve aile bireylerinizin bütün sağlık harcamalarını devlet karşılar.
Maaşınız acayip bir biçimde yüksektir. Elinize ayda net olarak en az 300 bin lira geçer.
Eğer iktidar partisine transfer olduysanız, bir süre sizin bir dediğinizi iki etmezler. Ne isterseniz yaparlar.
Ama seçim zamanı geldiğinde sizi büyük olasılıkla şutlayıp saf dışı bırakırlar.
AKP’nin daha önceki ve dünkü transfer listelerine bakarken bunları da iyi bilmek gerekir!