Sevgili okurlarım, Türkiye son yılların en kurak dönemini yaşıyor. Belli bölgelerimize ne yeterince kar yağdı, ne de yağmur. O kadar ki, bundan önceki Diyanet Başkanı bile yağmur dualarına çıktı ama durum değişmedi!

Ben Ankara’da yaşıyor ve dolayısıyla başkentte bu açıdan olup bitenleri, özellikle de su kesintilerini her gün izliyorum.

Yağmur yok, kar yok... Sadece kuru soğuk var.

Durum aylardan beri böyle. Belli zamanlarda biraz çiselese bile hiçbir şey değişmiyor.

İşte böyle bir ortamda Recep Tayyip kürsülere çıkıp nutuk atıyor, Mansur Yavaş ve CHP’li Ankara Büyükşehir Belediyesini kesildiğini zannettiği sular konusunda eleştirmeye kalkışıyor.                            

Arkasında TRT ve bizim anlı şanlı iktidar medyası yer alıyor.

★★★

Size doğrudan bildiğim bir olayı anlatayım.

Büyükşehir açıkladı, bir mahallenin suyu birkaç saatliğine kesilecek. Kırsal kesimden göç edenlerin yoğun yaşadığı mahalleye haber gönderildi.

“Herkes ellerine su bidonlarını, plastik kapları alsın ve ilerideki çeşmenin başında toplansın. Burada Mansur’u eleştirecek ve bu rezaleti kınayacaksınız! Bu kesinti bir ay sürecek, ona göre ağır konuşacaksınız arkadaşlar...”

Davet edilen ahali belirlenen saatte çeşme başında toplanıyor. İnsanlar ve su kapları sıraya sokuluyor. Partili militanlarla birlikte TRT, CNN-Türk, NTV, Habertürk, A Haber gibi televizyon kanallarının ve yandaş gazetelerin kameraları tam kadro hazır.

Çekimler başlıyor, vatandaşlar konuşturuluyor.

“Valla biz çok mağdur olduk... Suyumuz yok, gusül abdesti bile alamıyoruz... Mansur nerede... Esnaf olarak biz de çok zor durumdayız... Ben ev kadınıyım, bulaşık yıkayamıyorum... Biz seçimde oylarımızı Mansur’a verdik, şimdi başımıza gelene bakın...”

Herkese mikrofon uzatılıyor, herkes aynı doğrultuda konuşturuluyor.

Yakınmalarla dolu bu haberler başta iktidar borazanı TRT olmak üzere yandaş medyada hemen servis edilmeye başlanıyor.

İzleyenler zannediyor ki Ankara susuzluktan kırılmaktadır ve sorumlusu CHP’li Ankara Büyükşehir’dir... Vay Mansur vay!

★★★

Recep Tayyip Saray’da düzenlenen TRT töreninde kürsüye çıkıp eline verilen metni okumaya başladı:

“Türkiye’nin başkentinde milyonlarca insanımız susuzluğa mahkûm edildi. Ellerinde bidonlarıyla su kuyruğuna girdi. Sosyal medya çektikleri eziyeti paylaşan, seslerini yetkililere duyurmaya çalışan insanlarımızın feryatlarıyla doluydu.

2026 Türkiye’sine asla yakışmayan bu sahnelere hepimiz sorumlular adına utanarak tanık olduk. Yani ortada görevi kamu adına gözcülük yapmak olan medya açısından görmezden gelinemez bir haber vardı. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarımız da milyonları perişan eden bu sorunu haber yaptılar. Vatandaşa mikrofon uzattılar.

Geceleri soğukta su bekleyen insanlarımızın şikayetlerini ekranlara taşıdılar. Peki ne mi oldu? Günlerdir halkın çığlıklarını umursamayanları harekete geçmeye zorladı. Neticede meseleyi tam olarak çözemeseler bile rahat koltuklarından kalkıp halkımıza açıklama yapmak zorunda kaldılar. Mazeret üreteceğinize, başkalarını suçlayacağınıza, medyaya parmak sallayacağınıza görevinizi lâyıkıyla yapsanıza. Yazık bu millete çok yazık. Bunların içler acısı halini gördükçe şehirlerimiz adına biz üzülüyoruz...”

Beyefendi özetle böyle buyurdu!

★★★

Az önce belirtmiştim, ben Ankara’da yaşıyorum ve susuzluk konusunda Mansur Yavaş’ı suçlayanları gördükçe gerçekten utanıyorum.

Bir başkent düşünün, su aldığı barajların tamamı kurumuş çünkü yağış yok. Şimdi zorunlu kalınca Ankara’ya bazı barajlarda arta kalan dip suyu veriliyor.

Çevredeki nehirler, çaylar ve dereler de kurumuş durumda.

Bu durumda Mansur Yavaş ne yapacak? Bu anormal kuraklığın giderilmesi için yağmur duasına mı çıkmalı!

Bazı pratik çözümler için hükümetten para istiyor, asla verilmiyor.

Dahası var... Kuraklık olayı bütün Türkiye’de böyle. Sapanca, Eğirdir gibi göllerimiz yanlış sulamaya kurban edildi ve sonunda bitirildi. Van gölünün suyu bile çekildi.

Özellikle Ege, Marmara ve İç Anadolu’nun su kaynaklarında durum böyle.

★★★

Şimdi karşımızdaki şu tabloya kısaca bakalım...

Karşımızda memlekette olan biten her konuyu bilen (!), her konuyu şıp deyince anlayıp kararlarını ona göre veren (!) tam yetkili bir cumhurbaşkanı var.

O beyefendinin uzun yıllardan bu yana baş gösteren kuraklığı ve doğal sonuçlarını bilmemesi mümkün mü?

Elbette değil.

Ama bu konuyu bilmezden gelip nutuk atıyor, yukarıda değindiğim ilgisiz sözlerini ahaliye dinletmekten çekinmiyor. Su üzerinden particilik yapıyor, üstelik ahaliyi kandırıyor..  

Bu tavırları, anayasa uyarınca ‘namusu ve şerefi’ üzerine ettiği ‘tarafsızlık’ yemini ile bağdaşıyor mu! 

Bu davranışlar koskoca
bir cumhurbaşkanına yakışıyor mu!

Yani kuraklık bir süre sonra örneğin Konya’yı da bu denli etkilese ve sular zorunlu olarak kesilse, biz AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesini eleştirmeye hak mı kazanacağız?

Bilmeyenler için şunu da söyleyeyim, Ankara’da su sadece iki gün (o da birkaç saatliğine) kesildi. Şimdi kesinti falan yok.

Kuraklığı, susuzluğu bile parti siyasetine alet etmeye kalkışanlar utansın.