Reklamsız Sözcü

Akşener Başbakan İçişleri Bakanı ve Erdoğan’a seslendi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara'da Türkiye Dayanışma Fonu konulu programda konuştu. Akşener, partisinin Türkiye ekonomisine ilişkin yapmayı planladığı düzenlemeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Ardından mikrofona, Akşener'in Ekonomi Danışmanı ve eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz geçti.

android-time 11:27 7 Mayıs 2018
Akşener Başbakan İçişleri Bakanı ve Erdoğan’a seslendi
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara'da Türkiye Dayanışma Fonu konulu programda konuştu. Akşener, partisinin Türkiye ekonomisine ilişkin yapmayı planladığı düzenlemeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Ardından mikrofona, Akşener'in Ekonomi Danışmanı ve eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz geçti.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, Ankara’da basın toplantısı düzenledi.

İYİ Parti Genel Merkezi’nde Türkiye Dayanışma Fonu konulu programda konuşan Akşener, “30 Nisan 2018 itibariyle borçları yasal takibe ya da yakın takibe alınmış olan, ve de borçları tahsilat şirketlerine satılmış olan 5 milyon vatandaşımızın tüketici kredisi, kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarından doğan borçlarını satın alacağız” dedi.

Akşener dün Bağcılar’da yaşanan bıçaklı saldırıyı sert bir şekilde kınayarak sözlerine başladı ve şunları kaydetti;

“Şenlik gibi olması gereken bir seçime gidilirken bu gerilim artırıcı lider dilinin geldiği nokta bu. Bu gün burada Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’nı, Sayın Erdoğan’ı ve İçişleri Bakanı’nı göreve davet ediyorum. Bu yol yol değildir. Bu ülkedeki herkesin canı o ülkeyi yönetenlere emanettir. Bu işi yapamıyorlarsa bu ülkeyi yönetemeyenlerin çekip gitmeleri şarttır.”

İYİ Parti Lideri’nin açıklamalarından satır başları şöyle:

“Bildiğiniz gibi 24 Haziran'daki Cumhurbaşkanlığı seçimi için yoğun bir tempodayız.

Attığımız her adım, gittiğimiz her yol milletimizin refahı ve huzurunu yeniden tesis etmek için.

Çok zorlu bir sürece geride bırakarak adaylık şartlarını yerine getirdik…

Milletimiz, iradesinin önüne çıkarılan engelleri, azim ve kararlılıkla birer birer yıktı.Ve sonuçta, an itibarıyla 210 binin üzerinde imza ile Cumhurbaşkanlığı adaylığımı kesinleştirdi.

Bu süreç geride kalırken biz şimdi hızla,bize bu büyük desteği veren milletimizin acil çözüm bekleyen sorunlarına çare bulmak için işe koyuluyoruz.

Bu sorunların başında ekonomimizin içinde bulunduğu dar boğaz, hayat pahalılığı, aş ve iş geliyor.İktidara geldiğimizde kısa, orta ve uzun vadede milletimize nefes aldıracak, refahını artıracak ekonomi programımızı önümüzdeki günlerde açıklamak için hazırlıklarımızı tamamladık.
Ekonomimizi, içinde bulunduğu dar boğazdan çıkarmak ve hak ettiği yere ulaşmasını sağlamak için çok kapsamlı bir çalışma yaptık. Bu çalışmaları 14 Mayıs 2018 Pazartesi günü yapacağımız toplantıda sizlerle ve milletimizle paylaşacağım.

Ancak Türkiye'nin her tarafından vatandaşlarımızla yaptığım sohbetlerde gördüm ki, acilen çözüm bulmamız gereken bir konu var.

Bugün işsizlik ve hayat pahalılığı kadar yakıcı olan çok önemli bir sorun da milletimizin her ferdinin altında ezildiği yüksek borçlar.

Gelir dağılımındaki bozukluk, düşük ücretler ve hayat pahalılığı yüzünden, vatandaşlarımız artık en temel ihtiyaçlarını bile tüketici kredisi ya da kredi kartı borcu ile karşılamak durumunda bırakıldı.

Türkiye'de son 15 yılda hane halkının toplam borcu tam 75 kat artarak bugün 550 milyar TL'ye ulaşmıştır.

Bu borçların yarısı, konut ve taşıt kredilerinin dışında, tüketime yönelik kredilerlerdir.
Üstelik bu rakamlara vatandaşlarımızın senet vererek yaptığı tüketim ve eş-dost-akrabadan aldığı borçlar dahil değildir.

Bugün milletimiz her 100 liralık özel tüketim harcamasının 20 lirasını borç ile yapmaktadır. Bunun dünyada örneği yoktur.

Bankalar Birliği verilerine göre bugün Türkiye'de yaklaşık 30 milyon bireysel kredi borçlusu vardır.Araştırmalar göstermektedir ki ülkemizde her 10 kişiden 8'inin borcu bulunmaktadır. Bu dünyadaki en yüksek oranlardan biridir.

Öyle ki çok borçlu olduğu bilinen ABD'de bile bu oran %65 seviyesindedir.

