Sözcü Plus Giriş
BURAK GÖRAL

İnsanın vahşetine yenilen bir aşk

6 Mayıs 2017

Sean Penn arızalı bir senaryoya ve zor izlenen bir yapıya rağmen vurucu bir hikaye anlatıyor “Gerçeğin İki Yüzü”nde.  Dünyanın en ünlü oyuncuları ya da müzisyenleri zaman zaman dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan trajedilere dikkat çekmek için kendi isimlerini ve ünlerini kullanırlar. Birleşmiş Milletler'i (BM) temsil eden bu ünlü kişiler yaptıkları ziyaretlerle ilgi çekerler, dünyanın her ülkesinin tv kanallarında haber olarak kullanılırlar. Angelina Jolie'nin Türkiye'deki Suriyeli mülteci kamplarına yaptığı ziyareti hatırlayın mesela. Jolie gibi bazı oyuncular gördüklerinden etkilenerek savaş sırasında sivil halkın yaşadıklarına odaklanan filmlerin de yapılmasına ön ayak olabilirler.

gercegin_iki_yuzu_3

Sean Penn de her zaman bu konulara duyarlı bir sanatçı olmuştur. Dünyanın pek çok yerinde çeşitli mülteci kamplarını ziyaret etmiş, savaş kurbanları, sivil haklar konusunda ilgili kongrelerde konuşmalarda bulunmuştur. Yönetmenliğini yaptığı yeni filmi “Gerçeğin İki Yüzü”nde, Afrika coğrafyasında; Liberya'da, Sudan'da, Paraguay'da yaşanan iç savaşlarda doktorluk yapan Miguel Leon, aynı bölgelerde çok aktif olmasıyla ünlü olmuş babasının ardından doktorluk yapmaya başlayan Wren adlı genç bir kadına aşık olur. Yıllarca Afrika kıtası içinde hayat kurtarmak için oradan oraya sürüklenen bu doktorlar korkunç olaylara tanıklık edip, ciddi ölüm tehlikesi altında çalışırlarken kendi hayatlarını yaşayamaz hale gelirler. Miguel ve Wren'in aşkı da vahşetin, inanılmaz cinayetlerin ve masumların kanının içinde nefessiz kalır, kaybolur. Bütün yaptıkları fedakarlıkların bir anlamı olup olmadığını da sürekli tartışıyorlardır. Çünkü hayatlarını kurtardıkları bir sürü insan olmasına rağmen kayıp sayısını en ufak bir oranda bile azaltamadıklarına günbegün şahit olmaktadırlar…

gercegin_iki_yuzu_4

“Gerçeğin İki Yüzü” Cannes Film Festivali'ndeki ilk gösteriminin ardından hunharca eleştirilmişti. ‘Kendini çok önemseyen’ kibirli bir film diyenler olduğu gibi içerdiği yoğun trajedi ve sert ölüm sahneleri nedeniyle ‘mülteci pornosu’, Miguel ve Wren'in daha güçlü ve duygusal işlenmeyi bekleyen aşk sahnelerini ‘boş romantizm’ olarak tanımladılar çoğunlukla. Elbette filmin Erin Dignam imzalı senaryosunun kabiliyeti ve samimiyeti sorgulanabilir, Sean Penn’in yönetmenliğindeki Terrence Malick özentiliği de yadırganabilir. Evet, zaman zaman batılıların kendilerini aklamak için başvurduğu kimi numaralara başvurur gibi yapıyor film. Ama bunu samimiyetsizliğiyle değil, senaryodaki karakter yaratma zaafiyetiyle gerçekleştiriyor. Üstüne üstlük, Penn de daha zorlaştırıcı bir kurgu ve görsel numaralarla belki de bu boşluğu kapatmaya çalışmış ya da tam tersi kağıttakinden daha çıkışsız bir hale getirmiş. Ancak son derece vurucu ve gerçekçi sahnelerle izleyenleri yine de etkilemeyi başarıyor. İzlediklerimiz karşısında, başkalarının adına insanlığımızdan utanıyoruz yine. İnsanın insana yaptıklarına ve batı medeniyetinin seyirci kalmasına bir kez daha üzülüp, içimize ağlıyoruz. Ama yine de Miguel ve Wren'in yaşayamadığı aşka da daha çok kapılmak, onun için de duygulanmak isteyebilirdik. Üstelik Charlize Theron ve Javier Bardem gibi güzel bakan iki oyuncu da varken bunun başarılamaması üzücü olmuş.

3 yıldız
Gerçeğin İki Yüzü (The Last Face)
Yönetmen: Sean Penn
Oyuncular: Javier Bardem, Charlize Theron, Jared Harris
130 dakika, 15+

Paylaşılamayan koca

Julia adlı genç bir kadın, çok aşık olduğu David ile yeni bir hayata başlamak üzeredir. İşini, yaşadığı yeri David için değiştiriyordur. David'in ise eski bir karısı ve küçük bir kızı vardır. David'i elinden kaçırdığı için pişmanlık duyan eski eş Tessa, Julia'ya pek de samimi davranmaz. Hatta bir süre sonra dozu giderek arttırır. Julia'nın üzerine büyük bir suç yıkarak onu safdışı bırakmaya çalışacaktır.
“Saplantı”, eğer doğru bir türde ele alınıp, iyi bir senaryoyla kuşatılsaydı daha iyi bir film olabilirmiş doğrusu. Film kurduğu eski eş-yeni eş çatışması üzerinden dramatik bir film olarak tasarlansa daha anlamlı olabilecekken, beceriksizce bir ‘canavar kadın' filmine dönüştürülmüş. Tessa'nın giderek bir ‘öldüren cazibe' haline gelmesi inandırıcı olamıyor, kurduğu kumpaslar ise üçüncü sınıf demode tv dizilerindeki benzerlerini hatırlatıyor. Daha güçlü yazılmış bir senaryoyla Tessa'nın annesinden ona geçen mükemmeliyetçiliği bu kadar yüzeysel geçilmezdi, David'e olan takıntısının da altı daha dolu olurdu. Julia'nın Tessa karşısındaki çaresizliği ise yer yer fazla geliyor.

saplanti_2

Hollywood'un ünlü yapımcılarından Denise Di Novi yönettiği bu ilk sinema filminde yanlış bir senaryoya toslamış. Ancak Julia'da Rosario Dawson, Tessa'da da Katherine Heigl yine de kendilerini izleten performanslar çıkarabilmişler. Tessa'nın annesi rolünde izlediğimiz Charlie'nin Melekleri'nden biri olan Cheryl Ladd de filmin küçük bir sürprizi.

2 yıldız
Saplantı (Unforgettable)
Yönetmen: Denise Di Novi
Oyuncular: Rosario Dawson, Katherine Heigl, Geoff Stults
100 dakika, 15+

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more