Herhalde duydunuz. Elon Musk yakında dolarla trilyoner olacakmış. Milyoneri biliyorduk, çok sonra milyarderi öğrendik, şimdi de trilyoner çıktı karşımıza. Güney Afrika doğumlu, önce Kanadalı şimdi ise Amerikalı olan müthiş zeki (belki de dâhi) Bay Musk, sahip olduğu “xAI” adlı yapay zekâ firmasıyla birleştirdiği “Space X” şirketini halka açacakmış. Bu yeni şirketin değeri 1 trilyon 750 milyar dolar olarak belirlenmiş. Halka arz, bu fiyattan gerçekleşirse, şirketin sermayesinde en büyük paya sahip olan Bay Musk’ın serveti de 1 trilyon doları geçecek. Zenginin parasının, züğürdün çenesini niçin yorduğunu anlatmadan önce, çok önemli bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Bay Musk, halen trilyoner değil. Açılma işlemi, yeni firmanın “piyasa değeri” 1 trilyon 750 milyar olarak tamamlanırsa Musk trilyoner olacak. Ancak bu servet artışının “reel ekonomide” bir karşılığı yok. Firmanın değer artışı “reel olmayan” yani finansal sektörde oluşacak. Ne ağaçlar büyüyecek, ne tarım veya sanayi malı üretimi artacak ne de yeni bir köprü veya baraj inşaatı bitip devreye girecek. Sadece firmanın bilançosunda ve kişilerin varlık portföyünde kayıt değişmeleri yapılacak. Para sahibi, hisse sahibi olacak. Musk’ın şirketteki payı azalacak, firmanın ve/veya Musk’ın nakit parası çoğalacak. Buraya kadar her şey reeldir. Reel olmayan Musk’ın servetinin, hesaplara giren paranın çok üstünde artıyor olmasıdır. Daha doğrusu öyle kabul edilmesidir. HİÇBİR ŞEY YOKTAN VAR OLMAZ, VARKEN YOK OLMAZ (MI?) Tanrının koyduğu ve bilgin Lavaziye’nin (Lavoisier) insanlığa tebliğ ettiği termodinamiğin birinci yasasına göre “hiçbir şey yoktan var olamaz”. Ama finansal ekonomide oluyor (?). Musk, sahip olduğu firmanın sermayesinin mesela %10’unu 175 milyar dolara halka satınca, satılmamış %90 hissenin değeri 1 trilyon 575 milyara çıkıyor. 175 milyar doların, yatırımcılarının cebinden çıkıp, firmanın ya da Bay Musk’ın cebine girmesi “yoktan var olma” değildir. Amenna. Ama satılmamış %90 hissenin ederi, 1 trilyon 575 milyar dolar değere çıkınca Musk’ın trilyoner olması bir “yoktan var olmadır”. İktisat diliyle konuşmak gerekirse, ortada bir alışveriş işlemi (transaction) yoktur. Milli gelir muhasebesi, böyle bir işlem olmadan “katma değer” yaratıldığını kabul etmez. Yani GSYH (milli gelir) artmamıştır. Burası çok önemlidir. Çünkü “zenginin parasına çene yoran züğürtler” bu kabil sanal servetlerin bölüşülmesiyle yoksulluğun ortadan kalkacağını sanır. Halbuki “katma değer yaratılmadan” oluşan servet artışları sanaldır. Bölüşülmesi refahı artırmaz. (Sanal zenginleşmeyi rantla karıştırmayın.) Bir an için Musk’ın yoksullara bedava hisse senedi dağıttığını farz edelim. Eline senet geçen yoksullar, bunları satıp parasını yemek isteyecektir. Satış furyası başlayınca, senetlerinin fiyatı hızla düşecek, yani “yoktan var olan servetin, varken yok olma yok olma” süreci başlayacaktır. Üstelik arzı olmayan talep artışı, enflasyonu yükseltecektir. TÜRKİYE’NİN DOLAR MİLYARDERLERİ Hisse Senedi Borsası (Stock Exchange) olmasa dünyada ve Türkiye’de milyarder listesi yapılamazdı. Reel ekonomi mantığına göre hisse senedinin fiyatı yani “şirket değeri” firmanın kârına göre oluşmalıdır. Buna “Fiyat/Kazanç” çarpanı denir. Firmaların yıllık vergi sonrası kârlarının (EBİTDA zırvalaması değil) kabaca 15 katı o firmanın değeri kabul edilirdi. Ben de buna “ineğin fiyatı verdiği süte göre oluşur” derdim. Ancak “Hisse Senedi Borsası” zamanla “Casino”ya dönüştü. “Zarar ettiğine bakma, ileride çok kâr edecek” üfürmesiyle bu katsayı 50-60’a çıkar oldu. Hatta balon yaptı. Yatırımcılar, beklenen kâra değil, hisse fiyatı artışına “oynamaya” başlayınca, ülkemizde de kısa zamanda fiyatı çok yükselen hisseler ortaya çıktı. Bu sayede Türkiye’de “balon milyarderler” doğdu. Hisse balonu patlayınca dolar milyarderi de listeden düştü. SON SÖZ: Bir şey, yoktan var olmuşsa, varken yok olabilir.