Bataklık büyüdükçe yanında yöresinde kim varsa içine alıyor. Panikleyip “hızla dönenleri” de korkularını saklayıp gizlese de “yavaş yavaş dönenleri” de boğuyor. Döne döne bataklığın içine girenler, bataklığın önce parçası, sonra da kendisi oluyorlar. Bataklığı bataklık yapan üç tabaka var.
1-Korkutma.
2-Sindirme.
3-Yemleme.
★★★
Belediyelerde ve Meclis’te muhalefet partisinden seçilmiş politikacıları, çamur çukur bataklığa çekmek için “3 tabakayı yan yana” yerleştirdiler. Önce “korkutma tabakasına” alıyorlar. Dizlerine kadar bataklığa gömüyorlar. Sonra başlarından bastırıp “sindirme tabakasına” ittiriyor; bataklık çirkef-çamurunu dizlerden yukarıya doğru yükseltip ağız, burun, ahlak, ar, namus, kimlik, kişilik ne varsa içine alıp bataklıkta boğuyorlar.
Son tabaka yemleme!
Bu tabaka törenle, tantanayla başlıyor. İktidar partisi başkanın elinden yakalarına rozet takarak, taktırarak birlikte tiyatro oynuyorlar.
★★★
Belediye Başkanı hanımın kocasının jant üretim şirketi mi zorda, kurtarılıyor. Belediye Başkanı sayın Başkan’ın ihalelerde, imar izinlerinde, kamu parası harcamalarında bir yolsuzluğu, arsızlığı, utanmazlığı mı çıktı. Hırsızlığı örtülüyor. Utanmazlığına çarşaf giydiriliyor. Meclis’te milletvekili ise “hısım ve akrabaları kayırılıp” kamu kaynakları aktarılıyor. Ben eskiden bunun adına “hortumlama” diyordum. Övünmesi, söylemesi ayıp “hortumlama” kelimesini ben bulmuştum. O kadar büyük bir çürüme var ki halk, basın, bizzat şimdiki Cumhurbaşkanının kendisi bile bu kelimeyi benimseyip kullanır oldu.
Hortumlama yeni adı: YEMLEME.
Halkın muhalefet partisinden seçtiği belediye başkanı ya da milletvekiline iktidar rozeti takmak: “Yemlenmek için partimize hoş geldin” demek.
★★★
Belediye Başkanı sayın Başkan, siz en çok seviliyorsunuz! Anketlerde hep birinci siz çıkıyorsunuz. Size güvenip seçim sandığında oy vermiş “değişim isteyen” milyonlarca insanı şimdi aptalalık yerine koyuyorsunuz. Külliyeye gidip, iktidar partisi başkanı ile fotoğraf çektiriyorsunuz. Külliye’ de kabul salonunda yan yana...
AKP Genel Başkanı’na en yakın gazeteci (Ahmet Hakan), Mansur Yavaş’ın külliyede çekilmiş tiyatro fotoğrafının altına; Tayyip Erdoğan’dan ‘orada hizmet üretemezsin gel bize katıl teklifi’ almış olabileceğini yazdı. MHP Genel Başkanı’na en akın danışman gazeteci (Yıldıray Çiçek) de; “Mansur Yavaş AK Parti’ye katılırsa şok geçirmeyin” diye yazdı. Belli ki, Mansur Yavaş’a giydirilecek yeni gömlek biçilmiş.
Mansur Yavaş’ın Ankara ve tüm 81 kentin halkına her gün; “Büyük ayakta dururken ve yüzlerinize sahte bir tebessüm yapışmış fotoğraflarınızı gazeteler birinci sayfaya basıyor. Ve görüntülerinizi de TV’ler, “şok... şok... şok...” açılımıyla yayımlıyor. Yavaş yavaş dönüyorsunuz. Anketlerde birinci sayın Başkan, kendini halkın üstünde görenlerle fotoğraf çektirip, yayımlatıyorsunuz.
★★★
“Nereden çıktı şimdi bu fotoğraf çektirip yayımlatma ihtiyacı” diye sormayı akıl edecek vatandaşlara; “Şehrimizin metroya, toplu taşımaya, alt yapı yatırımlarına ihtiyacı var, bunlara kaynak bulmak zorundayız, bunun için de gereğini yaparım....” diye kılıf uyduruyorsunuz. Ama bu halkın tamamı koyun değil. Size oy vermiş olan Ankara halkı; “Sayın Başkan, siz bizim yaşadığımız bu Ankara kentine belediye başkanı adayı olduğunuzda şehrimizin toplu ulaşıma, metroya, alt yapıya ihtiyacı bulunduğunu zaten biliyordunuz. Bu yatırımları karşılayacak kaynağı, Cumhurbaşkanı desteği olmaksızın, bulabileceğiniz sözünü verdiğiniz için sizi seçtik. Şimdi kaynak bulmak için Külliyeye fotoğraf çektirmeye gitmek; “Cumhurbaşkanımız olmazsa aslında ben bir hiçim” demek değilse nedir?” diye sorabileceğini akıl edemiyorsunuz.
Ahmet Hamdi Tanpınar, şiirlerinde, kitaplarında “insanın bataklığa yavaş yavaş nasıl gömüldüğünü” çok etkileyici cümlelerle anlatır. Diğer büyük şair Tevfik Fikret ise; II. Abdülhamid dönemindeki çürümeye, ikiyüzlülüğe ve bataklığa gömülüşü “Gayya-yı Vücud” adlı şirinde dizelere döker. Bugünkü dile çevirdiğimizde: İnsan kötülüğün içine bir anda düşmez. Yaşadığı dünya onu yavaş yavaş aşağı çeker. Bir süre sonra insanın çevresindeki çürüme, kendi içine, kendi içindeki çürüme de çevresine yayılır. Bir de Dante’ nin İlahi Komedyasında Cehennem bölümünde Styx (Stige) bataklığı var. Şöyle anlatır: “İnsan bataklığa önce küçük tavizlerle ayağını sokar. Sonra bataklık dizine, beline kadar yükselir. En sonunda bataklık o insanı artık dibe çekmez. Çünkü o insanın kendisi bataklığın bir parçası olmuştur.”
MANSUR YAVAŞ'A YENİ GÖMLEK BİÇTİLER
Şehir Belediyecilik yasasının, kentlerde ağır alt yapı ve üst yapı yatırımlarını yapmak için gerekli olan yerli ve yabancı finansmanı (parayı) bulmakta merkezi hükümete (iktidara) bağımlı kılındığını, bunun yerel demokrasiyi hançerlediğini, bu yasanın değişmesi için iktidarın yenilenmesi gerektiğini ve bunun için mücadele edeceğini” söylemesi gerekir. Mansur Yavaş, bu gerçeği bir kez söyleyip bırakmak yerine her gün söylemezse “kendisine biçilen yeni gömleği beğenmiş” sayılır.