Boğaziçi Üniversitesinin yaklaşık 2 bin gündür “Demokratik üniversite” için direnerek tarih yazan akademisyenleri “YÖK yaşıyor mu ki, intihar etsin” diye gülümseyeceklerdir. SÖZCÜ’nün çok dikkatli okurları da “Ölmüş biri nasıl intihar eder” diyerek bugünkü yazının başlığıyla dalgalarını geçeceklerdir.
Haklılar.
YÖK ölmüştü.
Dirildi, intihar etti.
★★★
Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) “Dirilip yeniden intihar ettiğini” ben eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın; “Bir kurumun çöküşü” başlığıyla yazdığı pişmanlık anlatan yazısından öğrendim.
Böyle çürüme!
Dünyada ilktir.
★★★
İntihar şöyle gerçekleşti: Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü, görev süresini tamamladı. Yeni bir rektör bulma ihtiyacı doğdu. Yeni rektörün kim olacağını belirlemek için yasaya göre YÖK, başvuranlar arasından 3 adayı seçecek, Cumhurbaşkanı’na sunacaktı. Cumhurbaşkanı da bu 3 adaydan birini Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ne “Yeni rektör olarak” atayacaktı.
★★★
Aman Allah’ım!
Bu ne arzu!
Bu ne istek!
Bu ne sevgi!
Bolu’daki üniversiteye rektör olmak için üç değil, beş değil, on beş değil tam 82 profesör aday oldu. YÖK, 82 başvuru dosyasını inceledi. Adayları yüz yüze görüşmeye tek tek çağırdı. Neden rektör olmak istediklerini, Bolu’daki üniversitenin eğitim kalitesini yükseltmek için neleri, nasıl yapacaklarını, öğrencileri nitelikli insan olmaya nasıl hazırlayacaklarını, idari tecrübelerini, kurumsal yönetişim kapasitelerini sordu. 82 adayın her birinin uluslararası yayını var mıydı, bu yayınlara kaç atıf yapılmıştı, bilimsel üretkenlikleri neydi inceden inceye araştırıldı. 82 adayın içinden 3 adayı seçti.
★★★
Çok seçkin liste!
Cumhurbaşkanı’na sunuldu. Cumhurbaşkanı, “Bin bir dikkatle seçile- elene önüne gelmiş 3 isimli listeyi” elinin tersiyle itti. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ne kendi kafasındaki ismi rektör yapıp, tepeden atadı. YÖK, yönetimi Cumhurbaşkanı’nın; “YÖK’ü aşağılayan ve onun yasasını hiçe sayan tepeden rektör vidalama kararına” karşı tek bir laf etmedi.
Sessiz kaldı.
Kabullendi.
YÖK yönetimi Cumhurbaşkanı’na; “Oldu olacak bu üniversitede okuyacak öğrencileri de siz seçin” demeliydi. Diyemedi. Varlık gerekçesini susarak kendisi ortadan kaldırdı.
YÖK, intihar etti.
★★★
Boğaziçi ise dimdik!
Boğaziçi Üniversitesi’nin öğrencileri ile akademisyen hocaları, tepeden rektör atamasına tepki olarak; “Demokratik Üniversite” direnişi başlattılar. 2 Ocak 2021 yılından bu yana yaklaşık 2 bin gündür, her gün saat 12.15’de rektörlük binasının önüne gidiyor, sırtlarını rektöre dönerek; “Tepeden rektör oturtma yöntemini” protesto ediyorlar. Boğaziçi’ne rektör olacak kişinin “Demokratik yolla seçilmesini” istediler. Cumhurbaşkanı ve iktidar ise bu isteğe karşı çıkıp; tepeden vidalama rektörler aracılığı ile üniversitenin hocalarına akıl almaz, vicdan kabul etmez; disiplin soruşturmaları, yönetim baskıları uygulayıp, yıldırmaya uğraştılar.
★★★
Polis gücü alet edildi.
Sırtını dönerek direnen profesörler, doçentler, asistanların üniversite kampüsüne girmeleri engellendi. Disiplin soruşturmasına, hakaretlere uğratıldılar. Hakkında soruşturma sayısı 17’ye kadar çıkan akademisyenler (Prof. Dr. Tuna Tuğcu) bile oldu.
Başaramadılar.
Boğaziçi’nin hocaları, çok sayıda öğrencisi ve eski mezunlarıyla birlikte “Üniversiteler demokratik olmalı, rektörü öğrencileri ile hocaları seçmeli” diyebilmenin tarihini yazdılar.
★★★
Tepeden vidalanıp gelen rektörler (Melih Bulu-Naci İnci) ise tarihin çöp sepetine şimdiden atılıp, gittiler. Halkın seçtiği Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 35 yıllık diplomasını iptal eden tepeden gelici İstanbul Üniversitesi Rektörü de, hakkında yazılan haberlere erişim engelli koydurmak ihtiyacı duydu!
Yaşarken ölüyorlar.