İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okul güvenliği için alınması gerekli önlemlerle ilgili protokol imzaladı. Sabah, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun basıldığı duyuldu. İlk bilgi bir öğrencinin hayatını kaybettiği, 4 öğrencinin yaralandığı yolundaydı. Ağır yaralananlardan bir öğrencinin vefat ettiği yayıldı. Çok şükür vefat eden olmamıştı. Yaralılara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Keşke böyle bir olay yaşanmasaydı. Zaten yaşanmaması için çalışmalar yapılıyor, yeni önlemler uygulamaya konuluyordu. Geçen öğretim yılında Siverek’te, Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınlarından ders alındı. Rehber öğretmenlere, ailelere ve okul yönetimiyle iş birliğine büyük görev düşüyor. Bu konuda okul yöneticileriyle konuştum. Edindiğim bilgileri aktarıyorum: MÜHÜR MÜDÜRDE, YETKİ E-DEVLET’TE Bugün bir okul müdürü masasına oturduğunuzda, aslında bir barut fıçısının üzerinde oturduğunuzu fark ediyorsunuz. Ama elinizde ne bir su kovası var ne de kapıyı kilitleyecek bir anahtar. E-Kayıt: Bir Tıkla Gelen Tehlike. Bir veli okulun çevresine taşınır. Çocuğun geçmişi bellidir; daha önce gittiği okullarda huzur bırakmamış, psikolojik sorunları “Ben geliyorum” diye bağıran, rehberlik servislerinin “tedavi şart” dediği bir profil. Peki, okul müdürü ne yapabilir? Koca bir hiç. Veli, e-devlet üzerinden adrese dayalı sistemle kaydını saniyeler içinde yapar. Müdürün “Bu çocuk riskli, diğer çocukların can güvenliğini tehlikeye atabilir” deme lüksü yoktur. Devlet, kendi atadığı müdürüne, okulun güvenliğini sağlama noktasında bir “kapı görevlisi” kadar bile yetki tanımaz. Okulun kapısı sonuna kadar açılır, o çocuk o sınıfa girer. YAYILAN ŞİDDET Bir müdür veya öğretmen, çocuğun tehlike saçtığını fark ettiğinde elindeki tek enstrüman onu RAM’a (Rehberlik Araştırma Merkezi) yönlendirmektir. Ancak burada sistem duvarına çarpar: Veli onayı. Eğer veli, çocuğunun sorunlu olduğunu kabul etmezse, “Benim çocuğum aslan gibi” diyerek imzayı atmazsa; o çocuk ne tedavi edilir ne de okuldan uzaklaştırılabilir. Okul müdürü, bir öğrencinin diğer 40 öğrencinin psikolojisini bozmasını, dersi sabote etmesini ve hatta potansiyel bir şiddet eylemine hazırlanmasını sadece izlemekle yükümlüdür. Sorunlu ve müdahale edilemeyen her öğrenci, okulun tüm organlarını zehirleyen bir virüs gibidir. Disiplin mekanizmalarının işlemediği, ödül ve cezanın anlamını yitirdiği bir ortamda; diğer öğrenciler de güvenlik duygusunu yitirir, öğretmenler ise “başım belaya girmesin” diyerek sınıfa girmeye korkar hale gelir. ŞARJÖRE MERMİ SÜRÜLÜYOR Şu acı gerçeği yüksek sesle söylemenin vakti geldi: Devlet, kendi atadığı, okulu teslim ettiği müdürüne güvenmiyor. Çocuğu okula almamaya, sınıftan çıkartmaya, eğitimine ara verdirtmeye yetkileri yok. Sorumluluk müdürdedir ama yetki; her şeyi bildiğini sanan “güçlü” velilerde ve sistemin otomatik algoritmalarındadır. Veli, çocuğunun sorunlarını görmezden geldiği her an, aslında bir sonraki okul saldırısının mermisini şarjöre sürüyor. Eğitim kurumları, sadece müfredatın işlendiği binalar değil, çocukların canının emanet edildiği sığınaklar olmalı. Bir müdür, potansiyel bir tehlikeye müdahale edemiyorsa, o koltukta oturmasının hükmü sadece kağıt üzerindedir. VELİ İLE GÜVENLİK PROTOKOLÜ Eğer yasalar, “eğitim hakkı” adı altında “can güvenliğini” kurban etmeye devam ederse; daha çok “münferit olay!” haberi okuruz. Çözüm basit ama radikal: Müdürlere idari özerklik, sorunlu profil tespiti durumunda zorunlu rehabilitasyon ve velinin “hayır” diyemeyeceği bir güvenlik protokolü. Aksi takdirde, okullarımız, patlamaya hazır birer sosyal deney alanı olur. Güvenli okulun 9 altın kuralı Emekli Emniyet Müdürü ve Okul Güvenlik Uzmanı Osman Öztürk, okullarda en kritik zafiyetleri şöyle sıraladı: - Giriş-çıkış güvenliği: Okula kim giriyor, kim çıkıyor, ziyaretçi kontrolü nasıl yapılıyor, okul çevresi ne kadar denetleniyor? Bu soruların net cevabı yoksa güvenlik zinciri ilk halkadan kopmuş demektir. - Erken uyarı: Öğrencinin tehdit dili, içine kapanması, öfke patlamaları, dışlanması, zorbalık geçmişi, sosyal medyada verdiği sinyaller, okul devamsızlığı, disiplin sorunları, saldırı planlayanların daha önce tehdit içerikli paylaşımları ciddiye alınmalı. - Okulun kriz kapasitesi: Bir okulda silahlı saldırı, yangın, deprem, tahliye, sağlık krizi, rehin alma ya da toplu panik senaryolarına ilişkin net ve uygulanabilir bir plan yoksa o okul sadece eğitim kurumu değil, aynı zamanda yüksek riskli bir alan haline gelir. ÇÖZÜM ADIMLARI 1- Ziyaretçi kayıt ve denetim sistemi zorunlu olmalı. 2-Her okul kendi çevresel, sosyal ve güvenlik riskini ayrı ayrı tanımlamalı.3- Rehberlik sistemi güçlendirilmeli. Risk altındaki öğrenciler erken saptanmalı. 4- Akran zorbalığıyla mücadele yalnızca disiplin meselesi değil, okul kültürü meselesi olarak ele alınmalı. 5- Okul-veli-toplum iş birliği güçlendirilmeli. 6- Servis ve okul yolu güvenliği ihmal edilmemeli. 7- Acil durum ve kriz yönetimi planları uygulanabilir hale getirilmeli, tatbikatlar yapılmalı. 8- Elektronik güvenlik sistemleri, alarm ve kayıt altyapısı standart hale getirilmeli. 9- Eğitimcinin asli görevi eğitimdir; güvenlik profesyonel yapılarla desteklenmeli. Siz anne-babalara da her konuda görev düşüyor. Sorun birlikte çözülür.