Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Hangi yüzle!

19 Eylül 2015

Epey şey öğrendik. Çok az şey kaldı anlamadığımız. Ankara baştan sona elinde bayraklı insanlarla bezendi. Çoğunluk ayağa kalktı; “Kardeşiz” diye yürüdü.
Kardeşliği bozma.
Kardeşliği bozarsan.
Biz de…
Ya Herro!
Ya Merro!
Deriz.
Çevre komşularımızda epey gördük. Çoğunluk ile azınlık birbirine “Ya Herro! Ya Merro!” dedikleri zaman çevre komşumuz ülkelerin yanmaya başladığını ve kan-revan olduğunu izledik.
Bu noktaya gelmemeliydi.
Kardeşler anlaşmalıydı.
Gönüller birleşmeliydi.
Çoğunluğun Ankara'da bayrak çekmesine ve “Kardeşiz” diye yürümesine ihtiyaç kalmamalıydı. Eşit vatandaşlık, eşit haklar, eşit fırsatlar yükselmeliydi.
Çözüm: Eşit vatandaşlıktır.

* * *

Yarın İstanbul'da da çoğunluk elinde bayrak yeni bir “kardeşiz” yürüyüşü daha yapacak. Bu yürüyüşe Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu da katılacak. Böylece yürüyüş sivil olmaktan iyice çıkıp devlet güdümünde iktidar partisi mitingine dönmüş olacak. Terörle mücadele etmek için elinde ordusu, polisi, silahı olan iki lider sivil mitingci olacaklar.
Sormalı:
Hangi yüzle!
PKK silahını bırakıp teslim olmadan Abdullah Öcalan ile konuşmalar, Kandil'e sorup danışmalar, görüşüp anlaşmalar, PKK'nın barış süreci sırasında silahıyla, patlayıcısıyla, uyuyan mayınıyla şehirlere yerleşmesine göz yummalar bu iki liderin döneminde oldu.
Bu iki lider!
Ve partisi ile kadrosu!
Görmezden geldi.
PKK, Güneydoğu ve Doğu Anadolu halkını esir aldı. PKK'nın Doğu ve Güneydoğu belediyelerini; “Yollara asfaltlama sırasında el yapımı patlayıcı yerleştirme ve ekmek tandırlarına uyuyan mayın döşeme taşeronları haline getirmesine” bu iki liderin döneminde göz yumuldu.

* * *

Arşivler yalan söylemez.
Bu iki liderin ve onların kurmay kadrosunun döneminde PKK karşısında TSK'nın eli ayağı bağlandı, gözü kapatıldı, kulağı sağır edildi.
Arşivlerde var.
Güneydoğu'da Asker PKK takibine çıkmadı. Polis, PKK yakalamayı bıraktı. Asker, sadece kendini koruyabilirse, polis sadece ölmeden kalabilirse bunu başarı sayacak noktaya getirildi.
Köye ambulans gidiyor.
PKK ambulansa el koyuyor.
PKK mahkeme kuruyor.
PKK vergi topluyor.
PKK asker topluyor.
Belediyeler PKK emrinde.
Hastaneler PKK kontrolünde.
PKK hangi asfaltın altında kaç kilo el yapımı uzaktan kumandalı patlayıcı yerleştirildiğini biliyor. O asfalt altında haince gizlenmiş patlayıcının üzerinden ordunun ve polisin zırhlı, zırhsız aracının ne gün, hangi saatte geçeceğini de PKK biliyor.

* * *

Bütün bunlar olurken bu iki lider; “barış sürecindeyiz, analar ağlamasın, seçim ortamında şehit cenazeleri gelmesin” diyordu.
Epey şey öğrendik.
Çok şey var.
Daha öğreneceğimiz.
Yarın İstanbul'da çoğunluk elinde bayraklarla “Kardeşiz” toplantısı yapacak ve “Kahrolsun PKK” diye bağıracak. Bu iki lider de bu toplantıya katılıp “Kahrolsun PKK konuşmaları” yapacaklar.
Ben sorarım:
Hangi yüzle!

Balans ayarı!

Balans ayarı tekerleği söküp atmak değil. Yalpalayan tekerliği yalpalamaz hale getirmek. Akın İpek'ten sonra Memduh Boydak'ın da üzerine gidildi. İkisi de Fethullah Gülen'e ailecek yakın işadamları. İkisinin de suçlandıkları konuyla ilgili somut belge yok. Belli ki gözdağı veriliyor. Balans ayarı; “Fethullah Gülen'i bırakın, bizim safımıza geçin” üzerine yapılıyor. Kayseri, AKP'nin kalesi bir şehir. Orada ve hiçbir yerde yalpalayan tekerlek istemiyorlar. Tam yandaş olmayan basına da “Sizi ezeriz-döveriz-kapatırız-hapse atarız” diye aynı korkutmayı yapmaktalar.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more