28 Ocak 2024’te 1 Ons (31,1 gram) altının dünya fiyatı 2026 Amerikan dolarıydı. 28 Ocak 2026’da bu fiyat 5589 dolara çıktı. Yani iki yıl içinde altının fiyatı 2563 dolar yükseldi. Altına para yatıranlar, 8. Cumhurbaşkanı sevimli Turgut Özal’ın tabiriyle “bir koyup üç almıştı”. Bugün altın 4200 dolar. 28 Ocak’tan bu yana 4.5 ayda fiyatı 1389 dolar düştü. Kayıtlara göre bu, son 40 yılın en hızlı fiyat düşüşüdür. Türkiye’de konsolide olarak en az 500 milyar dolarlık altın olduğu genel kabul görmüş bir tahmindi. Yeni fiyatla, altın varlığımızın değeri 380 milyar dolara düşmüş olmalı. Nasrettin Hoca’nın, kazanını ikinci kez ödünç alıp iade etmediği komşusuna “Fazladan bir tencereyle birlikte geri verdiğimde, kazanının doğurduğuna inanmıştın. Şimdi ‘kazanın öldü’ deyince niçin inanmıyorsun” demiş. Biz de altın fiyatının iki yılda 2500 dolar yükselip o düzeyden aşağı inmeyeceğine inanmıştık. Şimdi 1400 dolar düştüğünü kabullenemiyoruz. Altın ve fiyatı ondan da fazla prim yapan gümüş, son iki buçuk yılda, yatırımcılarını sevinçten şaşkına çevirdi. Merkez Bankası da “borç dövizle” birkaç yıldır altına yatırım yapıyordu. Altının fiyatı borç faizinden yüksek oranda arttığı için ülkemiz bu işten kârlı çıktı. Şu ana kadar, hesap terse dönmedi. Hâlâ ülke (hanehalkı artı firmalar artı MB ve Hazine) olarak kârdayız. İyi haber şu: Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı trafiğe açılınca, altının fiyatı tekrar yükselecekmiş. HER FIRSAT BİR TEHLİKEDİR Arılar bal yapmaya, karıncalar yer altında gıda istiflemeye, köpekler kemik gömmeye, kutup ayıları kıştan önce bulabildiği kadar fok yiyerek vücutlarında yağ biriktirmeye başladığından beri insanlar da “para biriktirir”. Bu yaşamın tanrısal buyruklarından biridir. Zannetmeyin sadece zenginler böyle davranır. Hayır, herkes kendi çapında “kenara bir şey koyar”. Fukaralar hatta dilenciler para biriktirme konusunda en azimkâr olanlardır. Çünkü onlar parasızlığın ne olduğunu parası olanlardan daha iyi bilir. Tasarruf sahiplerinin iki arzusu vardır. 1) Servetini büyütmek, 2) Servetinin değerini korumak. Sonradan zenginleşen birinin dediği gibi, en zoru “birinci milyon doları” kazanmaktır. Kenara koyabileceğin ilk milyon doları, vergi kaçırmadan, hilesiz, hurdasız, torpilsiz kazanmak, akıldan ziyade şansa bağlıdır. Dolayısıyla servet sahibi olmanın ilk şartı, içinde tehlike de olsa, şans eseri önümüze çıkan “fırsatı” kaçırmamaktır. Serveti korumak ise şans değil akıl işidir. SERVETİ KORUMANIN TEMEL KURALLARI Aynı yöntemle serveti hem korumak hem de büyütmek imkânsızdır. İkisini de istiyorsan, servetini ikiye ayır. İki parçayı ayrı ayrı yönet. Servetini hangi para birimiyle ölçeceğine karar ver. Ölçü birimini seç (dolar, Euro, TL, gram altın vs.) ve değiştirme. Değiştirirsen kafan karışır. Servetini korumak için mutlaka yatırımlarını çeşitlendir. Bütün yumurtaları aynı sepete koyma. Unutma; bu yöntem sadece zararı değil esas kârı azaltır. Bir varlık alımı yaparken, onu hangi fiyat düzeyinde satacağına aldığın gün karar ver. Varlık, o fiyatı bulunca mutlaka sat. Bir daha dönüp arkana bakma. Yükselen fiyat iner, inen fiyat yükselir. Topukta alıp, alında satmayı unut. Diz seviyesinde al, omuzda sat. Satılmayan varlık, fırsat kaçırtır. Varlık satma kararı vermek, alma kararı vermekten zordur. Aklın bassa da her alım veya satımdan önceki geceler miden seni uyutmaz. SON SÖZ: Kazandım diye övünme, kaybettim diye dövünme.