Ülkemizi karanlığa sürüklemek istiyorlar.

Hemen her gün yeni bir skandal patlak veriyor.

Sunduğu televizyon programında “Burada şeriat yok. Ortadoğu’da var” diyerek Türkiye’nin laik bir ülke olduğunu hatırlatan Esra Erol gericilerin hedefi oldu.

Sosyal medyada onu âdeta linç ediyorlar.

Bu arada “Dini siyasette kullanan” bazı tutucu politikacıların da tepkileri var.

★★★

“Hizbullahçıların” partisi olarak bilinen HÜDA PAR’ın Gaziantep Milletvekili Şehzade Demir de, Esra Erol ile birlikte TV yönetimine sert tepki göstererek “İnancımız, değerlerimiz ve genel ahlâk reytinge kurban ediliyor. Soruyoruz: Esra Erol’un programı ne zaman kapatılacak? Bu kadın televizyondan ne zaman kovulacak?” diye zehir zemberek bir açıklama yaptı.

Bu nasıl bir öfkedir böyle?

“Türkiye’de şeriat yok” sözüne neden bu kadar kızdılar?

Esra Erol “Burada şeriat yok, Ortadoğu’da var” derken yanlış mı, yalan mı söyledi?

Türkiye’de şeriat var da biz mi bilmiyoruz yoksa?

★★★

Şeriat nedir?

Dinî kuralların toplamıdır.

İbadetler, muameleler ve cezalarla ilgili tüm kavram ve kuralları kapsar. Kısaca, devletin din kurallarıyla yönetilmesidir.

Oysa, Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştirilmesi teklif bile edilemez ilk 4 maddesinden biri olan 2’nci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, LAİK ve sosyal bir hukuk devletidir” hükmü vardır.

LAİKLİK ne demek?

“Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ve her vatandaş için din ve vicdan hürriyetinin sağlanması” demektir.

LAİK yönetimde din asla devlet işlerine karışmaz...

Anayasa’mıza göre LAİKLİK İLKESİ değişmez.

Ne yazık ki, güzel Türkiye’miz, gericilerin at koşturduğu bir ülke haline geldi.

Geleceğimizi karartmak istiyorlar!

Bu konuda Anayasa’nın ve yasaların tam anlamıyla uygulanmaması ayrı bir üzüntü kaynağıdır!

Gidişat maalesef iyi değil!

“Hangi milletin evladısın?”

Dün, karne tatiline giren ilk okul birinci ve ikinci sınıf  öğrencilerine karne yerine “Gelişim Raporu” diye bir belgenin dağıtıldığını yazmıştım...

Karnelerde geleneksel Atatürk resmi, İstiklal Marşı’nın sözleri ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi varken, karne yerine verilen “Gelişim Raporu”nda bunlar kaldırılmıştı. Amacın Atatürk’ü yok etmek olduğu açıkça belliydi.

Bu duruma en sert tepkiyi Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ göstererek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e “Sen hangi milletin evlâdısın?” diye sordu ve şöyle devam etti:

“Yusuf Tekin’in hangi milletin evladı olduğunu her geçen gün biraz daha merak ediyoruz. İstiklal Savaşı’nın önderi, Cumhuriyet’in kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan öfkenin, nefretinin, kininin altında ne var? Bunu sen de söyle, rahatla! Türk milleti de Atatürk’le olan sorununun ne olduğunu bilsin. Keşke doktora sınavında senin verdiğin kâğıdı daha dikkatli okusaydım da seni sınıfta bıraksaydım. En büyük hatam hoca olarak benden geçmiş olman!”

TEBESSÜM

“Acı tebessüm!”

Yazar Kerim Korcan’ın “Tatar Ramazan” romanının 260’ıncı sayfasından bir alıntı:

“Hep böyle mi gidecek?”

“Evet, böyle gidecek!”

“Ne zamana kadar?”

“Namussuzlar tükenene kadar!”

“Namussuzlar tükenir mi?”

“Tükenir, tükenir!”

Yazar Kerim Korcan yanıldı. Romanın yazıldığı tarihten bu yana yarım yüzyıldan fazla zaman geçti ama değişen bir şey olmadı. Aynı hamam aynı tas... Dünya hali ne yazık ki, böyle işte!

GÜNÜN SÖZÜ

Budalalıktan daha büyük bir günah yoktur. (Oscar Wilde)