AB'de ise bu oran %50 civarındadır.Bu borç yükü altında ezilen vatandaşlarımız maaşlarının önemli bir bölümünü, daha ellerine geçmeden ya tahsilat şirketlerine ya da bankalara ödemektedirler.

Kapısına dayanan haciz memuru ve tahsilat şirketlerinin avukatlarının baskısı altında evinin ihtiyaçlarını karşılayamayan anne ve babalar, bunalıma girmişlerdir.

Basında artık her gün borç yüzünden sönen hayat ve ocakların hikayeleri, sıradan haberler haline gelmiştir.

Bu borçlar toplumumuzu içten içe çürüten bir sosyal facia haline gelmiştir.

Ay sonunu nasıl getireceğini bilemeyen…Kirasını zar zor ya da hiç ödeyemeyen…Ve hiç ödeyemeyeceği borçları için kapısına haciz memuru dayanan vatandaşlarımızın bu büyük derdi, bir an önce çözülmelidir. Bunun için hazırız.

İktidara gelir gelmez, hiç vakit kaybetmeden, bir sosyal dayanışma fonu kurucağız. Bu fona, Türkiye Dayanışma Fonu adını verdik.Biz diyoruz ki;Borç Kaderin Değil. Sileceğiz.

30 Nisan 2018 tarihi itibariyle borçları, bankalarca veya tüketici finansman şirketlerince yasal takibe ya da yakın takibe alınmış olan,ve de borçları tahsilat şirketlerine satılmış olan 4.5 milyon vatandaşımızın TÜKETİCİ KREDİSİ KREDİ KARTI VE KREDİLİ MEVDUAT HESAPLARINDAN doğan borçlarını satın alacağız.

Bu durumda olan borçlulardan, işsiz, emekli ya da asgari ücretle çalışanların borçlarının tamamını, sileceğiz.Değil borcunu ödemek, evine ekmek, çocuğuna süt bile götürmekte zorlanan işsiz kardeşlerimizi, tam rahat edeceği yaşlarda borç krizi içinde debelenen emeklilerimizi bu yükten kurtarmak boynumuzun borcudur.

Yine borçları bu durumda olan, düşük gelirle çalışan vatandaşlarımızın, ve öğrencilerimizin borçlarının en az yüzde 80'ini, belirli kriterlere göre sileceğiz.

Kalan borçlarınıysa faizsiz 10 yıla kadar taksitle ödeyebilecekler.

Ayrıca şehit ve gazi ailelerinin bu durumdaki tüm borçlarını sileceğiz. Vatan onlara çok şey borçludur.

En azından bunu yapalım.Bu büyük sosyal hamleyle, 4.5 milyon vatandaşımızı borç yükünden, haciz memurundan, tahsilat şirketlerinin ve banka avukatlarının elinden kurtarıyoruz.

İşsiz ve emeklilerimizi, şehit ve gazi ailelerini, ödeyemedikleri bütün borçlarından kurtarıyoruz.

Borç bittiğinde veya erken ödeme yapılması durumunda vatandaşlarımız yeniden bankalardan kredi alabilir duruma geleceklerdir.

İşsiz kalıp ya da gücü yetmediği için borcunu ödeyememiş ve finansal kayıtları bozulmuş vatandaşlarımız, durumları düzeldiğinde, örneğin yeniden konut kredisi alabileceklerdir.

Diyoruz ki borç kaderin değil.

KurtulacaksınTürkiye Dayanışma Fonu ile vatandaşlarımıza yeni bir başlangıç yapmaları için fırsat vereceğiz. Artık kapı her çalındığında, haciz memuru mu geldi diye endişelenmeyecekler.

Bakkalın manavın önünden geçerken boyunları eğik kalmayacak. Çocuklarına süt alırken iki kere düşünmeyecekler

Şimdi diyecekler ki:Bunlar iş bilmez, ekonomiyi batırır.

Nereden gelecek bu para? Gömü mü buldular? Nereden bu değirmenin suyu?

Onları yormadan ben söyleyeyim. Söyleyeyim ama önce birkaç soru sorayım kendilerine:

-Saray için, uçaklar için 5 milyar lirayı nereden buldun?

-Halkın yüzde 80'i ödeyemeyeceği borçların altında ezilirken, sarayına, tanesi 1,500 liralık kadehleri nasıl aldın?

-Örtülü ödenekten 12 milyar lirayı nasıl harcadın?

-Yandaş işadamına verdiğin milyarlarca liralık ihalelelerin parasını nereden bulup, ceplerine koydun?

-Suriyeli misafirlerimize 10 milyar doları nereden buldun?

Bütün bunlara para buluyorsun da, milletin derdini çözmeye gelince niye sızlanıyorsun?

Onlar bunlara ne cevap vereceğini bir düşünsün, ben size parayı nereden bulacağımı anlatayım;Birazdan Durmuş Yılmaz Bey size teknik olarak bu fonun nasıl çalışacağını detaylarıyla açıklayacak.

Bizim ekonomi ve finans ekibimiz son kuruşuna kadar bunun maliyetini hesapladı.

