Ülkemin her açıdan içine düştüğü ekonomik, siyasi ve sosyal kaosun faturası en çok dar gelirliye yani emekli ve asgari ücretliye çıkıyor. İktidarın artık tek düşüncesi var, yapılacak seçimde aday olup yeniden koltuğa oturmak. Ama gerçeği en iyi gören siyaset ustası Sayın Erdoğan, AKP’nin gücünün geçmişte yapılan seçimlerdeki gibi çantada keklik olmadığını görüyor. Bu nedenle neler yapılarak ana muhalefetin kanadı kırılabilir ve seçimi AKP’nin lehine çevirebilirizin hesapları yapılıyor. Bilindiği gibi bunun ilk adımı  CHP’li belediyelere yargı yoluyla vurulan darbeler oldu, ardından da CHP’yi kendi içinden vurabilecek olan Dersimli Kemal ile olan ortaklıktı!!

Tüm bunlar yaşanırken iktidar kendi derdine düşmüş, yurttaş yokluk ve yoksullukla boğuşurken, ülkede her şey güllük gülistanlıkmış gibi DEM Parti’de ortaya çıkmış bebek katili Öcalan’a özgürlük derdinde.

Bugünlerde DEM Partili milletvekilleri çok dertli. Neymiş, butlan davası ortaya çıkalı kurucu önderlerinin özgürlüğü konusu arka planda kalmış. Devamlı bu konuyu ortaya atıp ortalıkta dolaşıyorlar. Bu konunun gerçek sahibi Sayın Erdoğan değil Sayın Bahçeli. Bu konuda en büyük destekçinize yani konunun fikir babası olan Sayın Bahçeli’ye gidip derdinizi yanmalısınız. Gerçi bir yılı aşkın bir zamandır tüm grup toplantılarında Sayın Bahçeli bu konuyu dile getiriyor ama Sayın Erdoğan bu konuyu küçük sözcüklerle geçiştiriyor.

Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi!! Erdoğan gençliğinde futbol oynamış, öyle zirve yakalamış bir futbolcu değilmiş ama siyasetteki becerisi futbol deyimiyle “Dar alanda en iyi top çevirendir”.

Kaynak olarak ekle

Sayın Bahçeli’nin her ortamda ve grup toplantılarında Öcalan konusunu gündeme getirmesine karşın o topu sürekli dolaştırıyor. Zaten son dönemlerde Sayın Bahçeli ne öneride bulunursa bulunsun Sayın Erdoğan’ın pek  kulak astığı yok. Sayın Erdoğan, Öcalan için böyle bir kararın alınmasının kendisine siyaseten nasıl bir fatura çıkaracağının bilincinde. Yakında gerçekleşecek Nato toplantısı sonunda siyasette çoğu bilinmezler bilinir hale gelecek.

Değerli Okurlar; Bu ülkede, özellikle siyasetçiler ilginç bir hastalığa tutuldu,  tümü diyemem ama büyük çoğunluğu karnından konuşuyor. Herkes sandığa odaklanmış, hiçbiri ortaya çıkıp gerçekleri dile getirmiyor. Ülke ekonomik olarak kavruluyor, halkın büyük çoğunluğu yoksul, bir kesim iktidar için tüm devlet olanaklarını kullanarak muhalefeti nasıl yok ederimin peşinde, diğer kesim ortaya çıkmış terör örgütü katile özgürlük istiyor. 
Tüm bu yaşananlara  rağmen içtenlikle söylemeliyim ki, bugün bile hala  DEM’li vekillerin ve Kürt kökenli yurttaşların gerçek  sorunlarının ne olduğunu anlamış değilim.

Kıdemli siyasetçi Sayın Ahmet Türk bir toplantıda ; “Kimliğim yok, dilim yok” diyor. Buyurun buradan yakın! Devamında da klasik sözler; Türk Kürt kardeşliği, halkların kardeşliği, barış diyor. Peki Sayın Türk,  nasıl kimliksizsiniz ?? Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak yıllarca milletvekilliği, yıllarca belediye başkanlığı yaptınız ama hala kimliğim  ve dilim yok diyorsunuz sonra konuşmanızda da Kürdistan diyorsunuz.

Türkiye Cumhuriyeti’nde  Kürdistan diye bir yer var mı? Dilim yok diyorsunuz, dilinize ne olmuş , her Kürt yurttaş istediği gibi dilini kullanıyor. Asıl derdinizin ne olduğunu söylemeye yüreğiniz  yetmiyor. İçinizdeki gerçek, Kürtçe resmi dil olsun. Yeni Anayasa’da Kürt kimliği kayda geçsin. Üniter yapı, eyalet sistemine geçsin. Türkiye, Lübnanlaşsın öyle mi?

Sayın Türk; TBMM’de İyi Parti Milletvekili Sayın Uğur Poyraz’ın, sizin sorun diye dile getirdiğiniz Kürt sorunu ile ilgili yaptığı tarihi konuşmayı internetten danışmanınız bulup size dinletirse, Türk sorunu, Kürt sorununun ne olduğunu anlarsınız.
 
Ahmet Bey, Türkiye Cumhuriyeti,  “Laik Demokratik Sosyal Hukuk Devletidir”.  86 milyon dili, dini, rengi, etnik kökeni, ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti  yurttaşıdır. Bu ülkenin tüm sorunlarının çözüleceği yer de halkın  kendini temsil etmesi için seçerek gönderdiği TBMM’dir. Türk, Kürt, Sünni, Alevi’nin ne derdi varsa çözüm yeri TBMM’dir. DEM’li Parti sözcülerine bakılırsa Kürt’ün,  hukuk, adalet, özgürlük, eşit yurttaşlık ve insan hakları sıkıntıları varmış. Soruyorum bu saydıklarımız Türk yurttaşlarının da sıkıntıları değil mi? 

SON SÖZ:

Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç kimse Özgür Değildir.

EPİKTETOS