Bu borç silme ve azaltma fonunun, bir defalık olmak üzere 2018 bütçesine maliyeti yaklaşık 8 milyar TL olacak. Bu rakamdan, borcunu taksitle 10 yılda geri ödeyecek olan vatandaşlarımızın ödemeleri düşülürse maliyetin daha düşük olacağı açıktır.Şimdi size kamuya açık verilerden hesapladığımız birkaç rakam vereceğim.

Bakın, bu arkadaşlar 2007-2017 yılları arasında Örtülü Ödenekten tam 12 milyar TL harcadılar.
Sırf bu yılın ilk 3 ayında harcadıkları rakam 550 milyon lira…Diğer yandan makam arabası ve diğer taşıt kiralamaya, yine 2007-2017 yılları arasında toplam 3 milyar TL harcadılar. Hani görüyorsunuz ya, altlarındaki son model ithal arabaları, işte onlar da dahil, kiralanan araçlara ödenen para 3 milyar lira.

Dikkat edin satın alma değil, kiralama…

Diğer yandan bina kiralamaya son 10 yılda 4 milyar lira harcadılar.

Yani yandaş müteahhit ya da partilerine yakın iş insanlarından yüksek fiyatlarla kiralanan bakanlık binaları ve diğer, kimbilir hangi gereksiz binalara giden para da bu.Gelelim Saray'ın harcamalarına…Eskilerin Hazine-i Hassa dedikleri, yani Cumhurbaşkanlığı harcama ödeneği 2014-2017 yıllarında toplam 2 milyar TL tutmuş.

Sırf bu yıl için 700 milyon lira ödenek koymuşlar. Bu rakamların içine Kaçak Saray'ın yapımına harcadıkları 5 milyar lira dahil değil.

Bu rakamlar sadece kamuya açıklananlardan görebildiklerimiz. Sayıştay 4 yıldır çalıştırılmadığı için daha dolapta ne iskeletler var, şimdilik bilemiyoruz.Bizim Türkiye Dayanışma Fonu için bir defalık harcayacağımız 8 milyar lira, 2018 bütçe harcamalarının yaklaşık yüzde 1'ine denk geliyor.

Yani Mehmet Şimşek'in taşıt ve hizmet binası kiralamaları için zamanında, “fındık-fıstık parası” dediği rakam kadar.

Diğer yandan bu iktidarın 2010 ve 2016 yıllarında yandaş bir müteahhitin tam 2 milyar liralık vergi borcunu bir kalemde sildiği de Meclis tutanaklarına geçmiştir.

Biz, bütçedeki israf ve yandaşlara peşkeş çekilen paranın küçük bir bölümüyle 4.5 milyon vatandaşımızı bu borç yükünden kurtaracağız.

Bunu da, bütçeye tek kuruş ek yük getirmeden, bütçe harcama tercihlerimizi değiştirerek ve bu peşkeşleri, bu savurganlığı keserek yapacağız.

Şunun kesinlikle bilincindeyiz ki ilave borçlanma ile yapılacak bir iyileştirme fayda sağlamaz.Bazıları da diyebilir ki:Borcunu zamanında ödeyen vatandaşlarımıza haksızlık olmayacak mı?Neden onlar, borcunu ödemeyenlerin yükünü paylaşsın?

Türk milleti, en zor koşullar altında bile, 1950'lilerin başına kadar, Osmanlı'dan kalan Düyun-u Umumiye borçlarını son kuruşuna kadar ödemiştir.

Milletimizin borcuna sadakati en üst seviyededir. Ama büyük çoğunluk, her geçen gün ağırlaşan ekonomik şartlar, işsizlik, düşük ücretler ve hayat pahalılığı altında borçlarını ödemekte zorlanmaktadır. En temel ihtiyaçları için bile borçlanmak durumunda kalmışlardır. Bu durum tam bir sosyal facia ve yıkıma neden olmaktadır.

Kapısına haciz memuru dayanan insanlarımız madden ve manen büyük bir yıkımla karşı karşıya kalmıştır.Bu vatandaşların içinde kötü niyetli, sorumsuz kişiler de yok mudur? Elbette vardır. Ancak 5 milyon insanımıza sorumsuz ve kötü niyetli demek, ne ahlaken ne de vicdanen doğru değildir.

Ayrıca bu durumda olan vatandaşlarımıza toplum olarak yardım elini uzatmak boynumuzun borcudur.

Devlet nasıl ki zor durumda olan şirketlere yardım elini uzatıp, Kredi Garanti Fonu aracılığıyla 15 milyar TL'lik bir zararı üstlenmişse, zor durumda olan vatandaşlarımıza da yardım etmek durumundadır.

Size söz veriyorum 25 Haziran sabahı sizi bu yükten kurtaracağım.
Borç kaderiniz değil. Sileceğiz.

Kurtulacaksın.”

Akşener’in açıklamalarının ardından mikrofona, Akşener’in Ekonomi Danışmanı ve eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz geçti.
 

Son güncelleme: android-time 12:3007.05.2018
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more